Habeler, haber
DOLAR
3,570 / %0,29
EURO
4,007 / %0,30
ALTIN
144,24 / %0,15
BİST
97.713 / %-0,61
Parçalı Bulutlu
İstanbul: Parçalı Bulutlu
23°
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

Cengiz Dağcı Kırımlı Korkunç Yıllar Kitap Özeti

Cengiz Dağcı Kırımlı Korkunç Yıllar Kitap Özeti
Eklenme : 27 Mayıs 2014 9:27    Güncelleme : 27 Mayıs 2014 9:27    Okunma : 4048

KİTABIN ADI : Korkunç Yıllar
KİTABIN YAZARI : Cengiz DAĞCI
YAYIN EVİ : Varlık Yayınevi
BASIM YILI : 1959

Kitabın Konusu

Kırım’lı bir Tatar olan Sadık’ın bağımsızlık uğruna katlandığı olaylar ve Ruslar’ın Türkler’e yaptığı işkenceler.

Kitabın Kısa Özeti

Eser anlatılan vak’anın gerçekliğini okuyucuya veren bir önsöz ve daha sonra giriş kısmıyla başlar. Önsöz yayımevi sahibi tarafından, bu duyguyu okuyucuda uyandıracak şekilde samimi yazılmıştır. Yaşar Nâbi, roman müsveddelerinin eline nasıl geçtiğini ve eserin yazarı hakkında bazı malûmatı önsözde zikreder.

Ardından Cengiz isimli Kırımlı gencin (romanın yazarı) yazmış olduğu ve romanın kahramanı Sâdık Turanla tanışmaları ile, ondan hâtıralarını nasıl aldığını izah eden, tabii yine okuyucuda gerçeklik duygusunu besleyen bir giriş kısmından sonra romana, yani “Sâdık Turan’ın Hâtıralarına” geçilir. Eser hatırat mahiyetinde olduğundan, romanın kompozisyonu da buna uygun olarak düzenlenmiştir. Roman dokuz bölüme ayrılmış ve her bölümün başına geçmişteki hatıraların yazılmasından evvel, Sâdık Turan’ın hâldeki hâlet-i ruhiyesini aksettiren paragraflar konulmuştur. Hâtıralar Roma’da yazılmıştır. Bu münâsebetle, bölüm başlarındaki paragrafların muhtevası, Sâdık’ın Roma’daki hayatından meydana gelir. Böylece yaşanan an ile mazi birleştirilir.

Sâdık, Kırım’da, Akmesçit’e bağlı Kızıltaş köyünde doğmuştur. Kızıltaş Karadeniz kıyısında şirin bîr köydür. Ama Ruslar burada yaşayan Türkleri rahat bırakmazlar. Sık sık baskınlar düzenleyerek köyün, Kırım çapında da milletin ileri gelenlerini, aydınları tutuklayıp sürerler veya hapse atarlar. Rusların hedefi; diliyle, diniyle, medeniyetiyle Türk kültürünü yok etmektir. Camileri yıkarlar, tarihî eserleri harabederler. Sık sık alfabe değiştirerek Türk dilini unutturmaya, Türklerin birbirleriyle irtibatlarını kesmeye çalışırlar.

Kırım Türk’lerinin orta yaşlıları milliyetçidirler. Bu duyguyu evlâtlarına da aşılarlar, onlara “Kuzu Kurpeç” ve “Çora Batır” gibi kahramanlık destanlarıyla, “Siyer-i Nebi” gibi dinî kitapları anlatırlar ve okurlar. Sâdık’ın babası Hüseyin Ağa da bu çeşit Kırımlılardandır. Mekteplerde dine ve milliyetçiliğe —bilhassa Türk milliyetçiliğine— insafsızca hücumlar yapılmasına rağmen, evlerdeki aile mektepleri, çocukların büyük bir ekseriyetini Türk milliyetçisi olarak yetiştirir. Sadık da, bu aile mekteplerinde yetişen milliyetçi gençlerdendir.

Tabii resmi mekteplerin tesirinde kalıp, Rus’lara hizmet eden Kırımlılar da mevcuttur. Korkunç Yıllardaki Süleyman, bu kategorideki gençlerdendir. Fakat bunlar da hâdiselere tam nüfuz ettikten sonra, ekseriya yaşlı neslin fikirlerine sahip olurlar. Korkunç Yıllardaki Süleyman ve O Topraklar Bizimdi romanındaki Selim, gerçeklerle karşılaştıktan sonra hep Türk milliyetçiliğine iltica ederler. Bu dört eserde ihanetini sürdüren tek şahıs, O Topraklar Bizimdi’deki Salavat Morcan’dır.

Sâdık ailesiyle birlikte önce, Akmesçit’te bir tavuk kümesine yerleşir. Sonra orta kumandan mektebine giderek Rus ordusunda subay olur. İkinci dünya harbine tank teğmeni olarak katılır. Ukrayna’da Almanlara esir düşer. Esir kamplarında çeşitli meşakkatler çeker. Ama bu kamplardaki esir Türkler arasında çok kuvvetli bir bağlılık vardır. Birbirlerine hayatları pahasına yardım ederler. Bu eserlerde dikkati çeken bir husus da, Kırım topraklarında doğup büyümüş olanların -Ermeni, Yahudi, Rum veya Rus olsun- birbirlerine vatan bağlarıyla bağlı olmaları ve yardımlaşmalarıdır.

Sâdık esir kamplarında, bir Kırımçak’ın (Kırımlı Yahudi) yardımıyla hemşehrilerini bulur, yine Kırımlı bir Ermeni’nin yardımıyla zindandan kurtulur. Kırımlı İskender’in yardımıyla da ahçı olur. Bu, onun esaret hayatının dönüm noktasıdır. Alıcılıktan sonra bir Alman başçavuşunun emir eri olur. Onun hizmetinde bulunur. Başçavuş cepheye tayin olunca da Sâdık’ı Alman casus mektebine götürüp, Rusya’da Almanlar hesabına casusluk yapmasını teklif ederler. Sâdık bunu reddedince, onu yeni teşkil edilen Türkistan ordusuna götürürler. Roman Almanların düzenledikleri, bir toplantıda, Türkistanlıların üzerlerindeki Rus üniformalarının yakılıp, Alman üniformalarının giyilmesiyle son bulur.

Eserin italik harflerle basılı kısımlarında ise, Sâdık Turan’ın Roma’daki intibaları ve ruh halleri tasvir edilir. Burada karşımıza bozulmuş bir aklî denge çıkar. Sâdık’ın çok çeşitli baskılarla bozulmuş olan ruhî ve akli dengesine korku hâkimdir.

Romandaki şahıslar ise, (Türkler, Ruslar, Almanlar ve Yahudiler olmak üzere) dört ana grupta toplanabilir. Türk’lerin ortak özellikleri, sağlam yapılı, dayanıklı ve yaşama azmi ile dolu olmalarıdır. Hemen hepsi Ruslara düşmandır. Esaret altında olan vatanlarını bir an evvel istiklâle kavuşturmayı düşünürler.

Ruslar eserde okuyucuya, zâlim olarak takdim edilirler. Türkleri eritip, yok etme gayretlerini mütemadiyen sürdürürler. Hâkim durumda oldukları zaman, ellerinden gelen her zulmü yaparlar. Güçsüz durumda oldukları zaman ise, hemen boyun eğerler. Güçten korkarlar. Zaten güçten korkmak, O Topraklar Bizimdi romanında, Panteley Petroviç’in dediği gibi, Rus milletinin özelliğidir.

Almanlar da en az Ruslar kadar zâlimdirler. Katı bir eğitim görmüşlerdir. En üstün insan olarak kendilerini görürler. Sanki her biri, bir diğerinin kopyasıdır. Esirlere eziyet etmekten çok hoşlanırlar. Ekmek dağıtımını bile işkence vesilesi hâline getirenleri vardır. Günlerdir aç olan esir kalabalığının içine bir ekmek atıp, onların ekmeği kapabilmek için, kudurmuşçasına birbirlerine saldırmalarını zevkle seyrederler. Yine, ağzına kurşun sıkarak öldürdüğü bir esirin elbise ve ayakkabılarını vermek için, kampta elbisesi en eski esiri arayacak kadar merhametli (!) Alman askerleri de mevcuttur.

Yahudi’ler ise, savaşın cefâsını çekenlerin başında yer alırlar. Almanların haklı veya haksız, bir Yahudi düşmanlığı vardır. Savaşesnasında kitleler hâlinde imha edilirler. Yahudiler bu düşmanlığı başkalarına kanalize etmek üzere, esir kamplarında muhbirlik yaparlar. Bu yüzden de birçok Türk, Yahudi sanılarak öldürülür. Sünnetli esirler Yahudi diye ihbar edilirler. Almanlar da onları kurşuna dizerler.

Eserde tarihî bir zaman söz konusudur. Bu, ikinci dünya harbi yıllandır. Bazı hâdiselerin tarihleri kat’i olarak belirtilmiştir. Sâdık Turan’ın Roma’da yaşadığı ve hâtıralarını yazdığı zaman kesiti ise, bölüm başlarındaki tarihlerden tesbit edilebilir. Buna göre hâtıralar; 1 Nisan 1946 da yazılmaya başlanmış ve 5 Ağustos 1946 da sona ermiştir.

Hâdiselerin cereyan ettiği mekânın geniş bir sahayı kapladığı görülür. Uğruna savaşılan, esir yaşanılan ve ölünen mekân Kırım’dır. Fakat savaş esnasında Ukrayna toprakları da mekâna dâhil olur. Eserde rastlanılan mekânı dört kısma ayırabiliriz, Bunlar:

I- Türk ve müslüman kültürünü aksettiren mekânlar. (Kırım’daki tarihî eserler.)

II- Kırım Türk’ünün fakirliğini aksettiren mekânlar. (Onların içinde yaşadıkları evleri ve köyleri.)

III- Kırım Türk’leri ve diğer Türk’lerin, Rus’larla bir arada bulundukları mekânlar. (Mektepler, ordu safları ve cephe)

IV- Esir kampları, şeklinde maddeleştirilebilir.

Kitaptaki Olay ve Şahısların Değerlendirilmesi

Eserin italik harflerle basılı kısımlarında ise, Sâdık Turan’ın Roma’daki intibaları ve ruh halleri tasvir edilir. Burada karşımıza bozulmuş bir aklî denge çıkar. Sâdık’ın çok çeşitli baskılarla bozulmuş olan ruhî ve akli dengesine korku hâkimdir.Romandaki şahıslar ise, (Türkler, Ruslar, Almanlar ve Yahudiler olmak üzere) dört ana grupta toplanabilir. Türk’lerin ortak özellikleri, sağlam yapılı, dayanıklı ve yaşama azmi ile dolu olmalarıdır. Hemen hepsi Ruslara düşmandır. Esaret altında olan vatanlarını bir an evvel istiklâle kavuşturmayı düşünürler.Ruslar eserde okuyucuya, zâlim olarak takdim edilirler. Türkleri eritip, yok etme gayretlerini mütemadiyen sürdürürler. Hâkim durumda oldukları zaman, ellerinden gelen her zulmü yaparlar. Güçsüz durumda oldukları zaman ise, hemen boyun eğerler. Güçten korkarlar. Zaten güçten korkmak, O Topraklar Bizimdi romanında, Panteley Petroviç’in dediği gibi, Rus milletinin özelliğidir.

Sadık : Dine ve milliyetçiliğe ( bilhassa Türk milliyetçiliğine) oldukça bağlı bir Kırım Tatarıdır.

Hüseyin Ağa : Sadık’ın babasıdır.Sadık’ın böyle milliyetçi yetiţmesinde ki en etkili kiţidir.

Süleyman : Sadık’ın en yakın arkadaşıdır.Mekteplerin etkisinde kalıp Ruslar’a hizmet eden bir gençtir.

İskender : Kırım’lı bir Türk olup Ruslar’ın arasında sözü geçen biridir.

Yazar Hakkında Bilgi

Kırımlı yazar. Kırım’ın Yalta şehrinin Kızıltaş köyünde doğdu. Çocukluğu kıtlık, yoksulluk, deprem gibi tabii afetler yanında Rus emperyalizminin zulmü ve büyük baskılar altında geçti. İlköğrenimi köyünde ve Akmescit’te yaptı. aynı şehirde ortaokulu bitirdi (1938). Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıktı.1940 yılında Sovyet ordusunda subay olarak II. Dünya Savaşı’na katıldı. 1941′de Ukrayna cephesinde Almanlara tank teğmeni rütbesi ile esir düştü. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığındı. 1946′da Londra’ya yerleşti. 1990′da kalp ameliyatı geçirene kadar Londra’da bir lokanta işletti.

Eserlerinde Kırım Türklerinin Rusların zulmü altındaki hayatını anlatır. Türk edebiyatının en güçlü yazarlarındandır. Hüzünlü bir üslûbu vardır. Romanlarında Kırım Türklerinin 1928′den sonra Sovyet komünist emperyalizminin boyunduruğu altında çektiği acıları dile getirir, bir yurdun gasp edilişini anlatır. Aslında konularında büyük sömürü savaşlarında savuşan mantığın boşluğunu dolduran toplumsal çılgınlığın içinde insanın kendini arayışı, zulme başkaldırma haysiyetinin kazanılması gibi evrensel boyutlar vardır. Bunun yanında anlatılan olayların gerçekten yaşanmış olması da eserlerine ayrı bir kuvvet katmaktadır.

Eserleri

Korkunç Yıllar (1956) , Yurdunu Kaybeden Adam (1957) , Onlar da İnsandı (1958) , Ölüm ve Korku Günleri (1962) , O Topraklar Bizimdi (1966) , Kolhozda Hayat (1966) , Dönüş (1968) , Genç Temuçin (1969) , Badem Dalına Asılı Bebekler (1970) , Üşüyen Sokak (1972), Anneme Mektuplar (1988), Benim Gibi Biri (1988), Yoldaşlar (1992), Hatıralar (1995), Biz Beraber Geçtik Bu Yolu (1996), Yansılar I (1988), Yansılar II (1990), Yansılar III (1991), Yansılar IV (1993),Yansılar V , Yansılardan Kalan, Ben ve İçimdeki Ben (1994), Haluk’un Defterinden Londra Mektupları (1996), Hatıralarda Cengiz Dağcı (1998), Bay Markus’ un Kopeği, Bay John Marple’ın Son Yolculuğu, Oy Markus Oy, Regina (2000), Rüyalarda Ana ve Küçük Alimcan (Bir Kırım Öyküsü) (2001).

Kaynaklar : Cengiz Dağcı’nın Dört Romanı – İsa Kocakaplan, M.E.B. – İstanbul,1999 – bilgicik.com

 



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik