Habeler, haber
DOLAR
2,90 / 1,86
EURO
3,20 / 1,52
ALTIN
104 / 1,63
BİST100
75,960 / -1,25
Güneşli
İzmir: Güneşli
33°
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

“Türkiye, bir darbe anayasası ile yönetilmeyi hak etmiyor”

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye’nin darbe anayasası ile yönetilmeyi hak etmediğini belirterek, “Mevcut anayasayla, önyargılı zihinlerle, modası geçmiş düşüncelerle, şu an aksamakta olan, şu an tıkanmış olan mevcut parlamenter sistem ile inşa etme şansımız yoktur” dedi.
“Türkiye, bir darbe anayasası ile yönetilmeyi hak etmiyor”
Eklenme : 14 Ekim 2016 23:49    Güncelleme : 14 Ekim 2016 23:49    Okunma :

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye’nin darbe anayasası ile yönetilmeyi hak etmediğini belirterek, “Mevcut anayasayla, önyargılı zihinlerle, modası geçmiş düşüncelerle, şu an aksamakta olan, şu an tıkanmış olan mevcut parlamenter sistem ile inşa etme şansımız yoktur” dedi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, iş adamları ile yemekte bir araya geldi. Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen yemeğe Vali Necmeddin Kılıç, AK Parti Çorum Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, AK Parti Çorum Milletvekili Ahmet Sami Ceylan, Belediye Başkanı Muzaffer Külcü, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Başaranhıncal, TSO Meclis Başkanı Erol Karadaş, iş adamları katıldı. İş dünyasının temsilcilerine seslenen Bakan Özlü, yeni anayasa ve başkanlık sistemi hakkında açıklamalarda bulundu.
Anayasa ve başkanlık sistemiyle ilgili tartışmaların yeniden gündeme geldiğini hatırlatan Bakan Özlü, her iki konudaki tartışmaları ve gelişmeleri olumlu gördüğünü belirterek, anayasa ve sistemin, ülkenin bilim, sanayi ve teknoloji politikaları üzerinde muazzam etkileri olacağını düşündüğünü söyledi. Özlü, “Anayasa metinleri, devlet ve millet arasındaki ilişkileri belirleyen temel hukuk metinleridir. 1982 anayasasını hazırlayan zihniyet, toplumu bir tehdit olarak gördüğü için, anayasada hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir anlayışla hareket etmiş. Türkiye, bir darbe anayasası ile yönetilmeyi hak etmiyor. Hele hele 15 Temmuz darbe girişimine göğüs germiş olan milletimiz, daha demokratik ve daha iyi işleyen bir sistemi sonuna kadar hak ediyor. Türkiye’nin bir an önce toplumsal bütünlüğünü kuvvetlendirmesi ve sosyal dokusunu güçlendirmesi gerekir. Tek tek her insanımızın ve her şehrimizin, potansiyellerini en üst derece açığa çıkarabilecekleri özgür, şeffaf ve demokratik bir ortam oluşturmalıyız. Bunu mevcut anayasayla, önyargılı zihinlerle, modası geçmiş düşüncelerle, şu an aksamakta olan, şu an tıkanmış olan mevcut parlamenter sistem ile inşa etme şansımız yoktur. Ekonomisini güçlendirmek ve zenginliğini artırmak isteyen bir Türkiye, demokrasi ve hukuk seviyesini de yukarıya taşımak zorundadır. Demokratik gelişme ile ekonomik gelişme, etle tırnak gibi, birbirinden asla ayrı düşünemeyeceğimiz kavramlardır. Bu noktada iş dünyamıza ve sanayicilerimize çok önemli bir görev düştüğünü ifade etmek istiyorum. Anayasa değişikliğinin ve başkanlık sisteminin önemini en iyi anlayanların iş dünyamız olduğunu düşünüyorum. Zira siz bu ülkenin atılımına öncülük eden kişiler olarak, bu ülkeyi bugüne kadar yavaşlatan ve bundan sonra hızlandıracak olan unsurları çok iyi biliyorsunuz. Bu nedenle, sizlerden bu sürece azami katkı vermenizi bekliyoruz. Kişisel ve gündelik tartışmalardan uzak duralım… Demokrasiyi güçlendirecek, ekonomiyi büyütecek, Türkiye’yi dünyanın lider ülkelerinden biri haline getirecek bir sistemi hep birlikte inşa edelim” dedi.

“Bölgede birçok sorun yaşanmasına rağmen Türkiye ekonomisi ayakta durmayı başardı”
Bölgede birçok sorun yaşanmasına rağmen, Türkiye ekonomisinin dimdik ayakta durmayı başardığını anlatan Bakan Özlü, “3 Kasım 2002’den bugüne kadar, ülke olarak çok büyük başarılara, gelişmelere imza attık. Hangi alana bakarsak bakalım, bu muazzam değişimin izlerini, işaretlerini görebilirsiniz. Başarılarımızın en net yansıdığı alan ise kuşkusuz ekonomidir, çünkü ekonomi somut bir alandır. Ekonomideki başarılarımızın iki temel zemini var. Birincisi güven ve istikrar. İkincisi ise reel sektörümüzle olan yakın işbirliğimizdir. Evet, güven ve istikrar önemlidir; ancak esas iş, reel sektöre rekabet gücü ve dinamizm kazandırmaktır. 2001 krizinden sonra Türkiye ekonomisi, köklü bir yapısal dönüşüm sürecinden geçti. Kamu maliyesi, para politikası, finansal sektör, sosyal güvenlik, sağlık, eğitim, iş ve yatırım ortamı ile işgücü piyasası alanlarında çok ciddi reformları hayata geçirdik. Bu reformlar sayesinde, bugün Türkiye ekonomisi, istikrarlı bir biçimde büyümeye devam ediyor. Bu reformlar sayesinde Türkiye ekonomisi, dimdik ayakta durmayı başarıyor. Bölgemizde birçok sorun yaşanıyor, ülkemizde alçak bir darbe girişimi düzenleniyor, birileri tarafından terör hadiseleri tırmandırılıyor. Ancak Türkiye ekonomisi, yine de geri adım atmıyor. Sanayicimiz, yatırıma ve üretime devam ediyor. Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisinde bir azalma yaşanmıyor. Biliyorsunuz, bu hafta sanayi üretim verileri açıklandı. Ağustos’ta sanayi üretimi, temmuz ayına göre yüzde 9,4 oranında arttı. Geçen yılın aynı ayına göre ise, sanayi üretimindeki artış yüzde 2,2 oldu. Bu başarıya imza atan tüm sanayicilerimizi yürekten tebrik ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum. Yine bu hafta içinde, ülkemizde çok önemli bir kongre düzenlendi. Dünya Enerji Zirvesi’nde özellikle Rusya ile çok önemli anlaşmalar imzaladık. Rusya ile olan ilişkilerin iyileşmesinin ekonomimize olumlu katkılar yapacağını düşünüyoruz. Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde doğalgazda bir indirime gidildi. Rusya ile yapılan görüşmelerden olumlu bir sonuç çıkarsa, ilave bir indirim daha gündeme gelebilir” ifadelerini kullandı.

“Artık hazır giyim ve konfeksiyon mantığıyla değil, terzi usulü çalışacağız”
Yaz aylarında darbe girişimi, terör olayları ve Fırat Kalkanı operasyonu nedeniyle, siyasi açıdan oldukça sıcak bir gündemi geride bıraktıklarını hatırlatan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Bu sıcak gündeme rağmen, esas gündemimiz olan işten, aştan, ekmekten, yatırım, üretim ve ihracattan geri adım atmadık. Tasarrufları artıracak, finansmana erişimi kolaylaştıracak, iş ve yatırım ortamını iyileştirecek, girişimcinin ve yatırımcının önünü açacak birçok reformu hayata geçirdik. Teşvik sisteminde kapsamlı bir değişiklik yaptık. Başbakanımızın deyişiyle, artık hazır giyim ve konfeksiyon mantığıyla değil, terzi usulü çalışacağız. Her yatırımı ayrı ayrı değerlendireceğiz ve o yatırımın ihtiyacına uygun teşvik, destek ve muafiyetleri oluşturacağız. Enerji tüketim harcamalarının yarısını 10 yıl bedelsiz karşılamak, nitelikli personelin ücreti için asgari ücretin 20 katına kadar destek vermek, yatırımın en fazla yüzde 49’una ortak olmak ve yatırımlara kamu alım garantisi vermek gibi yeni teşvik araçlarını da devreye aldık. Geçtiğimiz hafta, Sayın başbakanımız, 2017-2019 dönemi için Orta Vadeli Programımızı açıkladı. OVP’deki temel amaçlarımızdan birisi de, ‘sanayide yapısal dönüşümü hızlandırmak’tır. Özel sektör öncülüğünde, dışa açık, rekabetçi, yenilikçi, yüksek katma değer yaratan, Ar-Ge tabanlı ve çevreye duyarlı üretim yapısına dönüşümü hızlandıracağız. Bunu sağlamak için, nitelikli istihdam altyapısı oluşturacak, girişimcilik kapasitesini güçlendirecek, ticarileşme ve markalaşma süreçlerini daha etkin hale getireceğiz. Sanayi girdilerinin ülke içinden karşılanma oranını artırmak için, yüksek miktarda yatırım gerektiren ara malı ve ham maddelerin üretimine öncelik vereceğiz. Önümüzdeki dönemde, Bakanlık olarak birçok önemli adım atmayı planlıyoruz. Şu anda bu adımları tespit ediyor, hazırlıyor ve olgunlaştırıyoruz. Şu anda farklı konu başlıkları altında çalışmalarımız devam ediyor. Çalışmalar tamamlandıkça, bunları süratle hayata geçireceğiz. Mesela öncelikle, bu yıl sonuna kadar, Sınai Mülkiyet Kanun Tasarımızı TBMM’de yasalaştırmayı hedefliyoruz. Üretim Reform Paketi’mizin hazırlık çalışmalarına da devam ediyoruz. Bu paketle, bakanlığımızın, yeni üretim alanları ve sanayi parselleri oluşturma kapasite ve becerisini artıracağız. Özellikle şehir içinde kalmış sanayi sitelerinin daha uygun yerlere taşınmasını sağlamak için adımlar atacağız. OSB’lerin üzerindeki mali yükümlülüklerin bazılarını kaldıracağız veya miktarları düşüreceğiz. Mesela OSB’lerin arsa satış hasılatlarından yüzde 1’ini KOSGEB’e aktarmalarını sonlandırıyoruz. Dördüncü Sanayi Devrimi ile TÜBİTAK’ı yeniden yapılandırmak da Bakanlığımızın en önem verdiği konular arasında yer alıyor. Bu iki başlık, nitelikli üretim hedeflerimiz açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu.

“Çorum’u, bütün şehirlerimizi ve Türkiye’yi daha fazla büyüteceğiz ve geliştireceğiz”
Bütün şehirleri ve Türkiye’yi büyütüp geliştireceklerini dile getiren Bakan Özlü, “Çorum’un da son yıllarda ciddi bir atılım içinde olduğunu zaten biliyordum. Ancak bugün burada, gerçekten de beklediğimin de ötesinde dinamik, canlı, güçlü bir Çorum ile karşılaştım ve bundan büyük bir mutluluk duydum. Çorum, adeta Türkiye’nin bir aynası olmuş. Türkiye, son yıllarda nasıl ciddi bir ivme yakaladıysa, Çorum bu süreçte başı çeken şehirlerimizden biri olmuş. Girişimci Bilgi Sistemi verilerine göre, 2015 yılında, Çorum’daki bütün sektörlerin cirosu, bir önceki yıla göre yüzde 14 oranında artmış. Çorum’un 2002’de 26 milyon dolar olan ihracatı, geçtiğimiz yıl 270 milyon dolara yükselmiş. Bugün Çorum’da faaliyete geçen 2 OSB’de istihdam edilenlerin sayısı ise 6’bine ulaşmış. Çorum, işsizliğin en düşük olduğu şehirlerimizden birisidir. Bu şehir, sadece kendi insanı için de değil, çevreden buraya göç eden insanlar için de iş ve ekmek kapıları oluşturmayı başarmıştır. Bütün bunlar, Çorum’un ne kadar güçlü bir şehir olduğunu gösteriyor.
Şimdi, bu gücün gerçek kaynağı olan siz değerli iş insanlarımızla, esnafımızla ve sanayicilerimizle, bu şehri daha da ileriye taşımak için neler yapmamız gerektiğini istişare edeceğiz. Ben öncelikle sizleri yürekten tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum. Gerek hükümetimizin çalışmalarıyla gerek sizin gerçekleştireceğiniz yatırımla, üretimle ve ihracatla, bu şehir çok daha güçlü, gelişmiş, müreffeh bir şehir haline getireceğimize inanıyorum. Çorum’un bundan da büyük bir potansiyel taşıdığını düşünüyorum. Karadeniz Bölgesi’ni İç Anadolu’ya bağlayan bu şehir, tarih boyunca insanların gözde yerleşim merkezlerinden birisi oldu. Nihayet son yıllarda, Çorum adeta kendine geldi. Türkiye gibi Çorum’un da özgüveni arttı. Çorum kendi gücünün farkına vardığı, dışa açıldığı ve üretime odaklandığı için, şehir hızlı bir gelişim yaşadı. Bu şekilde devam ettiği sürece, Çorum’un, tıpkı Kayseri, Denizli veya Gaziantep gibi, Anadolu’nun marka şehirlerinden biri haline geleceğine eminim. Bunu başarmak için, sizlerle birlikte ne gerekiyorsa yapacağız. İş dünyamıza, sanayicimize ve esnafımıza vereceğimiz desteklerle, Çorum’u, bütün şehirlerimizi ve Türkiye’yi daha fazla büyüteceğiz ve geliştireceğiz” dedi.
(İHA)



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik