Habeler, haber
DOLAR
/
EURO
/
ALTIN
/
BİST
/
Hafif yağmurlu
İstanbul: Hafif yağmurlu
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

31 Aralık Mekke’nin Fethi tarihi, önemi, nedenleri,sonrası

31 Aralık Mekke’nin Fethi tarihi, önemi, nedenleri,sonrası
Eklenme : 27 Aralık 2013 21:54    Güncelleme : 27 Aralık 2013 21:54    Okunma : 2484

Mekke’nin Fethi, 11 Ocak 630’da (Hicri 20 Ramazan 8) Müslümanların, Kureyşlilerin elindeki Mekke’yi fethi olayı.

Nedenleri

Bir süre önce Müslümanlarla Mekkeli Kureyşliler arasında Hudeybiye Antlaşması yapılmıştı. Mekkeli Kureyşlilerin müttefiki olan Beni Bekir kabilesi bu antlaşmaya aykırı biçimde, Müslümanlar’ın himayesindeki Huzaa kabilesine saldırdı.İslam peygamberi Muhammed Mekke’ye haber göndererek, öldürülenlerin kan bedellerinin ödenmesini veya Beni Bekir kabilesiyle olan ittifakın sonlandırılmasını, aksi halde Hudeybiye Antlaşması’nın bozulmuş sayılacağını ve savaşa mecbur kalacaklarını bildirdi. Mekkeliler, teklifleri reddettiler ve harbe hazırlanacaklarını bildirdiler.[4] Mekkeliler daha sonra fikir değiştirip Ebu Süfyan’ı Müslümanları bir barışa ikna etmesi için Medine’ye gönderdiler. Ancak görüşmelerden hiçbir netice alınamadı.

Fetih

11 Ocak 630 sabahı İslam Ordusu savaş pozisyonu aldı. İslam peygamberi Muhammed ordusunu 4 kola ayırdı ve ordusuna şu emri verdi: “Size karşı konulmadıkça, size saldırılmadıkça, hiç kimseyle çarpışmaya girmeyeceksiniz, hiç kimseyi öldürmeyeceksiniz.”

Muhammed hareket emri verdi ve Fetih Suresi’ni okuyarak Mekke’ye girdi.[5] 3 kol herhangi bir direnişle karşılaşmazken Halid bin Velid’in komutasındaki 4. kol, İkrime bin Ebu Cehil önderliğinindeki küçük bir saldırıyı geri püskürttü. Muhammed Mekke’ye girer girmez genel af ilan edildiğini bildirdi ve Ebu Süfyan’a bildirdiği şekilde, kimseye dokunulmayacağını ilan etti. Ardından içerisinde 360 put bulunan Kabe’ye yöneldi. İsra Suresi’nin 81. ayetini okuyarak putları birer birer devirdi. Daha sonra da beraberindeki Müslümanlarla Kabe’yi tavaf etti.

Fetih Sonrası

Fetih sonrasında İslam peygamberi Muhammed Kabe’de ilk hutbesini verdi. Mekkelilerin şüphelerini de gidermek adına hutbesinde şu sözlere de yer verdi: Benim halimle sizin haliniz, [Yusuf]’un kardeşlerine dediğinin tıpkısı olacaktır. Yusuf’un kardeşlerine dediği gibi ben de diyorum: “Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok. Allah, sizi bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir. [Yusuf Suresi] 92).” Gidiniz; sizler serbestsiniz.

Mekke Şehri Alemlere Rahmet olarak gönderilen Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’ in dünyaya teşrif buyurdukları, çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği kendine Muhammedül Emin isminin verildiği ve ilahi görevin verildiği mübarek bir beldedir.

Ayrıca Hz. İbrahim (a.s.) Efendimiz zamanından beri tevhit inancının merkezi ve müslümanların kıblesi olan Kabe-i Muazzamanın bulunduğu ber şehir. Peygamberimiz (s.a.s.) kendisine peygamberlik verildikten sonra putperestliğin merkezi olan Mekkeli müşrikleri Allah’ın dinine davet etmiş, fakat onlar tabi olmadıkları gibi ilk müslüman olanlara eza ve cefa etmekten de geri kalmamışlardır. Hatta o kadar ileri gitmişlerdir ki Yüce Peygamber (s.a.s.)’i öldürme kararı almışlar. Allah (c.c.) emriyle Cibril-i Emin’in Peygamberimize haber vermesiyle kurdukları tuzak boşa çıkmıştır.

Bitmeyen eza ve cefa, dinmeyen ızdıraplar sonucu Müslümanların dayanacak güçleri ve sabırları kalmamaya başladığı zamanda onların yardımına rehberi yetişmiş ve Hicret izni verilmiştir. Peygamberimiz (s.a.s.) de bu emir gereğince Mekke’den Medine’ye hicret ettiler. (Yüce Resûlün Kabe’yi putlardan temizlemek en büyük hedeflerindendi.) Hudeybiye Antlaşması, Müslümanların Mekke Müşrikleriyle barış içinde yaşamasını ve Kabe’yi ziyaret edebilmelerini sağlamışsa da Kabe hala putperestliğin merkezi idi.

Hz. Peygamberin Mekke’nin fethine karar vermesine ve bu kararı gerçekleştirmesine sebep, Mekke Müşrikleriyle Müslümanlar arasında 10 yıllık bir süre için imzalanan Hudeybiye Antlaşmasını 2 yıl gibi kısa bir zaman geçmeden müşrikler tarafından bozulmuş olmasıdır. (1)

Peygamberimiz Mekkelilere haber göndererek antlaşma şartlarına uymalarını istedi. Mekkelilerin antlaşma şartlarına uymamakta israr etmeleri üzerine Peygamberimiz (s.a.s.) Mekke’yi fethetme kararı verdi. On bin kişilik bir ordu hazırlanarak Hicretin 8. yılı Ramazan ayında Mekke üzerine yürüdüler. İslam ordusu dört koldan şehre girdi. Peygamberimiz Mekke’nin kan dökülmeden alınmasını istiyordu. Bunun için ordusuna “Kesinlikle kan dökmeyin, silahlı çatışmaya girmeyin” emrini verdi. Ve öyle de oldu. Mekke şehri kan dökülmeden fethedildi.

Peygamberimiz Haremi Şerife gidip Kabe’yi putlardan temizletti ve orada bulunan kalabalığa şu hutbeyi irat buyurdular. Rasul-ü Ekrem Allah’ın birliğini, insanların eşit olduğunu geçmişteki kan davalarının kaldırıldığını anlattıktan sonra şu mealdeki ayet-i kerimeyi okudu. “Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Tanışasınız diye milletlere, kabilelere ayırdık, sizin Allah katında en şerefliniz ondan en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah bilir ve işitir.” (Hucurat 13)

İslâm nurunu söndürmek için ellerinden geleni yapan Mekkeli müşrikler boyunlarını bükmüş haklarında verilecek kararı bekliyorlardı.

Peygamberimiz (s.a.s.) kendilerine sordular. “Ey Kureyş topluluğu! Hakkınızda ne yapacağımı sanıyorsunuz?” “Onlar, sen asil ve şerefli bir kardeşsin” dediler.

Peygamberimiz (s.a.s.) de müşriklere “bu gün sizi kınamak yok, hepiniz serbestsiniz.” buyurdu ve hepsini affetti. Yüce Peygamberin bu hareketi hem Mekke şehrini hem de gönülleri fethetmeye yetmişti. İnsanlığa en güzel fazilet ve ahlak dersi vermiş, sanki Mekke halkı, mağlup edilmiş bir millet değil hak ve vazifeler konusunda zaferi kazananlarla eşit duruma gelmişlerdir. (2)

Her savaş taktiğini ümmetiyle istişare eden, hem devlet başkanı, hem başkomutan olan “Alemlere Rahmet” en yüce Peygamber; O ümmetle beraber insanlık tarihinde görülmemiş bir fetih ve bu fetihten daha iki yıl önce inen Fetih suresinde “Fethun Mübin”, “Nasrun Aziz” ve “Fevzün Azim” tebşirleriyle bildirilen bu zafer, hiç kan dökülmeden fethedilen şehir, Mekke’nin fethi böylece gerçekleşmiştir. (3)

 Mekke’nin fethi, miladi olarak 1 ocak tarihine denk gelmektedir. Yine bir ramazan-ı şerif ayında fethedilen Mekke’nin fethinin, memleketimiz ve bütün İslâm Alemi için hayırlara vesile olmasını ve Rabbimin bizleri kendisine kul Habibine ümmet olan ve şefaatine nail eylediği kullarından eylemesini niyaz ederim.

1- Diyanet Dergisi, Ocak 1995, Doç. Dr. İbrahim Sarıçam.
2- Temel Dini Bilgiler, Seyfettin Yazıcı, S. 217.
3- İslâm Tarihi, Hayati Ülkü S. 213.



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik