Kategoriler
Magazin Haberleri Video

Hadise All Dergisi Aralık 2013 resimleri-röportajı-kamera arkası görüntüleri izle

Hadise All Dergisi Aralık 2013 resimleri-röportajı-kamera arkası görüntüleri

Ünlü şarkıcı Hadise, ALL Dergisi için kamera karşısına geçti.O Ses Türkiye güzel jurisi Hadise, alışveriş ve moda dergisi olan  ALL Dergisi’nin bu ayki kapak kızı oldu.ALL Dergisi için kamera karşısına geçen güzel şarkıcı birbirinden özel ve güzel pozlar verdi.

ALL, Aralık 2013
Styling- Nazli Alaca
Fotoğraf – Emre Ünal
Makyaj – Ali Rıza Özdemir
Saç – Mehmet Menteş

İyi ki Belçika’da kalmamış, buraya gelmiş. Belki de Hadise’yi hepimizin içinden bir parça taşıdığı için bu kadar seviyoruz. Süslenip püslenip dans eden, teenage ruhlu bir MTV kızıyla, geleneksel bir Türk kadınının müzikle yoğrulmuş, çok çalışmış, çok azmetmiş ve star olmuş hali. Bir ışık ve enerji Hadise’si!

Ünlü bir isimle röportaj yapmak üzere aynı odaya girdiğinizde, sahnede dünyaya hükmedecek bir özgüvenle duran yıldızlar dahi, gözünün ucuyla ses kayıt cihazının açılıp açılmadığını kontrol eder. Record tuşuna basıldığında oturuşlar dikleşir, ses tonları ayarlanır kelimeler uzun ”mmm”lar eşliğinde seçilir. Hadise’ye gelecek olursak; o her zamanki orjinalliğiyle sesi kaydedilirken de kendi doğal halinden farklı hiçbir şey yapmaya tenezzül etmedi diyebilirim. Teybi ne zaman açıp ne zaman kapattığımla ilgilenmedi bile. İçinde ne varsa dışarıya da onu koydu her zamanki gibi. Yaradılışında; sahnede milyonları etkisi altına almak kadar, kendini doğru sunma becerisi de olan; hata yapmaktan ve espri yapmaktan korkmayan, yaydığı ışığı hiçbir cihazın ellerine teslim etmeyen…Sanırım en önemlisi kendini tereddütsüz, iyi tanıyan bir genç kadın. Hayran olunacak kadar köklerine bağlı, ‘ailem de ailem’ deyip duran, tüm başarılarını ‘ailem sayesinde’ ablam sayesinde, sevenlerim sayesinde diye sağa sola mal edip alçak gönüllülük rekoru kıran sevgi ve mutluluk dolu bir kız. Hadise, Türkiye’nin en prestijli müzik yarışması O Ses Türkiye’nin jüri koltuğunda mentorluk yapmaya başladığında 25 yaşındaydı. ”Jürilik 30 yaşından sonra insana teklif edilen bir şeydir ya, o yüzden Acun’dan bu teklif geldiğinde şaşırdım kaldım” diyor. Hülya Avşar, Ebru Gündeş gibi tecrübeli isimlerin yanında renkli kişiliği, filtrelemediği tepkileri, zeki esprileriyle parladıkça parlayan güzel yıldız, birçok insanın yarışmayı izleme sebebi haline bile geldi. Müzik bilgisi ve sahne duruşu kadar, duygusal tepkilerin, şeffaf, dürüst, ‘bizim gibi’ tavırların izlenmekten ne kadar hoşlandığımız şeyler olduğunu hatırlattı bize Hadise.

Bilmeyenler için bazı noktaları yazmakta fayda var: İngilizce, Almanca, Fransızca, Flamanca ve Türkçe’yi anadil hakimiyetiyle konuşuyor, müzik eğitiminin yanında Belçika’da PHL Üniversitesi’nde Pazarlama bölümünü bitirdi. 16 yaşında ilk müzik yarışmasına katıldı, 17 yaşında albüm sözleşmesini yaptı, 24 yaşında Türkiye’ye Eurovision şarkı yarışmasında dördüncülük kazandırdı, albümleri dünya genelinde başarılı satış rakamlarına ulaştı ve çocukken kurduğu yolun yarısından fazlasını daha 30 yaşında gelmeden geride bıraktı. ”En uçuk hayalim Grammy sahibi olmak” diyen Hadise için ”uçuk hayal” diye bir şey olduğuna hiç inanmıyoruz.

O Ses Türkiye’nin çekildiği Ata Stüdyoları’nın kulisinde buluştuğumuz Hadise, çiçek işlemeli Zara kazağı, siyah Topshop taytı ve yine Zara binici çizmeleriyle bir country kızı olarak bizi karşıladı. ”Giydiğim kıyafet hal ve tavırlarımı etkiliyor” diyen güzel şarkıcı, her zamanki neşesi ve güler yüzüyle hiç sıkılmadan saate bakmadan tüm soruları içten bir şekilde cevapladı. Bir ara kulisin kapısı açıldı, yardımcıları içeri üç tane dev bavul getirdi. Röportajdan sonra uçağa atlayıp Belçika’ya temelli dönüş yapacak herhalde diye düşündüm! Meğer çekimde giymek için yanında aldığı ayakkabılarıymış!

Bu bavullarda ne var?
– Bu iki bavul sırf ayakkabı. Diğer bavul ihtiyacımız olabilecek çeşitli aksesuarlar.

Kararsızlıktan mı bu kadar çok ayakkabı getiriyorsunuz yanınızda?
– Karasızlık değilde modum çok değişebiliyor. O yüzden yanımıza iki ya da üç kıyafet alıyorsak, altına üstüne giyilebilecek bütün ayakkabı ve aksesuarları da doldurup getiriyoruz.

Fotoğraf çekimi için stüdyoya geldiğiniz gün, sabahın o saatinde herkes yarı uyuklar haldeyken iPhone’unuzu son ses açıp dans etmeye başlamanız hakkında neler söylemek istersiniz?
– (Kahkahalar) Evet! O çekimden sonra buraya (O Ses Türkiye stüdyosu) gelip düelloların ilk çekimini yapacaktık. Uzun ve yorucu bir gün olacaktı. O yüzden sabahtan itibaren enerjimi yüksek tutmam gerekliydi. JayZ’nin Night In Paris’ini açtım. Hep beraber şöyle bir dans ederek başladık güne. Yoksa uyanamazdım.

Genelde kaç kalkıyorsunuz?
– Yattığım saate, bir de mevsime bağlı olarak değişiyor uyandığım saat. İlkbahar ve yaz aylarında çok erken kalkarım çünkü güneş çok erken doğuyor. Şimdi ise her yer karanlık, erken kalkmak sevimsiz. İnsan bence güneş doğunca uyanmalı.

Genç yaşınıza rağmen yaptıklarınıza bakınca güne sabah 05:00’te başladığını düşünüyordum!
Evet bazı günler zorlanarak da olsa erken kalmam gerekiyor. Bir de ne kadar geç gelirsem geleyim eve gelince hemen uyumak istemiyorum. Normal insanların akşam eve geldiklerinde yaptıkları çay içmek, televizyonda biraz zapping yapmak gibi keyiflere de mutlaka ihtiyaç duyuyorum. Geç gelince bu biraz lüks oluyor tabii.

Yalnız mı yaşıyorsunuz?
– Evet. Kardeşlerimi, ailemi çok seviyorum ama bir saatten sonra eve gelince tek başıma olmanın sakinliğine ihtiyaç duyuyorum.

Bir yıldız hayatımı sürüyorsunuz? Şöförünüz ve evde çalışan birileri var mı? Mesela kahvaltınızı kim hazırlıyor?
– Kendim hazırlıyorum. Şöförüm var, evde çalışan kişilerde var ama sabahtan akşama kadar arkamı toplayacak şekilde değil. İlerde beş çocuğum falan olursa bunu isteyebilirim belki ama şu an değil.

Diğer kardeşleriniz evlendiler mi?
– Hayır, hiçbiri evli değil. Annem artık torun istiyor. Daha doğrusu düğün istiyor. Çerkes düğünü istiyor. Hem anne hem baba tarafından çerkes’iz biz.

Çerkesler’de, aile büyükleri çocuklarının sadece Çerkesler’le evlilik yapmasını ister, sizde durum ne?
– Evet eskiden öyle olmasını tercih ederlermiş. Ben de ailemizde ki bazı kişilerin böyle bir tercihi olduğunu hissediyorum ama benim annem – babam hiç katı değil bu konuda. ‘Aşık olduğun, sevdiğin insanla evlenmelisin’ diyorlar.

Çocukken kardeşlerinizle oturup hayal kuruyor muydunuz, ‘Ben şarkıcı olurum, sen kıyafetimi yaparsın, sen klibimi çekersin…’ diye?
– Hiç… Ben üçümüzün birlikte çalışacağını aklımın ucundan geçirmezdim. Hatta 10 yıl önce sorsanız aileyi iş hayatına karıştırmaya kesinlikle çok karşıydım. Ama bazı tecrübeler edindikten sonra insan tam güvenebileceği ‘ortaklar’ istiyor etrafında. Bu düşüncelerle ilk olarak ablam Hülya girdi hayatıma. Devamı da geldi bir şekilde. Bu anlamda kesinlikle iyi bir sitemimiz olduğunu düşünüyorum. İyi ki böyle yapmışız, dayanışma içindeyiz.

Hülya hanım başta menajerinizdi, sonra klip yönetmenine mi dönüştü?
– ‘Dönüştü’ diye bir şey yok. Yönetmenlik hep yaptığı ve çok sevdiğini bir şeydi. Bir gün ‘hadi Aşk Kaç Beden Giyer’in klibini çekip bir deneme yapalım’ dedik. O kadar güzel bir iş çıktı ki, ondan sonra zaten hep Hülya’yla çalıştık.

Bir anda kameralar açılıp kritik sorular sorulduğu zaman da çok iyi idare ediyorsunuz. Bu beceriniz de ‘marketing’ lisansı sayesinde mi yoksa?
– O sorular geldiğinde düzgün cevaplar vermek çok önemli. Düşünmeden verdiğimiz bir cevabın geri dönüşü olmayabilir. O yüzden gelen soruları çok dikkatli dinlemeye çalışıyorum. Yurt dışında bu işin ‘media training’ adı altında eğitimleri var. Ben Idol Müzik yarışması için 17 yaşımda ilk sözleşmemi imzaladığımda bu konuda eğitimler aldım. Aniden sorular soruluyor ve senin çok hızlı cevaplaman gerekiyor. Yurt dışında epey önemseniyor.

Idol’a 2003’te katıldınız.Şu an 2013’teyiz ve bu kadar kısa bir sürede başka bir ülkenin müzik yarışmasında jürisiniz. Üstelik hayran olduğunuz Christina Aguilera’nın koltuğunda oturuyorsunuz…
– Bu kadar genç yaşta jüri üyesi olacağımı düşünmezdim. Hep şükrediyorum. O kadar güzel bir şey ki. İnsanlar seni bir yere koyuyor, emek harcadığını görüyorlar demek ki. Çok şanslıyım…

Bu 10 yılda ne yaptınız da böyle oldu?
– Çok dikkatli çalıştım ve hep dört dörtlüğün peşinden koştum. Ama ailemin desteği ve okul hayatımda aldığım o asker disiplini olmasaydı adım gibi biliyorum ki bugün sahip olduklarımın yanından geçemezdim.

 

Asker disiplini ne demek?
– Okuldayken yurtta kalıp, hiçbir dersi kaçırmamaya çalışıp ama aynı anda akşamları küçük bir yerlerde şarkı söyleyip hem de cumartesi pazar harçlık çıkartmak için bir elbise mağazasında çalışıyordum. Sanırım hayatımın en zor ama disiplinin ne demek olduğunu öğrendiğim dönemiydi.

Belçika’da geleneksel bir Türk ailesi içinde büyürken ‘Acaba ben hangi kültüre aidim?’ gibi kafa karışıklıkları yaşadınız mı?
– Hiç yaşamadım. Hep Avrupa’da yaşayan bir Türk kızıydım. Mesela Ramazan ayında oruç tuttuğumuz için bize bir masa organize ediyordu okul. Türk olduğumuz ve onca insanın arasında oruç tutup farklı masada oturduğumuz için hiç çekinmezdik. Bambaşka bir kültürün içinde okusam da, hiçbir zaman nereden geldiğimi unutmadım. Onun dengesini kurmada anne babanın payı çok büyük tabii.

Anne-babanız ne iş yapıyorlardı?
– Babam belediyede, annem de biz küçükken sigara fabrikasında çalışıyordu. Sonra kardeşlerimiz doğunca ayrıldı, ev hanımı oldu.

Okuldaki popülerlik durumunuz nasıldı?
– Hiç öyle bir popüler kız olma durumum yoktu. Aksine derste sürekli parmağı havada olan, anlatılan şeyi ısrarla anlamak isteyen bir öğrenciydim. Hocayı bıktırana kadar soru sorardım!

Erkeklerle aranız nasıldı?
– Erkekler arasında da popüler kızlardan değildim. Hani olur ya havalı cilveli kızlar. Öyle değildim.

Şu an peki?
– Şu anda da öyle değilim. Daha doğrusu her zaman nasılsam öyleyim. Aslında giydiğim kıyafet, etkili oluyor tavrımda. Mesela dümdüz botlarla daha maskülen hissediyorum. Topuklularla ise seksi…

Bir erkekte sizi ne cezbeder?
– Hiç bilmiyorum çünkü insan hiç ummadığı birinden etkilenebiliyor. Hayatta ‘kel olsun, gözleri mavi olsun böyle etkilenirim’ demedim, diyemem. Ama sanırım parfüm etkilenmeye neden olabilen bir şey.

Bazı kadınlar ‘good boy’ bazı kadınlar ‘bad boy’ sever. Siz hangi kategoridesiniz?
– Kategorisini bilemeyeceğim ama hayatı heyecanlı yaşamayı seviyorum. Bazen samimiyet, bazen ciddiyet. Hepsi bir arada, karma seviyorum. Bad boy’lara fazla kaptırmamak lazım tabii. Zaten kadınlarda ki sorun ne biliyor musun? Birisiyle tanışıyorlar ve hemen o kişiye bağlanıyorlar. Bağlanmayacaksın hemen. Bir gün önce o kişiyle tanışmamıştın, hayatın nasıldı? Gayet güzeldi. Aynen öyle devam edeceksin. Hayal kırıklığı yaşamamak için sakin olmak, oluruna bırakmak, biraz da keyfine bakmak lazım.

Hiç isminizle dalga geçen erkek arkadaşınız oldu mu?
– (Kahkahalar) ‘Bu senin gerçek ismin mi?’ diye soran oldu ama alay eden olmadı.

Siz seviyor musunuz isminizi?
– Seviyorum çünkü ismimi dedem koydu. Çok özel bence. Hiç kimsede de duymadım. O yüzden hoşuma gidiyor. Sahne adıyla doğmuşum gibi. Dedem adeta ben doğmadan beni star ilan etmiş ve bu ismi koymuş!

Acun Ilıcalı’yla O Ses Türkiye vesilesiyle mi tanıştınız?
– Evet. Acun’u biliyordum ama hiç tanışmamıştık. The Voice’ı getireceğini duymuştum. ”Oo ne güzel müzik programı izleriz” diye düşünmüştüm. Sonra bir gece son derece bitkin ve terli bir şekilde dans provasından eve geldiğimde Hülya aradı, ‘Acun seninle hemen görüşmek istiyor’ dedi. ‘Ay dur, şimdi mi, danstan geldim, bitiğim’ derken hayatımda ilk defa birisiyle gecenin bir yarısı toplantı yaptım! Zaten o günden sonra Acun’un iş saatleri konusunda ne kadar ilginç bir insan olduğunu anladım!

Neden sizi jüriye seçmiş?
– Hiç sormadım aslında, soracağım ilk gördüğümde. Bende ki pozitif enerjiyi istedi sanırım. Benim de çok hoşuma gitti çünkü bu yarışmada star yarışmacılar. Ben orada sahnede değilim, başka bir görevim var. Bu zamana kadar neler öğrendiysem yarışmacılarıma bunları vermeye çalışıyorum. Bende onlardan öğreniyorum.

Sizi hep çok süslü, yapılı saçlı, bol kirpikli, topuklu görüyoruz. Bunlar yoruyor mu?
– Hayır, aksine çok mutlu ediyor. Şu an mesela sabırsızlanıyorum saça makyaja başlamak için. Bana karnaval gibi geliyor. Sürekli giyiniyorsun, makyajın yapılıyor. Çok seviyorum.

O makyajı çekim bitince hemen silmiyorsunuzdur…
– Evet! Bazen konser sonrası kıyamayıp bir saat falan tutuyorum makyajımı. Hoşuma gidiyor çünkü. Kızlar odasına kapanıp barbie oynar ya, bu da benim barbie dünyam.

Alışverişe ayırabileceğiniz ufak tefek vakitlerde kendinizi hangi mağazalara atıyorsunuz?
– En rahat alışveriş yapabildiğim mağazalar Topshop ve Zara gibi yerler. Kıyafet denemeyi sevmiyorum. Buralardan denemeden göz kararı alabiliyorum. Alexander Wang ve Balmain’e de bayılıyorum.

Hayal gibi gözüken bir çok idalinizi yaşıyorsunuz. Şu an size hayal gibi gelen ama ‘bunu da yapacağım’ dediğiniz bir şeyler var mı?
– Yurt dışında ki müzik yarışmaları oluyor ya sanatçılar gelip performans sergiliyorlar. Öyle bir platformda bir gün Türk kızı olarak sahne almayı hayal ediyorum.

devamı ve daha fazlası All dergisi Aralık 2013 sayısında..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.