Habeler, haber
DOLAR
3,504 / %0,00
EURO
4,168 / %-0,03
ALTIN
146,72 / %0,00
BİST
105.324 / %0,00
Güneşli
İstanbul: Güneşli
26°
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

Cemal Süreya 1931-9 Ocak 1990

Cemal Süreya 1931-9 Ocak 1990
Eklenme : 02 Ocak 2013 2:31    Güncelleme : 25 Temmuz 2013 2:43    Okunma : 1191

a aa

Cemal Süreya, cemal süreya doğum ölüm tarihi hayatı biyografisi sözleri şiiirleri gerçek adı,  cemal süreyya kimdir hayatı eserleri şiirleri yazıları, cemal süreya nın kısa hayatı, cemal süreya nın kısaca hayatı, cemal süreyanın hayatı kısaca, cemal süreya nın biyografisi çok kısa, cemal süreya nın gerçek adı, cemal süreya forum, cemal süreya nın eserlerindeki iletiler, cemal süreya kimdir, cemal süreya nın hayatı kısaca, cemal süreya biyografi

Cemal Süreya – 1931, 9 Ocak 1990

cemall

1931 yılında Tunceli’de doğan, 9 Ocak 1990′da İstanbul’da ölen şair ve yazar Cemallettin Seber’i Cemal Süreya olarak tanırız. 1931’de Erzincan’da doğdu. 9 Ocak 1990’da İstanbul’da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Cemalettin Seber. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nü bitirdi. Maliye Bakanlığı’nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik görevleri yaptı. 1982’de müşavir maliye müfettişliğinden emekli oldu. Ağustos 1960’ta başladığı ve yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisini, Haziran 1966-Mayıs 1970 arası 47, 1980-81 arası iki sayı daha çıkardı. 1978’de Kültür Bakanlığı’nda Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyesi olarak da görev yaptı. Emekliliğinden sonra, yayınevlerinde danışman ve ansiklopedilerde redaktör olarak çalıştı. Birçok dergide yazıları ve şiirleri yayımlandı. Oluşum, Türkiye Yazıları, Maliye Yazıları dergileri ile Saçak dergisinin kültür-sanat bölümünü bir süre yönetti. Politika, Aydınlık ve Yeni Ulus gazeteleri ile Yazko Somut ve 2000’e Doğru dergilerinde köşe yazıları yazdı. İkinci Yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılır. Şiire lise yıllarında aruz denemeleriyle başladı. İlk şiiri “Şarkısı-Beyaz” Ocak 1953’te Mülkiye dergisinde yayınlandı. 1950’lerin başlarında gelişen ikinci yeni hareketine katılmakla birlikte şiirde anlamsızlığı savunan görüşleri benimsemedi. Karşı çıktığı geleneğin diri değerlerinden yararlandı. Şiirde erotizmi canlandırırken, toplumsal değerlere uzak düşmedi. Şiirin “anayasaya aykırı” olduğunu, doğanın ahlakı kovduğu yerde ve yasadışı olduğunu savundu. Bu görüş onu şiirde öyküden kaçınmaya, çarpıcı, yoğun imge adacıklarından oluşan bir söz sanatına yöneltti. Düzyazılarında sürekli yeni sorular sordu. Denemelerinde de başka sanatçılar, özellikle şairler üzerinde durmayı yeğledi. Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü konuldu.

ESERLERİ

ŞİİR:
Üvercinka (1958)
Göçebe (1965)
Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973)
Sevda Sözleri (Uçurumda Açan ile birlikte toplu şiirleri: 1984)
Sıcak Nal ve Güz Bitiği (1988)
Sevda Sözleri (bütün şiirleri: 1990, ö.s. 1995)

DÜZYAZI:
Şapkam Dolu Çiçekle (1976)
Günübirlik (1982)
Onüç Günün Mektupları (1990, ö.s. 1998)
99 Yüz (1991)
999. Gün / Üstü Kalsın (1991)
Folklor Şiire Düşman (1992)
Uzat Saçlarını Frigya (Günübirlik’in yeni basımı: 1992)
Aydınlık Yazıları / Paçal (1992)
Oluşum’da Cemal Süreya (1992)
Papirüs’ten Başyazılar (1992)
Günler (999. Gün’ün genişletilmiş basımı 1996)
Güvercin Curnatası (Cemal Süreya ile konuşmalar 1997)
Toplu Yazılar 1 (Şapkam Dolu Çiçekle ve Şiir Üzerine Yazılar 2000)

ANTOLOJİ:
Mülkiyeli Şairler
100 Aşk Şiiri

ÖDÜLLERİ
1959 Yeditepe Şiir Armağanı
1966 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
1988 Behçet Necatigil Şiir Ödülü

1938′de Dersim İsyanı sonrasında ailesi Bilecik’e sürgün edildi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat bölümü’nü bitirmiştir. Maliye Bakanlığı’nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik, darphane müdürlüğü, Kültür Bakanlığı’nda kültür yayınları danışma kurulu üyeliği, Orta Doğu İktisat Bankası yönetim kurulu üyeliği ve 25 yılı aşkın Türk Dil Kurumu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük, çevirmenlik yapmıştır.

İkinci yeni hareketinin önde gelen şair ve kuramcılarından sayılan Cemal Süreya’nın ilk şiiri “Şarkısı Beyaz” Mülkiye dergisinin 8 Ocak 1953 tarihli sayısında yayımlanmıştır. Geleneğe karşı olmasına rağmen geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle ikinci yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir. Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu. 1997′de de Cemal Süreya arşivi yayımlandı.

Cemal Süreya 38 sürgününü bir şiirinde şöyle anlatıyordu: “Bizi kamyona doldurdular. Tüfekli iki erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu.”

Cemal Süreya – Hakkında Görüşler

Melih Cevdet Anday: “Şiiri bütün fazlalıklardan kurtarmak istiyor, usun özgürlüğünden ne güzellikler doğabileceğini gösteriyor.”

Nurullah Ataç: “Cemal Süreya mıdır nedir,(…) bir şair çıkardınız başıma.”

Ceyhun Atuf Kansu: “Soylu duyarlığın şairi.”

Orhan Kahyaoğlu: “İnsan denen karmaşık varlığa bütün yüzleriyle kucak açan ilk şair Cemal Süreya’dır. Klasikleşmiş toplumcı gerçekçiliğin hiçbir zaman kavrayamadığı noktalardan biri de budur.”

Gülten Akın: “Bir geleneği, hazır bir durumu sürdürmekle kalmayıp ona yeni şeyler katabilmiş bir ozandır o. ‘Gülün ortasında ağlıyorum’. Anlamı kullanıyor, zorluyor. Duyarlığı işliyor. Kendini alayla bitiriyor. Anlam, anlamsızlığın önüne geçiyor.”

Tomris Uyar: “Şiiri çok iyi bilen, iyi yazmaktan korkan, mükemmellikten kaçan bir şair.”

Doğu Perinçek: “Şiirin Evliya Çelebisi’dir.”

Tomris Uyar: “Tanıdığı kaç kişi varsa, o kadar Cemal Süreya vardır. Hepsi değişik. Belki temel ögeleri aynı kalıyor: politikaya, edebiyata, espriye tutkusu, çalışkanlığı, dürüstlüğü… Çok değişken biri. O yüzden ben bir tane Süreya biyografisi düşünmem. Üç tane yazılabilir. Üç tane apayrı.”

Ülkü Tamer: “Tanrı binbirinci gece şiiri yarattı
Binikinci gece Cemal’i.
Bin üçüncü gece şiir okudu Tanrı
Başa döndü sonra,
Kadını yeniden yarattı.”

Can Yücel: “Aşk yok gayri memlekette / Cemal Süreya beri gideli”

Ahmed Arif: “Eros’tu kendi okuyla kendini vuran”

Aziz Nesin: “Jean Paul Sartre ve Cemal Süreya, dünyanın en küçük devletleri. İkisinde de bir devlet olabilecek kadar birikim var”

Turgut Uyar: “Cemal Süreya ölmüş diyorlar / ilahi azrail!.. / Cemal Süreya ölür mü hiç!”

Anıl  Meriçli ile röportajından:
-Sanat hayatınızı özetler misiniz?
-1931 yılında doğdum. Annem çok küçükken öldü. 1948’de Dostoyevski’yi okudum. O gün bu gün huzurum yoktur.

Cemal Süreya – Kısa Sözleri / Şiirlerinden Kısa Alıntılar

Önce sevdiğiniz terk eder sizi,ardından uykunuz. Sonra ne sevdiğiniz geri gelir, ne de uykunuz.

Annesinden dayak yediği halde, yine ‘Anne’ diye ağlayan bir çocuktur aşk.

Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık sevdada boğulur…

Cevap veriyorum Zamanla herşey geçer diyen akıllılara; “Geçen tek şey zamandır anlayan, anlatsın anlamayanlara.

Madem sevmiyorsun o zaman sahip çık gözlerine ! Dönüp dolaşıp değmesinler gözlerime.

Denir ya aşk iki kişilik, yalan! Aşk bile bile delilik. Bide hayat müşterektir denir. Buda yalan çünkü aşk acısı hep tek kişilik.

Üzülme değmez sözünü duymaktan sıkıldım. Değmeyenlere zaten üzülmem. Üzüldüğüm şey; Değmeyenlere… yüreğimin değmiş olması.

Hayatta gözyaşlarımı hakedecek bir insan görmedim. Ya benim gözyaşlarm gereksiz,Yada uğruna gözyaşı döktüğüm insanlar değersiz.

Küçükken anneme mezarlıktan korkuyorum dediğimde ‘ölüden değil, diriden kork’ demişti. Zamanla anladım ki; annem yine haklıydı.

Kimseyi suçlama, Suçlanacak biri varsa o da sensin. Sonuçta o sana küçük bir umut verdi, Sen ise ona herşeyini verdin.

Küçükken aldığım dışı güzel, İçi hep çürük çıkan elmalı şekerler gibisin. Aranızdaki tek fark; O elmalı, Sen ise el’malı.

Kim demiş aşk uğruna ölmek zor ? Uğruna ölünecek aşk bulmak zor .

Seni soruyorlar… Öldü mü diyeyim yoksa dönecek mi? İkiside imkansız değil mi? Çünkü biliyorum; Asla geri dönmezsin Ve biliyorsun; Sen benim için asla ölmezsin!

Gitmekle gidilmiyor ki… Gitmekle gitmiş olamazsın; gönlün kalır, aklın kalır, anıların kalır.

Üşüyor musun ? Üzülme bee ! gel yanıma.. O kadar yaktın ki canımı; Isınırsın. Üşümezsin bir daha.

Sözcükler değişiyor, Anılar sözcüklerini değiştirmiyor.

Aşktın sen, gidişinden bildim seni…

Senin çelme taktığın yerden başlıyorum hayata.. Varsın yara içinde kalsın dizlerim, Yüreğim kadar acımaz nasıl olsa.

Zαmαn lαzım sadece, unutαcαksın ! Nαsıl unuttuysαn çocukluğunu, kırılαn oyuncαklαrını.. Kırılαn kαlbini de öyle unutαcαksın.

Yarın bizi beraber görenler kimdi o yanındaki diye sorarlarsa beni detaylı anlatma. Kısaca; ömrümün geri kalanı dersin.

Bir gün seni bırakırım ya tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu evet, gün geliyor, bıkıyorum senden, ama istanbul´dan bıkmak gibi bir şey olur bu…

Sen dedi; intihar gibisin. Hem herkes tarafindan bir kez düşünülen hem de cesaret edilemeyen.

Allah’ım bana öyle bir eş nasip et ki; ömrümün son demlerinde bile gözlerine baktığımda kalbim ilk gün ki gibi çarpsın!

Uğraşamam dünümle ve dünümdekilerle. Ben yarına bakarım yanımdakilerle.

Birer birer, seve seve çıktığım aşk basamaklarını; onar onar, söve söve iniyorum şimdi!

Gider gibi yapmadım ben, ya kaldım ya gittim. Sen ise kalır gibi yaptın, ama gittin ve ben bittim.

Bir isteğim var sadece senden, onun kokusunu al getir, onu saçlarını al getir, hatta mümkünse onu al getir bana rüzgar.

İlişkimize bi süre ara verelim cümlesinin tercümesi, Senden iyisini bulursam ne ala. Bulamazsam sana geri dönerim “dir.

Elimde olsa bir yasa çıkartırdım ; Sevgiler ertelenmeden, geciktirilmeden söylenecektir…

Sonunda sen bir gün gelirsin diye, çok şeyin adı küçük yazıldı.

Artık hayallerim suya düşecek diye kaygılanmıyorum. Çünkü, onlar düşe düşe yüzmeyi öğrenmişler…

Unutsun beni demişsin, bu bana imkansız geliyor. Çünkü unutmam için önce seni hatırlamam gerekiyor.

Hep alçak sesle konuşan biri de vardı ki, kederini soylu kılmak için yüreğindeki kurşun yarasına aşktandır derdi.

Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme, Kırk yılın hatrına sen kalayım….

Yüzü Güzele Kırk Günde Doyarsın, Huyu Güzele Kırk Yılda Doyamazsın..!

Bir kez daha diyeyim: Özenle katlanmış bir mendil gibisin Sil beni N’olur kırk yıllık kirim pasım gitsin.

Hani çok su verince ölürmüş yα çicekler, Birisini de çok sevince bırαkıp gidiyormuş meğer..

Belki o herşeye değecek kadar değerli senin için; ama sen de, onun için kendini hiç edecek kadar değersiz değilsin.

Mutlu olmanın yolunu, karşıdakini mutlu etmek sanıyorduk. Yanıldık! Çünkü ne kadar mutlu ettiysek, o kadar yalnız kaldık.

Gülen gözlerinin bebeğinde kendimi görebilmekti dilediğim; keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Özlemek, ölmek’ten sadece iki harf fazla be çocuk.

Önemli olan hastalıkta sağlıkta değil, yalnızlıkta yanımda olman.

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa, sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki.

Seni bir kere öpeyim desem ikinin hatırı kalıyordu. İki kere öpeyim desem, üçün boynu bükük.

Kim istemez ki mutlu olmayı ? Ama mutsuzluğa da var mısın?

Konuşabilmek ile konuşmayı bilmekarasında büyük bir fark vardır. Mesela çoğu insan ikincisini bilmez.

İki kalp arasında en kısa yol: Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki kol.

Tam unuttuğunu sanırsın, Karşına çıkar tebessüm eder ve yine bağlar seni kendine.. Yine inanırsın yalan olduğunu bilsen bile.

Parkta salıncak sırası bekleyen çocuk gibi bekledim seni. Biraz heyecan, biraz da salıncağı ‘başkası kapacak’ korkusu işte.

Ne zaman bu sehirden kaçıp gitme isteği gelse, bir köşeye oturup geçmesini bekliyorum. Gidersem dönmem çünkü biliyorum…

Mesafeler birleştirdi bizi bir de sözler, razı olma hiçbir sessizliğe. Biliyorsun seni seviyorum.

Neydi aramızdaki fark biliyor musun.. Ben senin sadece gözlerinle meşgulken, Sen yarın ne giyeceğini düşünüyordun.

Hayatımda ilk kez birisi bana “Kendine çok dikkat et” dedi sadece. Anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde.

Nasıl bilirdiniz? sorusuna, ”Tanıyamamışım” deyip geçtim…

Benimsin demeden önce, Seninim demeyi bilmeli insan.

Aslında annem seni anlatır dururmuş çocukluğumda, Meğer her masala seni anlatarak başlarmış. ‘Bir varmış, Bir yokmuş.

Yeter, aklından çıkar artık onu diyor kimileri. Siz de aklınızla değil de, yüreğinizle sevseydiniz anlardınız beni.

Sana seni seviyorum dediğim kadar, Anneme peki anneciğim deseydim; Hazırdı cennetteki yerim.

Acı çektikçe insan olgunlaşırmış.. yalan be ! İlk önce kalbin kırlır, sonra çürümeye başlarsın.

Sevmek güzel meslek, Ama zor. Can dayanıyor dayanmasına Ama yürek gitti gidecek.

Küçük Bir Çocuğun Yokuş Aşağı Koşması Gibi Seni Düşünmek… Biraz Heyecan, Biraz da Düşecekmiş Korkusu.

iki şey: aşk ve şiir mutsuzlukla beslenir biri biri ona dönüşür.

Aslında ayrılıklαr değilde, Gidenin sevmediği hαlde ‘ Seviyorum ‘ demesi en çok koyuyor insana.

Düşenin dostu olmaz’ derler kimileri. Sanki ayakta olanın dostu çokmuş gibi.

Umutta ‘mut’ varsa umutsuzlukta da ‘umut’ var.

Çektiğin acı kadar olgunlaşırsın dıyorlar fakat olgunlaşa olgunlaşa çürüdük bilmiyorlar !!

Bir kağıda sensizlik yazdım. Yine de çok hoşuma gidiyor.. Çünkü sen’sizlik kelimesi bile sen’le başlıyor.

Kadın susarak gider. Eğer bir kadın şikayet ediyorsa, erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının… Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir…

Sesinde ne var biliyor musun? Ev dağınıklığı… İki de bir elini başına götürüp, rüzgarda dağılan yalnızlığını düzeltiyorsun.

Bir daha beni sevdiğini söyleme ! Neden biliyor musun ? Çünkü yine inanırım.

Aklıma bile gelmiyorsun artık.. O kadar kalbimdesin ki.

Neden yorgunsun sorusuna cevap aramaktan, ‘Ve bunu sormasınlar diye gülümsemekten yoruldum.

Belkide.. Evet belkide sen, hiç haketmemiştin beni. Oysa ben; Her halinle kabullenmiştm seni.

Çocuk olsam yeniden.. Bir tek düştüğüm için acısa içim, Ve kalbim; çok koştuğum zaman çarpsa sadece .

Keşke şöyle yapsaydım belki severdi deme. O senin için ne yaptı da sevdin sanki ? Akıl işi değil, gönül sevdimi gerisi bahane.

Yine yanlış yerlerde bekledik birbirimizi.

Herkes az buçuk sarhoş, herkes bir şeyler söylüyor. Ama yalnız ikimizin sözcükleri sarmaşdolaş.

Yağmur oLsan binLerce damLa arasından buLur tutardım seni . Çünkü korkarım; toprak aLdıgını vermiyor geri. . .!

Ertesi gün sana kavuşmayacağım için, uyumadığım geceler var benim..

Son çırpınışımdın sen insanlar arasında , Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Gerçekten seven insan hiçbir şeyi mazeret etmemeli. Seviyorsa söyleyebilmeli, söyleyemiyorsa sevmiyordur bitti…

Ben nerde bir çift göz gördümse, tuttum onu güzelce sana tamamladım, sen binlerce yaşayasın diye yaptım bunu.

Uğraşamayı bırak artık dünle ve dünündekilerle. Bir de hep yanında olanlarla yarına bakmayı dene.

Ne olmuş her fırsatta kendimle konuşuyorsam? Bakma sen yanlış demiş eskiler, Kendi kendine konuşana deli değil, yalnız derler.

Gözlerinden uyku akan bir taksinin içindeyim, geçip gidiyorum bütün hayatımı da seni de…

Bazen öyle yorar ki aşk insanı, bıktırır hayattan.. Ve kapayınca gözlerini birdaha açmak istemez insan.

Sana gelince, ah sen yok musun sen! Bir daha raslar mıyım sana? Günlerin ne getireceği bilinmez ki.

Gölgene bak, beni anlamak istiyorsan; O kadar yakın, ama sana asla dokunamayan.

Bazen diyorum ki; ne olacak söyle gitsin.. Sonra diyorum; söyleyince ne olacak, sus bitsin.

Annem gözyaşları için ekmek kırıntısı gibi değerlidir derdi. Üstüne basıp geçenlerin çarpılışını görmek için bekliyorum seni.

Git’ diyorsun da olmuyor işte git demekle, her şeye rağmen gidemiyor insan.Ben de sana ‘sev’ diyorum mesela.Sevebiliyor musun?

Bir kadını ortadan ikiye böl. Yarısı annedir, Yarısı çocuk. Yarası sevgili …Yarası Aşk.. Duyanlar bunu bilmez, Görenler anlamaz bunu ! Yarısı rivayettir, Yarası gece.

Göz göze gelebilirseniz, ipi kopmuş bir uçurtma, hızla uzaklaşır bakışlarından.

Pişman değilim, kırgınım biraz ama üzülmüyorum. Çünkü gittiğinde yeni birşey öğrendim: artık her Seviyorum diyene inanmıyorum.

Güvenebileceğiniz ve sırtınızı dayayabileceğiniz sadece bir kişi vardır. Bu kişi annenizin kocasıdır ve çok ‘baba’ bir adamdır.

Her gece onu düşünmekten saatim ilerlemez oldu. Kim sorarsa saat kaç diye,cevabım hep aynı; O’na doğru.

Ama kadınlar, Tanrım… Öyle sevdim ki onları, gelecek sefer dünyaya Kadın olarak gelirsem, eşcinsel olurum.

Çok yoruldum sevgili; daha fazla yorma beni. Ben fazlasıyla ödedim zaten, uğrunda kaybettiklerimin bedelini.

Kimse benimle oynamıyor diye ağlayan çocuk ! Sen büyü hele, Bak ne oyunlar oynayacaklar seninle.

Hiçbir αşkın αrdındαn ‘geçmiş olsun’ denmez . Çünkü gerçekten ‘αşk’sa zαten geçmez.

Doğru yerde yanlış kişi olmadık ama yine de sevilmedik. Anladım ki; yanlış yerde, doğru kişi olduğumuz için terkedildik.

Seni seviyorum”dan daha özel bir cümle de var: Sana güveniyorum. Çünkü herkes herkesi sevebiliyor; ama herkese güvenmiyor .

Yalnız aşkı vardır aşkı olanın Ve kaybetmek daha güç bulamamaktan. Sen yüzüne sürgün olduğum kadın, Kardeşim olan gözlerini unutamadım. Çocuğum olan alnını ,sevgilim olan ağzını, Dostum olan ellerini unutamadım.

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini.

O Beni Herhalde Sevmiş! Oysa Ben Onu Her Halde Sevmiştim.

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde, bir yanlışı düzeltircesine açmış.

Denize ilk giren çocuk masumiyetiyle seviyorum seni.. Boğulacakmışım gibi.

Sana yolculuk yapmak istiyorum, kes yüreğine giden bir bilet; Can kenarı olsun!

Seni olduğun gibi seven insan için iyi gün kötü gün yoktur. Ne zaman yanında olması gerekiyorsa o zaman yanında olur .

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin.

Güneş her sabah verilmiş bir söz gibi doğuyordu. Gerçek neydi biliyor musunuz: Her şey.

Tüm anneler hep tanımadıklarına güvenme derler, kötü olur sonu. Düşünüyorum da tanıdıklarımıza güvendikte ne oldu.

Sen bakma bu kadar hüzünlü şeyler yazdığıma, ben çok gülerim. Ve gülerken hiç kimse yalan olduğunu anlayamaz.

Boğαzımα tαkıldı sevdαn.. 3 kere sırtımα vur helâl de; Alışık değilim hαrαmα, ondαn olαcαk herαlde..

S’onsuzluk istemiştim ben aslında; ama S’yi biraz sessiz söylemişim galiba.

Uzaktan seviyorum seni.. Kokunu alamadan, boynuna sarılamadan, yüzüne dokunamadan.. Sadece seviyorum.

Aramızdaki savaş nasıl anlatılır şimdi. Onun yüreği filistin’di ben oraya yerleşmeye çalışan batılı çocuk.

Hayat benimse eğer kimse karışamaz ve biliyorum ki herkesle dost olunmaz. “Aşka gelince birkere sevdim işte, birdaha işim olmaz.

Bir şeyiniz olayım sizin, hani nasıl isterseniz, oğlunuz, kiracınız, sevgiliniz; dünyanın bir ucuna birlikte gider miyiz?

Aşklarda bakım istiyor, öğrenemedin gitti.

En az benimki kadar annemin de ahı tutar sana. Burnumdan getirdiğin süt, onun sonuçta.

Sesinde ne var, biliyor musun? Söyleyemediğin sözcükler var.

Keşke birini tam kaybetmeden, Ona olan tüm sevgimizi haykırabilsek…

Bir kırıldık, daha da kırılırız. Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza…

Bilirsin sigarayı da kalem tuttuğum gibi tutarım. Ondan tüter Sevda sözleri…

Cenaze arabalarını süslemek gibidir yokluğunu yazmak, Ne kadar güzel olsa da ölüm taşır.

ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti çünkü iki kişiydik.

Niye mi koşarsın böyle ufka doğru. Pir Sultan mı ısmarladı seni,kızılırmaktan öte Sivas’a doğru.

Öyle sevdim ki seni öylesine sensin ki! kuşlar gibi cıvıldar tattırdığın acılar…

Yalnızlık bir ovanın düz oluşu gibi birşey.

Seni ne zaman uyurken hayal etsem, Affediyorum …

hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka keşke yalnız bunun için sevseydim seni

kuşlar toplanmış göçüyorlar; keşke yalnız bunun için sevseydim seni

Biliyorsun, ben hangi şehirdeysem, Yalnızlığın başkenti orası.

Karşıdaп karşıya geçer gibi sev beпi: Önce baпa, soпra bana soпra yine baпa bak.

Hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

Yarından bir şeyler beklemekle geçiyor ömrümüz.

Önce öp sonra doğur beni.

Çok günah işledim, korkuyorum.. Ayaklar altına al beni anne ! Cennete gitmek istiyorum.

Yoksuluz, gecelerimiz çok kısa. Dörtnala sevişmek lazım.

Saat 12′den sonra her içki şaraptır.

Sevmek çiftleşmek değil, tekleşmektir..

Özledim.. Söyleyeceklerim bu kadar, kısa ve derin.

Güzelsin sevgilim. Ama çok yakından.

Biliyorum Sana Giden Yollar Kapalı.

Her ölüm erken ölümdür.

İki çay söylemiştik orda, biri açık, Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Kehanet adlı kısacık bir şiir buldum. Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Yürüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Özgürlüğün geldiği gün, O gün ölmek yasak!

Uysal sevgilim, ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim Elimde uçuk mavi bir kalem, cebimde iki paket sigara Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz. Her şey seni bekliyor, her şey gelmeni içeri girmeni senin elinin değmesini gözünün dokunmasını ve her şey tekrarlıyor seni nice sevdiğimi

kaynaklar: www.edebiyatogretmeni.net – www.yasamaugrasi.com




SENDE YORUM YAP !
Bu Habere 1 Yorum Yapılmıştır.
  • takmanick diyor ki ;
    11 Mart 2015 11:41

    O alıntıların hiç biri cemal süreya ya ait değill bkz / (bağlantı kırık olduğu için kaldırıldı)

  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik