Görme Engeliler İçin Sesli Web Sitesi

gorme-engeliler-icin-sesli-web-sitesi-kurdula-4641739_400

Zonguldak BEÜ Ereğli Eğitim Fakültesi okul öncesi öğretmenliği öğrencileri, görme engelli çocuklar için web sitesi kurdu.

Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi Okul öncesi 3. Sınıf öğrencileri Yusuf Buğra Mercimekçi, Mustafa Doğan, Havva Nur Gül, Ümüş Ergün, Esma Aras ve Ayşegül Yüksel, topluma hizmet uygulamaları dersi kapsamında görme engelli öğrenciler için sesli web sitesi kurdu .

Görme engelli çocuklar ve öğrenciler için kitapları seslendirip kurdukları siteyi sesli hale getiren öğrencilerden Yusuf Buğra Mercimekçi, “Görme yetersizliğinin onlara engel olmaması için böyle bir çalışma yaptık. Çok sayıda hikaye ve masal seslendirdik. Siteye www.engelsizyasa.blogspot.com adresinden ulaşılabilinir.” dedi.

Peyami Sefa’nın Fatih Harbiye Kitabı

fatih-harbiye12013 Peyami Sefa Fatih Harbiye kitabı kitap özeti yorumları sahışlar fatih harbiye dizisi  konusu incelemer kitap sayfa sayısı dili yayınevi..

Neriman’ın kendi kültürüyle batı kültürü arasındaki kayboluşu ve  doğru yolu buluşu.

Ciltsiz (Karton Kapak):
Sayfa Sayısı: 128
Baskı Yılı: 1999
Sayfa Sayısı: 105
Baskı Yılı: 1995
Dili: Türkçe
Yayınevi: Ötüken Yayınları 

Fatih Harbiye

Birbirinden giderek kopmaya ve birbirini reddetmeye başlayan iki hayat tarzı arasında yaşanan çatışma ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Tramvay yoluyla birbirine bağlanan ama birbiriyle bağdaşması mümkün olmayan iki semt: Fatih ve Harbiye. Bir genç kızın bu ikisi arasındaki gelgitleri, madde ile mana, albeni ile muhteva, göz ile kalp arasındaki çırpınışlarının hikâyesidir.

KİTABIN ÖZETİ:

Neriman’la Şinasi çocukluk arkadaşlarıdır. Tanıdıkları ilk karşıt cins birbirleridir. İlk başta ikisi de birbirlerini seviyorlardı. Okula beraber gidip geliyorlardı. Üniversite de bile beraberdiler. Neriman’ın babası Faiz Bey’dir ve Şinasi’yi de çok sevmektedir. Bazı geceler Faiz Bey’in evinde saz çalarlar ve sohbet ederlerdi. Herkese bir gün Şinasi ile Neriman’ın evleneceğini düşünüyordu.

Giderek Neriman Şinasi’den soğumaya başladı. Neriman oturduğu mevki olan Fatih’I, sevmemektedir. Çünkü Fatih, doğuyu, gelişmemişliği ve eskiyi temsil ediyordu. Oturduğu mahalle  çok eskiydi ve evler de virane gibiydi. Bir gün Macit denilen yakışıklı, zengin ve kibar birisiyle tanışır. Macit Harbiye’de oturuyordu. Harbiye, gelişmişliği ve batıyı simgeliyordu. Macit ile bir kaç sefer Şinasi’den habersiz buluşurlar. Bir gün Macit Neriman’a balo davetiyesi verir ve baloya davet eder. Nerman baloya gitmeyi çok istemektedir. Ama gitmesi için  babasının iznini almak zorundadır. Tam babasına söyleyecekken babası ona Şinasi ile evlenmesini teklif eder. Hemen reddetmez ve 2-3 ay mühlet ister. Ve bolaya Şinasi ile gitmesi koşuluyla da izin alır. Elbise için vitrinleri gezmeye çıktığında dayısının kızlarına uğrar. Çünkü dayısının kızları bu işlerde oldukça deneyimlilerdir.

Eve gittiğinde bir kadının ağlamaktan harap olduğunu görür ve nedenini sorar. Nedeni kızının intiharıdır. Kızı Rus gitariste aşık olmuştur. İkisi de başta çok mutlulardır ve birbirlerini çok sevmektelerdir. Ancak çok sefil bir hayat sürmektedirler. Buda kıza tak etmiştir. Günün birinde zengin bir adamla tanışan kız genci terk eder ve adamla yaşamaya başlar. Artık balolara gidebilmekte ve her istediğini yapabilmektedir. Ancak gerçek mutluluğu bulamamaktadır. Tahsil görmüş bir kız olduğundan hakiki güzelliği armaktadır. Musiki, mutalaa ve samimiyet…Rus gencinde bunları bulabiliyordu ancak zengin adamda bunları bulamamaktadır. Sonunda, gence dönmeye karar verir ve aramaya başlar. Büyük uğraşlar sonucu bulur ama genç kabul etmez. Kız bunun verdiği üzüntü ile evine gider ve tabanca ile kendini öldürür.

Hikayeden çok etkilenen Neriman evden izin alarak ayrılır. Kendi evine gelir ve babasına artık baloya gitmek istemediğini ve Şinasi ile evlenmeyi kabul ettiğini söyler….

KİTABIN ANAFİKRİ:

Batının tekniğini almalıyız fakat kültürünü asla.

KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN TAHLİLİ:

NERİMAN: musiki okulunda okuyan, bigili fakat biraz batı hayranı bir kızdır. Eğlencelere gitmek istemektedir.

ŞİNASİ: doğu kültürünü benimsemiş, bilgili ve battı kültüründen hoşlanmayan birisidir.

FAİZ BEY : Doğunun kültürü ile yetişmiş. Kendisini ve kültürünü iyi bilen, musikiyi ve sohbeti seven, bilgil ve ölçülü birisidir.

Neriman’ın Şinasi’ye olan tutum değişikliği Macit ile tanışmasından ve Şinasi’yi biraz doğu hayranı ve batı kültürü karşıtı olarak düşünmeksinden ileri gelmektedir. Şinasi’nin hiçbir zaman balolara ve eğlencelere gitmeyeceğini düşünmektedir.Dayısının evine gittiğinde karşılaştığı manzara ve anlatılan hikaye Neriman’ çok etkilemiştir. Hikaye anlatılırken kendisini kızın yerine ve Şinasi’yi de Rus gencin yerine koyarak  olayları aklında canlandırmış ve bir karara varmıştır. Anlatan hikaye Neriman’I doğru yola iletmiştir.

 KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

İlk sayfadan itibaren insanı kendisine çeken,  geçmişteki olaylarla günümüze de ders veren okuyan için çok yayarlı bir kitaptır. Günümüz gençlerinin de içinde bulunduğu durumu anlatması bakımından güzel bir eserdir.

YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:   

Peyami Safa

(1899- 15 Haziran 1961): Yazar. İstanbul’da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa’nın oğludur. Düzenli bir öğrenim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul’da öldü.

Peyami Safa halk için yazdığı edebî değeri olmayan romanlarını “Server Bedi” imzası ile yayınladı. Sayıları 80′i bulan bu eserler arasında; Cumbadan Rumbaya (1936) romanıyla, Cingöz Recai polis hikâyeleri dizisi en ünlüleridir. Ayrıca ders kitapları da yazdı.

Romanları: Gençliğimiz (1922), Şimşek (1923), Sözde Kızlar (1923), Mahşer (1924), Bir Akşamdı (1924), Süngülerin Gölgesinde (1924), Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925), Canan (1925), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930), Fatih-Harbiye (1931), Atilla (1931), Bir Tereddüdün Romanı (1933), Matmazel Noralya’nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Biz İnsanlar (1959).

Hikâyeleri: Hikâyeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980).
Oyunu: Gün Doğuyor (1932).
İnceleme- denemeleri: Türk İnkılâbına Bakışlar (1938), Büyük Avrupa Anketi (1938), Felsefî Buhran (1939

Ayşe Özyılmazel’in Kalpten Düşme Kitabı

Ayşe Özyılmazel’in yeni kitabı, “Kalpten Düşme” çıktı

Kırılgan olduğu kadar alaycı…
Tutkulu olduğu kadar öfkeli…
Tepeden tırnağa sahici…

sahiş

“Yazdıklarımın Türkçe meali yok. Yazıldıkları gibi okunmalarının imkânı yok. Kaç kişi karşısındakini olduğu gibi görebilir ki?
Aşka meşke çekilmesinden korkuyorum sözlerimin.
Bu gece budur mesele.

Yazdıklarımın ilişmelerle alakası yok.
Aralarla alakası var. Olmayanlarla. Akılda kalanlarla. Aramayanlarla. Kırmızı bültenle arananlarla…
Arsızlarla değil rahatsızlarla. Tereddütsüzlerle alakası var yazdıklarımın. Tek başına ağlayanlarla. Gocunmasızlarla. Gocuksuzlarla alakası var.

Geçmişle değil, geçirmişle alakası var.
Ama bunu anlamalarının ihtimali yok.

Oradaki kız aslında yok.”

“Tebeşir yiyip ateşini çıkarttığında etrafında istediğin dalgalanmayı yaratamayınca sinirinden ağlamış mıydın sen de? O adam sana değil ona âşık, niye? İnek gibi çalıştın, bu muydu karşılığı? Yan gelip yatanlarla aynı ligde değil misin yine?
Unutulup gideceksek, yer sıkıntısından mezarımızın üstüne mezar dikilecekse niye geldik lan bu âleme?”

“Benim ilgi sandığım ilgiyle ilgisizmiş meğer. Doktor öyle dedi. Birinin birini araması ‘ilgi’ anlamına gelmezmiş meğer. Aranmak az şey mi? Çok değilmiş meğer. İnsan insanı arar sorarmış, bunda abartılacak, kabartılacak, yakalara aşkı meşki sökmüş gibi kırmızı kurdeleler takılacak bi’şey yokmuş meğer. Aramak tek tuşla yes’miş meğer.”

Yayın Yönetmeni: Cem Mumcu
Yayın Koordinatörü: Kemal Kırar
Editör: Ömer Erte

Kapak Tasarımı: Ebru Demetgül

ISBN: 978-605-5134-16-7
Fiyat:  15  TL
Sayfa Sayısı: 144
Boyut: 13,5 x 19.5

Ayşe Kulin Dönüş 2013 Yeni Kitabı!

ayse-kulin-donus-25632013 ayşe kulin dönüş kitabı özet tanıtım yazar yeni dönüş kitabı fiyatı sayfa sayısı yayınevi kitap çıkış tarihi

Ayşe Kulin son romanı Dönüş..

Çağdaş edebiyatının sevilen yazarlarından Ayşe Kulin’in yeni kitabı “Dönüş” 23 Mayıs Perşeme günü Remzi Kitabevi’nden çıkıyor.Aldatmanın, aldatılmanın, affetmenin, acıtan gerçeklerin romanı Dönüş,150.000 adet basılan kitap, bir genç kadının duygularının sarmalında önce kaybolmasını, sonra kendini bulmasını konu alıyor.

Kardelenler, Aylin gibi kitaplarıyla çok satanlar listesinden düşmeyen Kulin, yeni kitabı raflarda yer aldıktan kısa bir süre sonra okurlarıyla bir araya gelecek. Kulin ilk olarak 25 Mayıs Cumartesi günü, Ankara Armada Remzi Kitabevi’nde düzenlenecek imza gününde kitapseverlerle buluşacak. 296 sayfalık roman, 20 TL’den satışa sunulacak.

Yazar adı: Ayşe Kulin
Türü: Roman
Sayfa sayısı: 296
Baskı adedi: 150.000
Fiyatı: 20 TL

DÖNÜŞ;

“Kayboldum! Zeytin ağaçlarının arasında kıvrılarak akarken karşıma aniden üçe ayrılan bir çatal çıktı. Toprak yollar doğuya, batıya ve güneye doğru uzanıyordu. Civarda ne bir tabela vardı ne bir işaret, ne de gidip adres sorabileceğim ev veya insan! Bir köpek bile yoktu görünürde. Sadece sonbahar rüzgârının dallarda hışırdayan sesi! Hangi yöne sapmam gerektiğini bilmiyordum, yolların her birini hava kararmadan deneyecek gücüm de kalmamıştı, vaktim de.”

VE;

Gerçekler acıdır; acıtır, incitir…
Tam da hayatının yoluna girdiğini sandığı günlerde, önce annesinden gelen bir haber, ardından eski bir şapka kutusunda bulduğu mektuplar…
Derya’nın, iki yıldır sümenaltı edilen gerçekleri bir tokat gibi öğrenmesi, onu dünyanın bir megakentinden ötekine savuracak, kaderi onu sarı bir sonbahar günü, açılıp açılmayacağını bile bilemediği bir demir kapının önüne kadar taşıyacaktır.
Genç kız, acaba gizem dolu bu perdenin ardına geçebilecek midir? Öğreneceklerini kabul edebilecek, kabul etse bile sindirebilecek midir?
O kapı açılırsa elbette…
Dönüş, aldatmanın, aldatılmanın, affetmenin, acıtan gerçeklerin romanı.

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski’nin Ezilenler Romanı

2013 Dostoyevski ezilenler kitabı içeriği tanıtım sözleri özeti çeviri kapak tasarımı yayınevi 

Ezilenler

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
İskele Yayıncılık
Dünya Edebiyatı
Öykü
Dünya Klasikleri

Bir tarafta geçimini makalelerle, gazete yazılarıyla sağlayan, aşkın bir anlamda özveri olduğuna inanan bir genç; diğer tarafta yeni bir dünya kurmayı amaçlarken elindekileri de kaybeden, imkansızın peşinden koşan, daha da kötüsü babasını üzen bir kız. Yoksulluk içinde bir ömür süren, annesini kaybeden, yürekleri yakacak bir şekilde hayata gözlerini yuman bir yavru… Gözünü bürüyen para hırsı için iki gencin geleceğini karartan, entrika, dalavere ve ayak oyunlarını kendine meslek edinen, iki yüzlü, tehlikeli bir tip… Ayakları üzerinde duramayan, kararsızlık içinde kıvranan, labirentteki fare misali koşturan, şıpsevdi bir zavallı… Evet, “Ezilenler”, zıtlıkların uyumu, Romantizm’le Realizm’in bir potada eritildiği bir roman. Teori ve pratiğin çok farklı kavramlar olduğunu gözler önüne seren canlı bir örnek. “Ezilenler”i okurken, bir yandan gözleriniz yaşaracak, diğer yandan hayatın acı gerçekleriyle yüzleşeceksiniz. “Ezilenler”, her insanın ayrı bir dünya olduğunu gözler önüne seren bir şaheser, sayfaları heyecanla çevireceğiniz bir klasik.

Kapak tasarımı : Nevruz Kıran Öksüz
Çeviri: Mustafa Bahar

Carly FEREY’in Zulu Kitabı

2013 zulu kitabı filmi cannes kapanış filmi kitqaqbı zulu yönetmeni yazarı hakkında..

Yayınevi: İthaki (1/2012)
Isbn: 9786053751632
Teknik Özellikler: 396 sayfa
Türü: Polisiye

Kitap Özeti: Güney Afrika toplumunu ve kültürünü tüyler ürpertici bir polisiyeyle birleştiren nefes kesici bir roman… – 2009 Elle okurları Büyük Ödülü – 2008 Fransız Polisiye Edebiyatı Büyük Ödülü Ali Neuman vahşetin ne olduğunu henüz küçük bir çocukken öğrenir. Güney Afrika’nın vitrini Cape Town’un ağır suçlar departmanında polis şefi olduğunda ise toplumu saran şiddet ve AIDS’le boğuşmak zorunda kalır. Ürkütücü sonuçlara sahip yeni bir uyuşturucunun etkisi altındaki Beyaz bir genç kızın cesedinin bulunmasıyla birlikte işler iyice karışır. Ali artık hayal bile edemeyeceği tehlikelere bulaşmıştır. Apartheid dönemi sona ermiş olsa da, eski düşmanlar karanlıkta beklemektedir… “… harika bir polisiye, şeytani bir büyüsü var.” Michel Abescat, Télérama “Kara büyü, uyuşturucu, politika, ırkçılık: bir aydınlanma…” Marie-France Rémond, Nouvel Observateur

Kelebeğin Rüyası Kelebeklerin Şiir Kitapları/Muzaffer Tayyip Uslu-Rüştü Onur Şiir Kitapları

2013 kelebeğin rüyası şiirleri Muzaffer Tayyip Uslu Rüştü Onur şiirlerm kitabı 

Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği “Kelebeğin Rüyası” filminin gerçek hayattaki şairleri Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur’un şiir kitapları çıktı.

Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun hayatını konu alan Kelebeğin Rüyası sinemaseverler tarafından ilgiyle karşılanmasının ardından Onur ve Uslu’nun kitapları Kaynak ve Yapı Kredi Yayınları tarafından kitaplaştırıldı. Sinemada Kıvanç Tatlıtuğ’un canlandırdığı Zonguldaklı şair Muzaffer Tayyip Uslu’nun Şimdilik adlı şiir kitabı, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

“Yalnız ben mi inkâr ediyorum Allah’ı
Mevsimler benden kafir”

ve

“Hatıralar da dal istiyor
Kuşlar gibi konacak”

dizelerinin sahibi… Hakikat arayıcısı bir şair… Yoksulluğun, ince hastalığın “kısa kestiği”, gencecik, naif bir şiir… 1946’da henüz yirmi dört yaşındayken, şair arkadaşı Rüştü Onur’la aynı kaderi paylaşarak veremden ölen Zonguldaklı şair Muzaffer Tayyip Uslu’nun kısacık yaşamında yayımlanan tek şiir kitabı Şimdilik… Kitabın bu yeni baskısında Uslu’nun dergilerde yayımlanan şiirleri ve yazıları da bulunuyor.

Mektubun Avcumda

Kelebeğin Rüyası’nda Mert Fırat’ın canlandırdığı, Muzaffer Tayyip Uslu’nun gerçek hayattaki en yakın arkadaşı Rüştü Onur’un şiir kitabı “Mektubun Avucumda” da Kaynak Yayınları’ndan çıktı. Kitap Zonguldaklı şair Rüştü Onur’un gizli kalmış mektupları ve şiirlerini içeriyor.

Kitabın önsözünü ise Yılmaz Erdoğan yazdı.

“Payıma düşen toprak parçası
Senin de payına düşer
Ayrılık gayrılık yok
Ölüm nefesinde nasıl olsa
Amma henüz vakit erken
Daha gün
Karşı apartmanın balkonunda
Dur bakalım hele
Ben salata satayım
Şair Leyla Sokağı’nda
Sen gene koş
Bez fabrikasındaki
Tezgahının başına
Ölüm içimde
Ölüm dışımda
Ölüm talihsiz aşımda
Ölüm kuru başımda
Teselli benim gözyaşımda”

Dizelerinin şairi için bakın çağdaşları ve şiirin ustaları neler söylemiş:

“Son yıllarda Zonguldak üç büyük yetenek yetiştirdi: Biri Rüştü Onur…”
Orhan Veli

“Gamlı gecelerin öncüsü Rüştü, artık hatıralarım arasına geçti.”
Behçet Necatigil

“Rüştü Onurun kısa bir şiir yaşantısı oldu. Her gün sıtma geçirirdi. Şiir sıtması.”
Salâh Birsel

“Rüştü Onur, Türkiyede geç başlayan bir hareketin bayrağı altında şiir yazıyordu.”
Oktay Rifat

“Rüştü Onur şiirleriyle hayatını, daha doğrusu ölümünü bir arada götürmüş.”
Cemal Süreya

ZONGULDAK ÜÇ BÜYÜK YETENEK YETİŞTİRDİ: BİRİ RÜŞTÜ ONUR”

Kaynak Yayınları Rüştü Onur’un Mektubun Avcumda – Bilinmeyen Mektupları ve Şiirleri” isimli kitabı okuyucuyla buluşturdu.

Rüştü Onur, 1920’de doğan 1942 yılında ölen Onur, kısacık ömrüne yürek yakan şiirler ve mektuplar sığdırdı. Günışığına çıkmamış mektupları ve şiirleri ilk kez bu kitapta bir araya getirildi. Kitaba Yılmaz Erdoğan bir önsöz de yazdı. Mediha’ya olan derin aşkı, Yılmaz Erdoğan’ın yönettiği ve oynadığı Kelebeğin Rüyası filmiyle de beyaz perdeye de uyarlanan Onur için “Son yıllarda Zonguldak üç büyük yetenek yetiştirdi: Biri Rüştü Onur…” deniliyor.

Rüştü Onur için Orhan Veli “”Son yıllarda Zonguldak üç büyük yetenek yetiştirdi: Biri Rüştü Onur…  Behçet Necatigil “Gamlı gecelerin öncüsü Rüştü, artık hatıralarım arasına geçti.”
Salâh Birsel “Rüştü Onur’un kısa bir şiir yaşantısı oldu. Her gün sıtma geçirirdi. Şiir sıtması.”
Oktay Rifat “Rüştü Onur, Türkiye’de geç başlayan bir hareketin bayrağı altında şiir yazıyordu.”
Cemal Süreya “Rüştü Onur şiirleriyle hayatını, daha doğrusu ölümünü bir arada götürmüş.”
Doğan Hızlan “O, insan kardeşlerine hep yaşam sevincinden, insancıl duygulardan söz etti” dedi.

YOKSULLUĞUN, İNCE HASTALIĞIN “KISA KESTİĞİ”, GENCECİK, NAİF BİR ŞİİR

Muzaffer Tayyip Uslu’nun “Şimdilik (1945)” isimli kitapları da Yapı Kredi Yayınları tarafından basıldı. Zonguldaklı şair Muzaffer Tayyip Uslu’nun yayımlanmış tek şiir kitabı olan “Şimdilik”, günümüz şartlarıyla Yapı Kredi Yayınları tarafından tekrar basıldı. “Şair harcıâlem şeylere teşbih ve mecazlarla lâyık olmadığı bir değeri vermek için çabalıyan bir sahtekâr değil, bulanık düşünceleri berraklaştıran hakikat arayıcısıdır.”

1946’da henüz yirmi dört yaşındayken, şair arkadaşı Rüştü Onur’la aynı kaderi paylaşarak veremden ölen Muzaffer Tayyip Uslu’nun kısacık yaşamında yayımlanan tek şiir kitabı Şimdilik’in Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan bu yeni baskısında dergilerde yayımlanan şiirleri ve yazıları da yer alıyor. Yoksulluğun, ince hastalığın “kısa kestiği”, gencecik, naif bir şiir, yaşamın yaşamak fiiline değer biçen özüyle şimdi okuyucuyu bir kez daha selamlıyor.

“Sokakların ellerinden öperim
Bana yaşamasını öğretmişlerdi
Dost olsun, düşman olsun
İnsanlara iyi günler dilerim..

İstanbul’da Gece Hangi Kütüphaneler Saat Kaça Kadar Açık Olacak? / 25-31 Mart 2013 Kütüphane Haftası

25-31 Mart 2013, 49.Kütüphane Haftası 2013 , Kütüphane Haftası 2013 ne zaman, Geceleyin Kitap-hangi kütüphaneler saat kaça kadar açık, 2013 Kütüphane Haftası İstanbul Kütüphaneleri kapanış saatleri, İstanbulda kütüphane haftasında gece açık olan kütüphanelerin listesi

Bu yıl 49. su kutlanacak olan Kütüphane Haftası etkinlikleri 25-31 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Hafta boyunca tüm İstanbul’a yayılan etkinlik ve aktiviteler İstanbul halkını bekliyor.

2011 yılından beri gerçekleştirilen ve kentin birçok semtinde halkın erişimine yönelik “Geceleyin Kütüphane” kampanyası ise kutlamaların en renkli etkinliklerinden biri olarak dikkat çekiyor.  İstanbul’daki bir çok belediye ve halk kütüphanelerinin katılımıyla yürütülecek “Geceleyin Kütüphane” kampanyasında;  hafta boyunca  kampanyaya katılan İstanbul’daki  aşağıda isimleri geçen kütüphaneler akşam geç saatlere kadar açık tutularak halka yönelik etkinlikler düzenlenmesi ve İstanbul halkının kütüphaneleri keşfetmeleri için önemli bir fırsat oluşturması hedefleniyor.  Etkinlikler kapsamında açık tutulacak kütüphanelerde, halkın kütüphanelerden akşam saatlerinde de yaralanması sağlanırken, yetişkin ve çocuklara yönelik konferanslar, atölye çalışmaları ve film gösterimleri gerçekleştirilmesi planlanıyor. Yine Geceleyin Kütüphane saatlerinde kütüphanelerden yararlananlar ve kütüphanelere ilk kez üye olanlar arasında yapılacak çekilişlerle İstanbullulara çeşitli hediyeler verilecek. Kütüphane Haftası boyunca akşamları açık olacak kütüphane isimleri ve çalışma saatleri hafta programından öğrenilebilir.

Açık olan Kütüphaneler;

1.     Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi Kütüphanesi

2.     Bağcılar Belediyesi Bağlar Mahallesi Halk Kütüphanesi

3.     Bağcılar Belediyesi Barbaros Mahallesi Halk Kütüphanesi

4.     Bağcılar Belediyesi Çınar Mahallesi Halk Kütüphanesi

5.     Bağcılar Belediyesi Demirkapı Mahallesi Halk Kütüphanesi

6.     Bağcılar Belediyesi Evren Mahallesi Halk Kütüphanesi

7.     Bağcılar Belediyesi Fatih Mahallesi Halk Kütüphanesi

8.     Bağcılar Belediyesi Fevzi Çakmak Mahallesi Halk Kütüphanesi

9.     Bağcılar Belediyesi Göztepe Mahallesi Halk Kütüphanesi

10.  Bağcılar Belediyesi Güneşli Mahallesi Halk Kütüphanesi

11.  Bağcılar Belediyesi Hürriyet Mahallesi Halk Kütüphanesi

12.  Bağcılar Belediyesi İnönü Mahallesi Halk Kütüphanesi

13.  Bağcılar Belediyesi K. Karabekir Mahallesi Halk Kütüphanesi

14.  Bağcılar Belediyesi Kemalpaşa Mahallesi Halk Kütüphanesi

15.  Bağcılar Belediyesi Kirazlı Mahallesi Halk Kütüphanesi

16.  Bağcılar Belediyesi Kültür Merkezi Halk Kütüphanesi

17.  Bağcılar Belediyesi Merkez Mahalle Halk Kütüphanesi

18.  Bağcılar Belediyesi Tuna Mahallesi Kütüphanesi

19.  Bağcılar Belediyesi Yavuz Selim Mahallesi Halk Kütüphanesi

20.  Bağcılar Belediyesi Yenigün Mahallesi Halk Kütüphanesi

21.  Bağcılar Belediyesi Yenimahalle Halk Kütüphanesi

22.  Bağcılar Belediyesi Yıldıztepe Mahallesi Halk Kütüphanesi

23.  Bağcılar Belediyesi Yüzyıl Mahallesi Halk Kütüphanesi

24.  Beylikdüzü Belediyesi Merkez Kütüphanesi

25.  Beyoğlu Belediyesi Turabibaba Kütüphanesi

26.  Esenler Belediyesi Adnan Büyükdeniz Dijital Kütüphanesi

27.  Esenler Belediyesi Fevzi Çakmak Kütüphanesi

28.  İBB Alibeyköy Erdem Beyazıt Halk Ve Çocuk Kütüphanesi

29.  İBB Başakşehir Rasim Özdenören Kütüphanesi

30.  İBB Beykoz Osman Akfırat Kütüphanesi

31.  İBB Fatih Ahmet Kabaklı Kütüphanesi

32.  İBB Esenler Barış Manço Halk Ve Çocuk Kütüphanesi

33.  İBB Eyüp Eyüpsultan Halk Ve Çocuk Kütüphanesi

34.  İBB Fatih Ahmet Kabaklı Kütüphanesi

35.  İBB Güngören Osman Ergin Halk Ve Çocuk Kütüphanesi

36.  İBB Kartal Orhantepe Halil İnalcık Halk Kütüphanesi

37.  İBB Sefaköy Metin And Kütüphanesi

38.  İBB Kartal Muallim Cevdet Kütüphanesi

39.  İBB Taksim Atatürk Kitaplığı

40.  İBB Tuzla İdris Güllüce Kütüphanesi

41.  İBB Ümraniye Ahmet Süheyl Ünver Halk Ve Çocuk Kütüphanesi

42.  İBB Ümraniye Atakent Nail Bayraktar Halk Kütüphanesi

43.  Kadıköy Belediyesi Muhtar Özkaya Halk Kütüphanesi

44.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakırköy Rıfat Ilgaz İlçe Halk Kütüphanesi

45.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Kadıköy Aziz Berker İlçe Halk Kütüphanesi

46.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Orhan Kemal İl Halk Kütüphanesi

47.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Refik Halit Karay Fatih İlçe Halk Kütüphanesi

48.  Pendik Belediyesi Kemal Tahir Kütüphanesi

24 Mart 2013 Kütüphane Haftası Etkinlik Programı ve İstanbul Tünel Açılış Yürüyüşü / 25-31 Mart 2013

24 Mart 2013, 49.Kütüphane Haftası 2013 İstanbul Kütüphaneleri Yürüyor Açılış Yürüyüşü Nerede Saat Kaçta, Kütüphane Haftası 2013 etkinlikleri, Geceleyin Kitap-hangi kütüphaneler saat kaça kadar açık,Kitap Bağış Kampanyası, 2013 Kütüphane Haftası ne zaman, 2013 Kütüphane Haftası hangi tarihlerde, Kütüphane Haftası 2013 İstanbul açılış program detayları, Kütüphane Haftası, Kütüphane Haftası neden kutlanır, Kütüphane Haftasında neler yapılır, 49.Kütüphane Haftası Etkinlikleri

Bu yıl 49. su kutlanacak olan Kütüphane Haftası etkinlikleri 25-31 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Hafta boyunca tüm İstanbul’a yayılan etkinlik ve aktiviteler İstanbul halkını bekliyor.

Programda yer alan ekinliklerin merkezinde her yıl olduğu İstanbul halkı yer alıyor. Hafta’nın sloganı ise bu yönelişi ifade ediyor : “Kütüphanelerle Gelişin, Değişin, Özgürleşin”. Kütüphanelerin sahip olduğu kaynaklar ve sunduğu hizmetler aracılığı ile  bireysel ve toplumsal değişimlere kaynaklık etme rolünden hareketle,  İstanbul’da yaşayan insanların, kentin bilgiye erişim köprüleri olan kütüphane ve bilgi merkezlerini keşfetmeleri için bir çağrı niteliği taşıyan kutlama etkinliklerinde, İstanbul’un pek çok yerinde  yetişkinlerden çocuklara kadar yayılan çeşitli aktiviteler gerçekleştirilecek.

Kütüphane Haftası Kutlama Programı ile;   kütüphanelere yönelik toplumsal bilinç ve farkındalık düzeyinin geliştirilmesi, kütüphane ve bilgi kurumlarının keşfedilmesinin sağlanması ve İstanbul’un yaşayan kütüphanelerine toplumun merak ve ilgisini uyandırmak ve kütüphanenin bilgiye erişimdeki vazgeçilmez rolüne dikkat çekilmesi amaçlanıyor.

24 Mart 2013 pazar günü, Belediye bandosu eşliğinde Tünel Meydanın’ndan saat 15.00’te başlayacak geleneksel İstanbul Kütüphaneleri Yürüyor etkinliği ile başlayacak hafta boyunca İstanbul’ daki kütüpheneler elliden fazla etkinliğe evsahipliği yapacak.

İstanbul Büyükşehir Belediye Bandosu’nun eşliğinde, Tünel Meydanı’ndan başlayıp Taksim Cumhuriyet Anıtı’na çelenk konulması, İstiklal Marşı  ve basın bildirisinin okunması  ile son bulacak yürüyüşle;  halkın kütüphanelerin yaşamdaki değerine ve insanlar üzerindeki değişim etkisine  ilişkin sloganlar ve pankartlar taşınacak,  broşürler, kitap ayraçları ve rozetler hediye edilecek.
Yürüyüş sırasında Nostaljik Tramvay’da sunulacak  drama çalışmalarında ise, haftanın temasına uygun canlandırmalar  yer alacak. Uzman drama eğitmeni eşliğinde üniversite öğrencilerinin yer aldığı drama çalışması,  yürüyüşü tamamlayan yaşamın içinden bir aktivite olması nedeniyle dikkat çekiyor.

GECELEYİN KÜTÜPHANE

Haftanın dikkat çeken önemli bir etkinliği de Geceleyin Kütüphane . Etkinlikte İstanbul’un çeşitli ilçelerindeki kütüphaneler saat 22.00’ye kadar kullanıma açık olacak.

Açık olan Kütüphaneler;

1.     Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi Kütüphanesi

2.     Bağcılar Belediyesi Bağlar Mahallesi Halk Kütüphanesi

3.     Bağcılar Belediyesi Barbaros Mahallesi Halk Kütüphanesi

4.     Bağcılar Belediyesi Çınar Mahallesi Halk Kütüphanesi

5.     Bağcılar Belediyesi Demirkapı Mahallesi Halk Kütüphanesi

6.     Bağcılar Belediyesi Evren Mahallesi Halk Kütüphanesi

7.     Bağcılar Belediyesi Fatih Mahallesi Halk Kütüphanesi

8.     Bağcılar Belediyesi Fevzi Çakmak Mahallesi Halk Kütüphanesi

9.     Bağcılar Belediyesi Göztepe Mahallesi Halk Kütüphanesi

10.  Bağcılar Belediyesi Güneşli Mahallesi Halk Kütüphanesi

11.  Bağcılar Belediyesi Hürriyet Mahallesi Halk Kütüphanesi

12.  Bağcılar Belediyesi İnönü Mahallesi Halk Kütüphanesi

13.  Bağcılar Belediyesi K. Karabekir Mahallesi Halk Kütüphanesi

14.  Bağcılar Belediyesi Kemalpaşa Mahallesi Halk Kütüphanesi

15.  Bağcılar Belediyesi Kirazlı Mahallesi Halk Kütüphanesi

16.  Bağcılar Belediyesi Kültür Merkezi Halk Kütüphanesi

17.  Bağcılar Belediyesi Merkez Mahalle Halk Kütüphanesi

18.  Bağcılar Belediyesi Tuna Mahallesi Kütüphanesi

19.  Bağcılar Belediyesi Yavuz Selim Mahallesi Halk Kütüphanesi

20.  Bağcılar Belediyesi Yenigün Mahallesi Halk Kütüphanesi

21.  Bağcılar Belediyesi Yenimahalle Halk Kütüphanesi

22.  Bağcılar Belediyesi Yıldıztepe Mahallesi Halk Kütüphanesi

23.  Bağcılar Belediyesi Yüzyıl Mahallesi Halk Kütüphanesi

24.  Beylikdüzü Belediyesi Merkez Kütüphanesi

25.  Beyoğlu Belediyesi Turabibaba Kütüphanesi

26.  Esenler Belediyesi Adnan Büyükdeniz Dijital Kütüphanesi

27.  Esenler Belediyesi Fevzi Çakmak Kütüphanesi

28.  İBB Alibeyköy Erdem Beyazıt Halk Ve Çocuk Kütüphanesi

29.  İBB Başakşehir Rasim Özdenören Kütüphanesi

30.  İBB Beykoz Osman Akfırat Kütüphanesi

31.  İBB Fatih Ahmet Kabaklı Kütüphanesi

32.  İBB Esenler Barış Manço Halk Ve Çocuk Kütüphanesi

33.  İBB Eyüp Eyüpsultan Halk Ve Çocuk Kütüphanesi

34.  İBB Fatih Ahmet Kabaklı Kütüphanesi

35.  İBB Güngören Osman Ergin Halk Ve Çocuk Kütüphanesi

36.  İBB Kartal Orhantepe Halil İnalcık Halk Kütüphanesi

37.  İBB Sefaköy Metin And Kütüphanesi

38.  İBB Kartal Muallim Cevdet Kütüphanesi

39.  İBB Taksim Atatürk Kitaplığı

40.  İBB Tuzla İdris Güllüce Kütüphanesi

41.  İBB Ümraniye Ahmet Süheyl Ünver Halk Ve Çocuk Kütüphanesi

42.  İBB Ümraniye Atakent Nail Bayraktar Halk Kütüphanesi

43.  Kadıköy Belediyesi Muhtar Özkaya Halk Kütüphanesi

44.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakırköy Rıfat Ilgaz İlçe Halk Kütüphanesi

45.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Kadıköy Aziz Berker İlçe Halk Kütüphanesi

46.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Orhan Kemal İl Halk Kütüphanesi

47.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Refik Halit Karay Fatih İlçe Halk Kütüphanesi

48.  Pendik Belediyesi Kemal Tahir Kütüphanesi

Hüsn-ü Aşk – Şeyh Galib

Şeyh Galib hüsn ü aşk kitabı tanıtımı içeriği sözleri şiiri hikayesi vs..

“Aşk başına gelecekleri anladı 
Sözle savaşmayı bir yana bıraktı 
Buyurun, dedi, ne istiyorsunuz? 
Bundan böyle ben varım; 
İşte bela, işte mihnet 
Elimden geleni yaparım 
Aile büyükleri ne gerektiğini söylediler. 
Güzellikle nikâhlanman için, 
çok belaya uğraman, 
önce kimyayı elde etmen gerek, dediler 
Durma; kalp ülkesine yürü; 
Kendinden vazgeç ve 
Kalp yolunda can ver dediler… 
Olur da Allah yardım eder, 
Kalp şehrinin suyunu içersen, 
Kimyası ondadır, 
Güzellikse buradadır. 
Onu getir ve güzelliği al, dediler”

Yazar : Muhammed Nur DOĞAN
Yayınevi : Ötüken Neşriyat

Hüsn’ü nikâhlamaya çok çaba gerektir,
Önce sana kimya bilimi gerektir.
Durma, kalp ülkesine sefer et,
Kalbe giden yolda canını ver.

Yirmi altı yaşındayken; içinde neredeyse bütün çiçekleri, meyveleri, gökkuşağının tüm renklerini barındıran, sabah melteminden kasırgaya kadar varan rüzgâr yelpazesini estiren, çağının bütün sanat dallarına resmi- geçit yaptıran, dört mevsimin bütün varlığıyla birer tablo gibi ortaya serildiği ihtişamlı bir sanat şölenidir Hüsn ü Aşk.

Küçük bir kıvılcımdan, birkaç harften, ufak bir bakıştan çıkan, her yanı saran, adeta yakmadık nesne bırakmayan bu kocaman harman yangınını, sonunda “ortalık temizleyen bir ateş seli”ne dönüştürür Şeyh Galib.

Yine o yaşta beşeri aşkı bütün safhaları ve ruh haletiyle yansıtıp, sonunda oluşan hüsranı, ilâhi aşka yönelterek mükemmelleştiren bir sanat ve gönül adamıdır o. Şeyh Galib ve Hüsn ü Aşk hakikaten şaşırtıcı ve hayran bırakıcıdır. Onunla tanışanlar buna kayıtsız kalamazlar. Bu, rastladığı ilk manzarada hayran kalıp, gözünü alamayan bir tek kişinin tespiti ve saplantısı kesinlikle değildir.

Nitekim bizim kültür iklimimizden yetişmeyen ancak eski edebiyatımızla ilgili bilimsel çalışma ve tespitler yapan Victoria R. Holbrook diyor ki: “Hüsn ü Aşk ile ilgili yazıların çoğu onun ne kadar harikulâde, ne kadar muhteşem ve özellikle ne kadar özgün olduğuna dair ünlemlerle doludur..”  Bunları dedikten sonra ve hatta eser boyunca objektif bilim adamı imajı çizmek istemesine rağmen,hayranlığını gizleyemeyip, bol ünlemli cümleler kurmaktan kendini alamıyor adeta.

Bir başka batılı, İngiliz oryantalist, Elias J. W. Gibb’in “Hüsn ü Aşk gerçekten de Türk romanslarının şahı ve zirvesidir” dediğini ekliyor

Holbrook yine Hüsn ü Aşk’la tanışanların benzer yaklaşımları ve deneyimleri olduğunu belirtip, kendi deneyimini aktarıyor. “Yazar için bu şiir inanılmaz düzeyde parlak ve zengin bir nesne, dünyayı farklı görmeği sağlayacak bir tür define haritasıydı; ister yemek masalarında dostlar arasında, ister yalnızken kitap okunsun, pırıltılı söz sanatları ile fikir ve sesin zarif etkileşimi sanki anlama deneyiminin kendisini yoğunlaştırıyordu.”

Hüsn ü Aşk’ta; tasavvuf ve dini konuların en çetrefilli görünen hususlarının, gönülden bağlı bir mümin tarafından nasıl özümsenmiş olduğunu, çağının bilim ve felsefenin girift konularının nasıl açığa kavuşturulduğunu; söz sanatının, şiirin ve şairin; ne, nasıl ve kim olduğu veya olmadığını didaktik biçimde değil lirik bir anlatımla keyifle izleyebilirsiniz.

Nihayet engin hayal gücünü kullanan Şeyh Galib’in ileri çağlarda keşfedilecek bazı teknolojik vasıtaları nasıl öngördüğüne hayretle tanık olursunuz. Bu yazı genelde Şeyh Galib’i, özel olarak ise onun en çok tesir uyandıran Hüsn ü Aşk adlı eserini gündeme getirme, sürekli canlı tutma daha da tanıma ve tanıtma amacı güden bir  karınca yürüyüşüdür.

Bu sebeple; Şeyh Galib’in kısa bir biyografisini, ardından yine özetlenmiş bir bibliyografya takdim edilecektir. Bu özet bibliyografya, hem Şeyh Galib ve Hüsn ü Aşk’ın farkına varma ayrıcalığına ulaşanlara bir minnet ve anma borcu hem de bu ayrıcalığa namzet olanlara yolun kısasını tarif amacı taşımaktadır.

Hüsn ü Aşk’ın Konusu

Benî Muhabbet (sevgi oğulları) adındaki Arap kabilesi içinde kabile büyüklerinden birinin bir oğlu; bir başkasının da bir kızı olur. Oğlana Aşk, kıza da Hüsn adını verirler. Kabilenin nişanladıkları bu gençler, Edeb denen okulda Munlâ-yı Cünûn adındaki hocadan ders okudukları sırada birbirlerine âşık olurlar. Bazen içinde Feyz havuzu bulunan Ma’nâ gezinti yerinde buluşmaktadırlar. Buranın mihmandarı olan Suhan bilgili ve yol gösteren bir ihtiyardır. Kabilede Hayret adlı biri, iki sevgilinin bir arada bulunmasına engel olunca birbirinden ayrılan aşıklar Suhan vasıtasıyla mektuplaşırlar. Aşk’ın Gayret adlı bir lalası, Hüsn’ün de İsmet adlı bir dadısı vardır. Aşk, Gayret’in de yardımıyle Hüsn’ü istemeye gider.

Fakat, kabile büyükleri, Kalb ülkesine gidip oradaki kimyayı getirmedikçe Hüsn’ü vermeyeceklerini söylerler. O da bunun üzerine Gayret’le yola koyulur. Yolda içine düştükleri derin bir kuyuda karşılaştıkları bir cadı bunları hapseder. Bu sırada Suhan yetişir ve kuyu dibinde İsm-i A’zam (Allanın en büyük adı) yazılı ipe sarılıp kurtulmalarını söyler. Buradan kurtulduktan sonra yollan Gam harabelerine uğrar. Kış mevsiminin hüküm sürdüğü burada bir cadı Aşk’a gönül verir. O, kabul etmeyince Aşk’ı çarmıha gerdiği sırada gene Suhan yetişir ve Aşk’a Hüsn’den bir kılıç ile bir at; Gayret’ede iki kanat getirir. Yolda gulyabânîlerle savaşırlar. Bu sırada Ateş denizine rastlarlar. Cinler, onun kıyısındaki mumdan gemilere binmelerini teklif ederlerse de kabul etmezler. Buradan kurtulup Çin ülkesine varırlar. O sırada bir dudukuşu şekline bürünen Suhan, Aşk’a, Çin padişahının Hüş-Rübâ adlı kızına kapılırsa Zâtu’ssuver kalesine hapsedeceğini söylerse de o, Hüsn’e benzettiği Hüş-Rübâ’ya gönlünü kaptırır. (Aşk aldanmıştır. Huş-Ruba onu sarhoş etmiş kılıcını elinden almıştır ve maddî varlığı, insan benliğini temsil eden Zâtu’s-Suver kalesine kapamıştır.) Gayretle burada mahbus kaldıkları sırada gene Suhan yetişir ve Aşk’a kaleyi ateşe vermesini söyler. O da böyle yaparak kurtulurlar. Nihayet, kutlu bir sabah vakti Suhan, bir hekim kılığında gelir ve Aşk’ı Kalb kalesine götürür orada Hüsn’ün sarayına ulaşırlar. O anda Hayret, İsmet, Munlâ-yı Cunûn ve diğerleri gelirler. Ma’nâ gezinti yeri de görünür, işte bu sırada Suhan, cadıyı öldürenin, yolları temizleyenin, hekim kılığına girenin hep kendisi olduğunu, Aşk’a yanlış yol tuttuğunu ve Aşk’ın Hüsn; Hüsn’ün de Aşk’tan ibaret olduğunu, birliğe ikiliğin sığmadığını anlatır. Sonunda Hayret, Aşk’ı alıp Hüsn’e götürür ve gayp perdeleri (bilinmezlik, sır perdeleri) açılır. Aşk, Hüsn’ün kendisi olduğunu anlar. Yani, kendisi kendisine kavuşur.

Hüsn ü Aşk tasavvufî sembolik bir hikâye olup tasavvufta seyr ü sülûk’u yani dervişlikte olgunluğa erişmek için takip edilen manevî yolculuğu anlatmaktadır. Lügatta seyr, yolculuk; sülük ta bir yola girme, bir tarikata bağlanma anlamına gelmektedir. Daha açık bir ifadeyle seyr ü sülük şudur : Tasavvufta Vahdet-i Vucûd inancına göre Mutlak Varlık telâkki edilen Tanrı’nın zâtî iktizâsı yani dileği zuhur etmektir (meydana çıkmak). Bu zuhur, onun kendisini bilmesidir. Tanrının zuhura olan bu meyli, kendinden kendine olan bir aşktır. Bu âlemin bir varlığı olan insan da insanlık suretine gelinceye kadar Tanrının sıfatlarını yüklenerek önce, bilgi âlemine oradan göklere, sonra su, hava, ateş ve toprak denen dört unsura, oradan cansızlar, bitkiler ve canlılar denen mevâlid âlemine geçmiş ve nihayet insanlık suretini kazanmıştır. Buna göre, zuhurun bir ucu Tanrı, öbür ucu insandır. İnsanın olgunluğa ermesi; aslı olan Tanrıya ulaşması için insanlığa gelinceye kadar maddeten ne kadar âlemden geçmişse; bu sefer manevî bir yolculukla insanlıktan Tanrı makamına yükselmesi, ulaşması gerekir, îşte seyr ü sülük budur. Bu manevî yolculuğa çıkmayanlar tabiat âleminde kalırlar. Manevî yolculuk ise o yolları bilen birinin terbiyesine girmek; iradesini onun iradesine vermekle mümkündür. Tarikata giren bir kişi bağlandığı şeyhin bilgi, irade ve kontrolü altında yaradılışın sırrını ihrâk etmeye çalışır. Mânevî yolculuğa giren kişi, olgunluğa üç durakta, merhalede ulaşır. Birinci durakta bütün işlerin Tanrı işi olduğunu hayır, şer, iyi, kötü diye bir şey olmadığını; ikinci merhalede bütün sıfatların Tanrının tek sıfatı olduğunu; çüncü merhalede Tanrı zuhurundan ibaret olan kâinatın Tanrıdan ayrı bir varlığı olmadığını anlar, idrak eder. Böylece, olgunlaşan insan, kâinatla Tanrıyı ayrı görmez; hiçbir şeyi inkâr etmemekle braber hiç bir şeye de bağlanmaz.

Manevî yolculuğa çıkan kişi yani sâlik bu devre içinde itiyadlarını, alışkanlıklarını terketmeye çalışır az yer, az içer, ibadet eder, zikirde bulunur, kendi nefsini daima kontrol altında tutar, tevekkülün, sabrın, kanâatin anlamlarını anlar. Bunlar, dayanılması müşkil olan şeylerdir. Fakat hakikatte birer imtihandır. Sûfîyi olgunluğa hazırlayan ana esaslara tahammül edemeyen kişi yan yolda kalmış demektir. Tasavvufî eserlerde bunlar, sâlikin karşısına çıkan engeller ve müşkiller olarak tanımlanmaktadır. Hüsn ü Aşk’ta Aşk, bütün engelleri aşmış, olgunluğa ulaşmış ve hakikati anlamıştır. Bu bilgilerden de anlaşıldığına göre Hüsn ü Aşk’takı vak’alar ve şahıslar birer sembolden ibarettir. Hüsn sevilen’i yani mutlak güzelliği; Aşk seveni yani dervişi, manevî yolcuyu; Mekteb-i edeb (edeb okulu) dergâhı; Moll-yı Cunûn mürşidi; Suhan aracıyı, yardımcıyı; Gayret çabayı; ismet dürüstlüğü, Kalb kalesi gönlü; yoldaki olaylar, felaketler ve gam harabeleri tahammülü; Hûş-Rübâ aklı çelen nefsi; Kalb kalesine yapılan yolculuk sâliktekî nefis mücadelesini ve tarîkatte çileyi temsil etmektedir

Şeyh Galip (1757 – 1799)

Esed ve Galip mahlaslarıyla yazdığı şiirlerini toplayarak 24 yaşında iken divanını meydana getirdi (1780). Şeyh Galip, hiç kuşkusuz Nedim’den sonraki dönemin en önemli şairlerindendir. Sembolizm benzeri bir tarzın Türk edebiyatındaki öncüsü olmuş, birçok buluşu ve yarattığı mazmunlarla Divan Edebiyatı’nın gelişmesinde büyük bir rol oynamış olmasına rağmen divan şiirinin geleneklerinden de kopmamıştır. Bugün Şeyh Galip’in şiirleri gösterdiği harika sembolizm ve betimlemelerle özellikle Batıda fazlasıyla beğeni toplamaktadır. Şeyh Galip’in eserlerinin en önemli yönlerinden birisi de tasavvufi temellere sahip olmasıdır. Şeyh Galip tasavvuf edebiyatı açısından çok önemli bir isimdir.

Başlıca Eserleri

Galib Divanı
Hüsn ü Aşk
Şerh-i Cezire-i Mesnevi
Es’sohbet’üs Sâfiye

Yeniden İnsan Olmak – Virginia Satir

Yeniden İnsan Olmak – Virginia Satir

Aile Yapısının Başyapıtı

Yazar: Virginia Satir
Tercüme: Selim Yeniçeri
Yayın evi: Beyaz Yayınları

Kitaptan..

Her bir fark yaratabiliriz; her birimize ihtiyaç var. Fark yaratmaya özgüvenimizi arttırmakla başlarız. Bu kitabın her birimizi doğru bir insan olmak yönünde hareket etmeye teşvik edeceğinden ve güç vereceğinden fazlasıyla umutluyum. Olumlu deneyimlerimiz ve çevremizde tanık oldğumuz olumlu davranışları modellememiz birbirimizi anlamak, kendimize ve birbirimize bakmak, çoçuklarımızın kendi bütünlüklerini ve güçlerini inşa edebilecekleri sağlam temeller vermek konusunda yaratıcı yollar bulmamıza yardımcı olacaktır.

Virginia Satir

Kitap hakkında yorumlar:

June Y.Scwartz: Virigina Satir yazıları bence evde yapılmış ekmeğe benziyor; iyi kabarnmış sağlıklı ve besleyici. Çok şey vaat ediyor, kolay sindiriliyor, ve insanı doyuruyor.

Dr. Salvador Minuchin: Aile tarapisi konusunda kimse Virginia Satirîn eline su dökemez.

Virginia Satir’dan Aile Terapisi

Aile sistem yaklaşımından etkilenenVirginia Satir, yaklaşımında, aileyi; ebeveyn-ler, kardeşler ve diğer aile üyelerinden oluşan bir sistem olarak değerlendirir (Bitter, 1988;Cheung ve Chan, 2002). Ancak sistemyaklaşımından farklı olarak, Satir, üyelerinsistemdeki rolleri üzerinde ağırlıklı olarak durmuştur. Örneğin, ebeveynlerin aile liderleriolarak yeni gelen üyeleri aile sistemine dahiletme rolleri üzerinde durmaktadır (Bitter,1988).Sistem yaklaşımının yanı sıra VirginiaSatir, kuramını oluştururken varoluşçuluk (existentialism; Cheung, 1997), humanizm(humanism; Haber, 2002; Innes, 2002; Lee,2002b) ve gelişim modelinden etkilenmektedir (growth model; Cheung ve Chan, 2002).Cheung (1997), Virginia Satir AileTerapisinde aile üyelerinin kendi seçimleriniyapabilecekleri inancında varoluşçuluğun izlerini grdüğünü dile getirmektedir.Bunun yanı sıra Maslow ve Rogers gibiinsanoğlunun z güvenini, bireyselgüçlülüğünü, motivasyonunu ve gerçekliğiynetmesini sağlamak için uğraşması,Satir aile terapisinin hümanistik kuramdanetkilenmesinin somut gstergesidir (Satir,Banmen, Gerber ve Gamori, 1991).Satir’in sunduğu modelde hümanistik vevaroluşçu akımın etkisi, ‘şimdi ve burada’odaklı olmasında ve bireyin kendi seçiminiyapabileceği varsayımından hareket etmesindegrülebilir (Cheung, 1997). Ayrıca, Satir,insanların hislerini ortaya koyup farklılıklarınıaçıkça belirtmelerini nemsediği, insanlarıilişkilerde aynı ve eş değerde kabul ettiği veolayları neden-sonuç ilişkisiyle değil de birçok değişkenin etkisini gz nünde bulundurarak değerlendirdiği için gelişim modelini de benimser (Satir ve ark., 1991).Bu blümde; ailede z güven, aile içiiletişim, aile dengesi, aile içi duygusalyaşantılar, ailede problemin odaklandığıkişi ile ailenin işlevselliğinden oluşanSatir aile terapisinin kuramsal kavramlarıaçıklanacaktır. Ardından terapistin rolü,ailenin değerlendirilmesi, terapi amacı ileilişki kurma, ailenin yeniden yapılandırılması(aile haritası, aile yaşam kronolojisi veetkilenme tekerleğini içermektedir), parçaların partisi, metaforlar ve heykelleştirme gibiSatir’in kullandığı terapi teknikleri gözden geçirilecektir

Terapistin Rolü

Satir yaklaşımında terapist, aileye çareya da kaynak olabilecek ve gücü sınırsızolmayan insan olarak tanımlanmaktadır.Terapistin aileden avantajı; aileyi dışardan gözleyebilmesi ve ailede güç yarışının içindeolmamasıdır. Terapist, aile üyelerinin farkınavarmadıklarını fark edebilir ve amaçlar doğrultusunda ailenin iyileşmeye olaninancını yükseltir ve destekler (Satir ve ark.,1991).Satir, ailelerle çalışırken, içten bir teraptik ilişkinin yanı sıra insanları sorunlarınayakınmadan çözüm üretmeye ynlendirmeyeve her aile üyesinin kendine güvenini veiyi niyetlerini desteklemeye özen gsterir.Davranış değişimi için anahtar koşulların ilgive kabullenme olduğunu ifade eder (Nicholsve Schwartz, 2001). Bu bağlamda, kabullenicive güvenli bir ortam yaratarak, değişimsürecini ailenin başlatmasını hedef alır (Sayles, 2002). Bu süreçte terapistin kendiniaktif bir biçimde ortaya koyduğu, amaçynelimli bir yaklaşım izlenmektedir (Innes,2002). Örneğin, “ailede sorunun odaklandığıkişinin” tedavi edilmesi gerekçesiyle öne çıkan diğer aile bireylerinin terapiyi saboteettiği durumlarda terapistin uyanık olmasıSatir’e (1964) göre nemlidir.Satir, modelinde bireyin benliği ileiletişiminin önemli olduğunu vurgular;ancak terapist ve danışan arasında kurulaniletişimin daha da önemli olduğunu belirtir.Bu doğrultuda terapist, iletişim açısındanaileye model olmalıdır Amaç, aileye doğruiletişim örneği vermek değil, doğru iletişiminasıl elde edeceklerini onlara öğretmektir

 

Hande Altaylı – Kahperengi Kitabı

2013 kahperengi ktabı merhamet dizisi 2013 merhamet narin karaketeri kahperengi kitap  özeti tanıtımı yazarı , merhamet dizisi kitabı ,  kahperengi kitabı dizi uyarlaması, kahperengi kitabı narin karaketeri..

ISBN: 978-605-09-0605-9
Sayfa Sayısı: 324
Ebat: 13.5×19.5 cm
Yayın Tarihi: Nisan 2012
Fiyatı: 19.00 TL

Kitap Hakkında:

Hayat engebeli olmaktan çıkıp engebenin kendisine dönüştüğünde… Başladığınız yere dönebilmek için dünyayı dolaşmanız gerekir. Aşka Şeytan Karışır ve Maraz adlı çok satan romanların yazarı Hande Altaylı’dan yeni ve sarsıcı bir roman Ege’nin küçük bir kasabasının çok yoksul bir mahallesinde başlar Narin’in hikâyesi.

Sevginin değil, mecburiyetin bir arada tuttuğu bir ailede büyüyen Narin ilk kez âşık olduğunda büyük bir hayal kırıklığı yaşayacak; hem ailesinden hem de bu aşktan kaçmak için eğitimini bahane ederek, gizlice İstanbul’a taşınacaktır. Büyük şehirde de zor günler beklemektedir genç kızı. Bir rastlantı sonucu tanıştığı Deniz, hem dostluğu hem de İstanbul’un renkli hayatını tanıtacaktır ona.  Yıllar geçer… Narin artık meslek sahibi, kendi ayaklarında üstünde duran ve Deniz’le birlikte renkli İstanbul hayatının tadını çıkaran bir kadın olmuştur. Ve karşısına yeniden o eski aşk çıkar. Yine imkânsız bir erkek olarak, başkasının sevgilisi olarak… Hem de…

Hande Altaylı tam bir metropol hikâyesi anlatıyor bize. Tabii küçük kasaba sıkıntısının izleri de var bu hikâyede… Geçmişten de gelse, o izler de seziliyor hikâyede. Ve büyük bir aşk var. Karşı konulmaya çalışılan, direnilen ama vazgeçilemeyen. Okuru kendine sımsıkı bağlayan, ustaca kurgulanmış, günümüze ait bir roman Kahperengi. Baharın yüzünü gösterdiği şu günlerde keyifle okumak için ideal bir seçim.

Yazar Hakkında

1971 yılında Edremit’te doğdu. Galatasaray Lisesi’ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi okudu. Çeşitli ajanslarda reklam yazarlığı yaptı. İlk romanı Aşka Şeytan Karışır (2006) yılın en çok satan kitapları arasında yer aldı. İkinci romanı Maraz 2009 yılında yayımlandı. Eserleri çeşitli dillere çevrildi.

 

kaynak: dogankitap.com.tr

Elçin / Mahmut ile Meryem

Mahmut ile Meryem kitabı özeti yazarı fiyatı  asım yılı basım yeri içeriği tanıtım yazısı..

Mahmut ile Meryem
Ötüken Neşriyat
Edebiyat Dizisi

Tanıtım Yazısından..

Folklor ve halk edebiyatı ürünlerinin modern sanatta yeniden yorumlandığı veya onlardan istifadeyle yeni eserler verildiği bilinmektedir. Bilhassa Tanzimat’la birlikte folklor ve halk edebiyatına, başta olumsuz da olsa yeni bir yaklaşım tarzı benimsenmiştir. Milli edebiyat akımıyla birlikte folklor ve halk edebiyatı ürünleri, modern edebiyatın ham maddesi olarak görülmeye başlamıştır. Ziya Gökalp’ın “tehzip” fikri bu yaklaşımın sistematize edilmiş halinden başka bir şey değildir. Türk halk edebiyatının önemli bir türü olan halk hikayeleri de bu şekilde değerlendirilmiş; roman, tiyatro, opera, revü ve hatta sinema eseri olarak yeniden yazılmıştır. Türkiye’de durum böyleyken hikâyenin çok sevilerek anlatıldığı Azerbaycan’da da benzer bir durum dikkati çekmektedir. Elçin’in Kerem ile Aslı hikâyesinin Azerbaycan varyantından mülhem Mahmut ile Meryem romanı da bu tür çalışmalardan biridir. “Türk edebiyatı” kavramının içine artık diğer coğrafyalardaki Türk edip ve şairlerinin de dahil edilmesi gerektiği düşüncesi ve Elçin’in de bu edebiyatın modern kısmında yer alması temennisiyle bu müşterek malzemeli eserin okuyucuya faydalı olmasını diliyoruz 

Şenay Düdek- İki Sevda Arasında Kitabı Tanıtımı/İçeriği/Özeti

Şenay Düdek kimdir, Şenay Düdek kitabı, Şenay Düdek kitabının adı, Şenay Düdek  iki sevda arasında kitabı özeti, Şenay Düdek iki sevda arasında kitabı tanıtım yazısı, Şenay Düdek  2012 çıkan kitabı, Şenay Düdek’in ilk Romanı ‘İki Sevda Arasında kitabı, Şenay Düdek iki sevda arasında kitap fiyatı, Şenay Düdek iki sevda arasında kitap özeti, Şenay Düdek iki sevda arasında  kitap içeriği..

Alfa Basım Yayım Dağıtımı  tarafından yayınlanan Şenay Düdek tarafından kaleme alınan İki Sevda Arasında kitabının içeriğiyle ilgili tanıtım yazısı:

İzmir doğumlu Şenay Düdek, ilkokulu Kocatepe’de, Ortaokulu Eşrefpaşa’da, Liseyi İzmir Kız Lisesi’nde okudu. Ardından Yakındoğu Gazetecilik Yüksek Okulu’nda öğrenimini sürdürdü. Okul yıllarında mesleğe, spor yazılarıyla, Demokrat İzmir Gazete’sinde başladı. Profesyonel olarak sürdürdüğü gazetecilik yaşamında, Muhabirlik, Yazı İşleri Müdürü, Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Türkiye’nin ilk kadın programı olan, ‘Kadın Magazin’ adlı programı, TRT Televizyonları’nda yaptı ve sundu. ‘Dobra Dobra’ adlı program ile de büyük ses getirdi. Bu romanı yazmak için, gazeteciliğe ve televizyonculuğa 2.5 yıl ara verdi. Tam 2.5 yılda yazdığım bu kitabımda da, gercek hayat hikayelerinden yola çıktım. Kitabı okuduğunuz an; kendinizden de çok şeyler bulacaksınız. Hatta bazılarınız, yıllardır içinde sakladığı gerçeklerle yüzleşecek belki. “Bu benim hayatım. Bu kitap da yaşananlar bana hiç yabancı gelmiyor” diyecek… Anne ve babasını, köyde bir trafik kazasında kaybeden Hatice, ağabeyi, dede ve ninesi ile geldiği İzmir’de, okumak, ard arda uğradıkları sahtekarlardan, dolandırıcılardan kurtulmak, insanca bi yaşama kavuşmak için büyük bi mücadelenin içinde bulur kendini. Ağabeyi ile girdiği bu büyük savaşta, çok sevdiği ninesinin ölümü, tam onu hayattan soğutmuşken, eski ve hiç görmedikleri bir akrabaları sayesinde hayata yeniden tutunurlar… Hatice ve aile için güzel günlerin başlangıcı, zorlu bir aşkın da habercisi olur. Bu aşk, Hatice’nin hayatında, teyze kızının dışında, en yakını, ağabeyi Mahmut’un bile bilmediği bir SIRRI, hayatı boyunca bir yük, hem de bir LEKE olarak saklamak zorunda bırakır. O sır, evlendiği ve deli gibi sevdiği adamın, kızının babasının sonu olur. Biricik kızı Zeynep’in de hayatını karartır. Ömür boyu bu sırrı altında ezilen Hatice, iki sevda arasında kalır. Bir anda hayatına ilk giren ve yok olan Süha, öte yanda Dr.Yılmaz… Bir yanda herkesden sakladığı büyük SIRRI, öte yandan kızı ve geleceği. Ölüm ile yaşam arasında, son karar Hatice’nindir… Mutlu günler, ensest bir ilişki, kanser, ölümler, ayrılıklar, aşklar, yaşam içinde ne gerçekler varsa ‘İKİ SEVDA ARASINDA’ yaşanacaktır ve yaşanır…

9786051066417
9786051066417
168
135-195
Karton
2012-10

İki Cami Arasında Aşk / Mürvet Sarıyıldız

 İki Cami Arasında Aşk Mihrimah ile Sinan Kitap özeti, tanıtımı, konusu, yazarı..

İki Cami Arasında Aşk /Mihrimah ile Sinan / Mürvet Sarıyıldız

MOLA KİTAP

Yazar: Mirvet Sarıyıldız
Yayınevi: Mola Yayınları
Sayfa: 255

18 Yaşında kendi arzusu ile devşirilip payitahta getirilen Sinan, Karaboğdan Seferi sırasında gördüğü Mihrimah Sultan’a aşık olur. Bu aşk, Sinan’a önce Prut Nehrini on üç günde geçilecek köprüyü yaptırır. Payitahta dönüşte Mihrimah Sultan’ın evlendirilmesine karar verilir. Sinan ve Rüstem Paşa aday olur. Hürrem Sultan, siyasi nedenlerle kızı Mihrimah’ı Rüstem Paşa ile evlendirir.

Elli yaşında ve evli olan Sinan, bu evlilik üzerine kendini sanatına verir. Sarayın baş mimarı olur. Aşkını payitahtta yaptığı hanlar, hamamlar ve camilere yansıtır. Özellikle de aşkını Edirnekapı ve Üsküdar’da yaptığı iki cami arasına gizler. Dünyaca ünlü mimar, Mimar Sinan’ın ve büyük aşkı Mihrimah Sultan’ı anlatan sürükleyici bir roman

Grinin Elli Tonu (Fifty Shades of Grey) / E. L. James

Grinin Elli Tonu kitabı, Grinin Elli Tonu kitap tanıtımı, Grinin Elli Tonu özeti, Grinin Elli Tonu yazarı, Grinin Elli Tonu içeriği, Grinin Elli Tonu fiyatı, Grinin Elli Tonu arka kapak oku, Grinin Elli Tonu kitabın konusu

Grinin Elli Tonu ((Fifty Shades of Grey) E. L. James

 

 Erotik Romans /Yetişkin okurlar için

Yazar:E L James
Çevirmen:Sevinç S. Tezcan
Sayfa Sayısı: 576
Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus

Kitap Özeti: Edebiyat ögrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey’le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana’nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır..Grey’in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian’ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.

Fransa da düzenlenen, kitabın yazarı E.L James‘in katıldığı imza gününde kitap 40 bin kopya sattı. İmza gününün ertesinde ise kitap Fransa’da 15 bin satarak Harry Potter üçlemesinin son kitabının rekorunu kırdı. Dünyada 37 dile çevrilen kitap, ilk önce elektronik ortamda yayımlanmış, ardından gördüğü ilgi üzerine basılı olarak da piyasaya çıkmıştı. Yazar Erika Mitchell’in E.L James takma ismiyle yazdığı kitap, Christian Shade isimli zengin bir iş adamıyla bir üniversite öğrencisi arasındaki ilişkiyi anlatıyor

Alper Gencer / Ölmek Gibi Sevmek

Alper Gencer Ölmek Gibi Sevmek Kitabı

Sevgilim bu kahpe düzene bir saat kurmalıyım.
Seni çok seviyorum nereye başvurmalıyım:p

Yazar : Alper Gencer  
Yayıncı : Ülke Kitapları
Barkod : -378052
Boyut : 22.0×15.0
Sayfa Sayısı : 64
Basım Tarihi : Kasım 2011
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 1. Hamur
Dili : Türkçe

Ziyaret

Kapı açıldı, aldırmadım.
Tek başıma bağdaş kurmuştum.
Tek başına bağdaş kuran erkeklere aşık olan kadınları düşündüm, çoğu doğulular’dı.
Taze akıtılan kan renginde bir grup bolşevikle konuştum, onları çok içimde bir yerlerde besledim, ne büyüdüler, ne küçüldüler. Onlara isimler verdim, çeşitli ayetlerle örtüşüyorlaedı.
Çoğu çoktan soğuğa alışkın kuzeyliler’di.
 

 

 

Türk Metali’nin Kitabını Yazdı!

Türk Metali kitabı, Türk Metali yazarı, Türk Metali kitap konusu, Meaning and Morality in a Muslim Society Ashgate Publishing, Türk Metali: Müslüman Bir Toplumda Müzik Anlam ve Ahlak, Dr. Pierre Hecker

Müslüman ülkelerde metal müziğin dinlenilmediğini savunan Amerikalı sosyoloğa tepki duyan sosyolog Pierre Hecker, Almanya’dan Türkiye’ye gelip 75 müzik grubuyla görüştü ve “Türk Metali” adlı bir kitap yazdı.

Türkiye’deki metal müzik kültürü hakkındaki “Türk Metali: Müslüman Bir Toplumda Müzik, Anlam ve Ahlak’’ (“Turkish Metal: Music, Meaning and Morality in a Muslim Society’’, Ashgate Publishing) adlı kitabı geçen günlerde piyasaya çıkan Marburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Dr. Pierre Hecker, kitabının büyük ölçüde Türk metal gruplarıyla yaptığı röportajlardan oluştuğunu kaydetti ve “Uzunluğu yarım saat ile 4 saat arasında değişen 75 röportaj yaptım. Ama kitapta, medyanın metal müzik ile ‘satanizmi’ ilişkilendiren haberleriyle ilgili örnekler ve bunlarla ilgili analizlerim de var” dedi.

ARABESK ‘KARA METAL’DİR

Hecker konuyla ilgilenme nedenini şöyle açıkladı: “Deena Weinstein, ‘Heavy Metal: The Music and its culture’ adlı, metal müzikle ilgili ilk akademik çalışma niteliğindeki kitabında çok klişe, hatta ırkçı bir tespit yaptı.

Rock ve metal müziğin bütün dünyada dinlenildiğini, sadece Müslüman ülkelerde dinlenilmediğini, çünkü İslam’ın bunları yasakladığını iddia etti. Bunu okuduğumda çok sinirlendim. Böyle bir şey, hem de hiçbir izah olmadan, nasıl söylenebilirdi? Kitabım Weinstein’ın bu sözlerine bir cevap. Müslüman ülkelerde rock ve metal dinleniyor, hem de uzun birer geçmişleri var.” Bazı metalcilerin kendilerini jiletlediğini söyleyen Hecker, “Bu türe ‘kara metal’ diyoruz. Ama bazı arabesk konserlerinde de benzer sahneleri görmedik mi? Arabesk de Türk müzik kültürünün ‘kara metal’i’’ dedi.

Athena’nın İşareti / Rick Riordan

Athena’nın İşareti,  Kitap Tanıtımları,  Olimpos Kahramanları, Rick Riordan,Doğan Egmont Yayıncılık,  Olimpos Kahramanları Dizisi

Olimpos Kahramanları – Athena’nın İşareti
Orjinal isim: Mark of Athena
Rick Riordan

Dehşet bir macera sizi bekliyor. Büyük fedakarlıklar, en derin korkular, dolu dolu AŞK ve yer yer insanın karnına gülmekten ağrılar sokacak bir mizah bu kitapta. Athena’nın İşareti, 3 Ekim 2012 Çarşamba günü, ABD ile aynı anda rekor bir baskı adediyle piyasada olacak.

ANNABETH dehşet içinde. Hera sağ olsun, altı aylık ayrılıktan sonra tam Percy’yle yeniden bir araya geleceklerken Jüpiter Kampı onlarla savaşa hazırlanıyor. Annabeth ve dostlarının gemisi 2. Argo, ateş püskürten gemi başı Festus ile birlikte ne yazık ki hiç de barışçıl bir görünüme sahip değil; bu yüzden Romalıları fazla suçlamamak gerek. Annabeth, PIPER ve LEO ile birlikte, bir Romalı olan arkadaşları JASON’ın güvertede durup Romalılara barış sinyalleri vermesini umuyor.

Ancak bu, endişelerinden sadece biri. Cebinde annesinin, her hatırladığında sinirlerini bozan hediyesini taşıyor: Athena’nın İşareti. Yedi melezi Ölümün Kapıları’na götürecek kehanetin yükü zaten omuzlarında gittikçe ağırlaşmakta. Bir de bunun üstüne Athena ondan neden bu kadar tehlikeli bir görev bekliyor ki?

Ancak Annabeth’in en büyük korkusu, PERCY’nin değişmiş olması. Ya Percy artık bir Romalı olduysa? Ya eski arkadaşlarını, Melez Kampı’nı unuttuysa ve artık onlara ihtiyaç duymuyorsa? Savaşın ve bilgeliğin tanrıçasının kızı Annabeth, doğuştan bir lider olduğunu biliyor. Ama yanında Yosun Kafa olmadan hiçbir yere adım atmak istemiyor.

Kayıp Kahraman ve Neptün’ün Oğlu ile başlayıp devam eden Olimpos Kahramanları serisinde büyük kehanete giden üçüncü adım. Dört farklı melezin bakış açısıyla yazılmış olan Athena’nın İşareti, kadim topraklara, Roma’ya kadar uzanan efsanevi bir macera. Çok önemli buluşlar, insanı dehşete düşürecek fedakârlıklar ve akla hayale gelmeyecek korkular kehanetteki yedi melezi bekliyor.

Buyurun 2. Argo’nun güvertesine, eğer cesaretiniz varsa…

 

Ayşe Kulin-Bora’nın Kitabı ve imza günü

Son kitabı “Bora’nın Kitabı”nı henüz yayınlayan Ayşe Kulin, okuyucularıyla 30 Eylül Pazar günü saat 15’te Trump Towers Mall D&R’da buluşuyor.

Huzur Sokağı / Şule Yüksel Şenler

 

Huzur Sokağı Kitabı Yazarı Şule Yüksel Şenler –  Huzur Sokağı Kitap Özeti

kitapta müslümanlığı artık kendisine yol edinmiş bir erkek ile dini islam ama müslümanlıkla hiç bir alakası olmayan bir kızın aşkını anlatıyor.eski zamanlarda istanbulun batılılaşma,modernleşme sevdasından kurtulmuş küçük bir sokak varmış.bu sokağın erkeklerinin hepsi cemaatten, kadınlarının hepsi ise başı kapalı,dinine düşkün insanlarmış. bu sokakta üniversite talebesi bilal adında bir genç ve anneside yaşamaktadır. bilal mahallenin gururudur. kimya mühendisliği okumaktadır. eğitiminin yanında çok terbiyeli ve ahlaklı bir geçtir. bir gün bu huzurlu sokağın küçük çocuklarının oynadıkları boş,şirin araziye traktörler gelir ve orada bir bina inşa edeceklerini söylerler.bu durumdan mahalle halkı memnun değildir.özellikle bilal bu binanın yapılmasıyla mahalledeki kadın ve kızların o binaya taşınan sosyeteden etkilenip,onlara ayak uyduracağını düşünmektedir.bu fikrini köyün imamına açar. köyün imamı onun ne kadar dürüst bir çocuk olduğunu bilmekte ve başlarına gelecek büyük felaketin o da farkındadır.mahallenin erkek,kadın ve kızları toplanır.bu tehlikeden söz edilir. mahalle deki herkes böyle bir şeyin olmayacağına söz verirler. ancak bin anın inşaatı bittiğinde bu binaya taşınanlar arasında sosyete kızı feyza da vardır.bilal onu ilk gördüğü anda aşık olur.feyza onu kendine aşık edip dininden döndirmek için büyük çabalar sarfeder.bilal bir yandan onu severken bir yandan da dinine olan bağımlılığıyla feyza dan uzaklaşmaya çalışır.bir başkasıyla, kendi gibi dinine düşkün birisiyle evlenir.feyza buna çok üzülür.dadıdının da yardımıyla yavaş yavaş islamı anlamaya başlar. bir süre sonra tamamen bir islam hanımefendisi olmuştur.içkici ve zengin kocasından ayrılır. kızı hilali islami şartlara çok uygun bir kız olarak yetiştirir. yıllar sonra allah feyza ve bilal’i yeniden karşılaştırır ama farklı bir şekilde.. devamı kitapda 😉

Baskı Bilgileri: 2008
Sayfa Sayısı: 510
ISBN: 2147483647
Kitapyurdu Fiyatı: 15 ytl YTL