Habeler, haber
DOLAR
2,90 / 1,86
EURO
3,20 / 1,52
ALTIN
104 / 1,63
BİST100
75,960 / -1,25
Güneşli
İzmir: Güneşli
33°
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

“AYM’nin yaptığı ’yetki aşımı’”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi (AYM)’nin gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki kararını, ’Yetki aşımı’ olarak nitelendirerek, "AYM kendini asli mahkemenin yerine koyarak bunun bir basın özgürlüğü meselesi olduğu gibi bir yargıda bulunamaz.
“AYM’nin yaptığı ’yetki aşımı’”
Eklenme : 06 Mart 2016 14:24    Güncelleme : 06 Mart 2016 14:24    Okunma :

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi (AYM)’nin gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki kararını, ’Yetki aşımı’ olarak nitelendirerek, “AYM kendini asli mahkemenin yerine koyarak bunun bir basın özgürlüğü meselesi olduğu gibi bir yargıda bulunamaz. Bizim kanaatimiz bu” dedi.
Davutoğlu, Zaman Gazetesi’ne kayyum atanması ile ilgili olarak ise, “Bu hukuki bir süreçtir. Basın özgürlüğü konusunda Türkiye’de kimsenin şüphesi olmamalıdır” ifadelerini kaydetti.
Başbakan Ahmet Davutoğlu A Haber’de yayınlanan ’Başbakan ile Gündem Özel’ programda önemli açıklamalarda bulundu.

“PARALELLE MÜCADELE BÜTÜN DEVLET KURUMLARINDA SÜRMEKTE”
Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri’nin paralel yapı ile ilgili yürütülen operasyon kapsamında görevden alındığı iddialarını değerlendiren Davutoğlu, “Genelkurmay’da bu yapılan işlem hukuki bir işlemdir. Bir disiplin uygulamasıdır. Bürokraside paralelle mücadele konusunda her kurum, üzerine düşüne yapıyor. Bürokraside, rasyonel hiyerarşide herkes millete hesap vermek zorunda. Kimse herhangi bir yerden talimat alamaz. Bürokraside bu rasyonelliği sağlayana kadar paralel yapı ile yürüttüğümüz mücadele kararlı şekilde sürecek. Paralele mücadele bütün devlet kurumlarında sürmektedir” diye konuştu.

“ZAMAN GAZETESİ’NDE HUKUKİ BİR SÜREÇ”
Davutoğlu, Zaman Gazetesi’ne kayyum atanması ile ilgili olarak ise, “Bu hukuki bir süreçtir. Basın özgürlüğü konusunda Türkiye’de kimsenin şüphesi olmamalıdır. Basın faaliyeti ve basın faaliyeti örterek yapılan başka faaliyetler arasındaki ayrımı da hepimiz yapmalıyız. Türkiye’de genel olarak eleştirel yayın yapan çok sayıda basın organı var, hiçbirine hukuki işlem yapılmıyor. Burada söz konusu olan bir basın faaliyeti değil, meşru halk desteği ile iktidara gelmiş hükümete yürütülen bir operasyonun neticesinde gelinen noktadır. Paralel yapının kara para aklama da dahi birçok işlemi söz konusu olduğu bir hukuki iddianame var. Bu sürecin yürütücüsü yargı organlarıdır. Bu yargı organlarının kararları uygulanır” ifadelerini kullandı.

“FETHULLAH GÜLEN’İN İADESİ KONUSUNDA YENİ BİR GELİŞME YOK”
Başbakan Davutoğlu, Fehtullah Gülen’in iadesi konusunda yeni bir gelişme olup olmadığının sorulması üzerine ise, “Yeni bir gelişme yok. Türkiye’nin ABD ile yürüttüğü teşebbüsler var. Ümit ediyoruz en kısa sürede netice alınır” şeklinde konuştu.

“CASUSLUK FAALİYETİ OLDUĞU KONUSUNDA ŞÜPHEMİZ YOK”
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verdiği kararla ilgili olarak ise şunları söyledi:
“Bu iki gazeteci ile ilgili bir olayın esası var. Esasta Türkiye’nin Bayırbucak Türkmenleri’ne yardım faaliyetinin devlet yapılarına sızmış bazı çeteler tarafından engellenmesi ve bunun basına verilmek suretiyle Türkiye hakkında bir karalama faaliyeti yürütülmesi. Öyle bir kritik zamanda yapılıyor ki Harran’da BM temsilcilerini misafir etmişiz, Türkiye’nin yaptıklarını anlatıyoruz. Ertesi gün Adana’da büyükelçiler konferansı yapıyoruz, bir gün sonra Brüksel’e gideceğiz, ardından Cenevre’de temaslarda bulunacağız. Bu takvimin arasında Türkiye’nin itibarına ve yürütmekte olduğu faaliyetlere hançer saplarcasına bir operasyon gerçekleştirildi. Bu faaliyetin Türkiye’nin itibarını karalamak anlamında bir casusluk faaliyeti olduğu konusunda şüphemiz yok. Onunla ilgili hukuki süreç işliyor. Bu süreç işlerken devlet sırlarını yayınlamak anlamında ve Türkiye’nin DEAŞ’a yardım ettiği gibi alçakça bir iftira yaparak olayın üzerinden 1.5 sene geçtikten sonra bir provokatif yayın yapılıyor. Bu açık şekilde devlet sırlarını ifşa etmektir. Hem bir ifşa hem bir itham var. İşin esası bu. Yürüyen hukuki süreç bununla ilgili. Basın özgürlüğü konusunda yapılan bir eylem söz konusu değil. Gazeteciler tutuklandıklarında ben açık tutumu sergiledim. Tutuksuz yargılanmanın esas olduğunu söyledim. Bugün de aynı kanaatteyim. Ancak hakimler şu ya da bu gerekçeyle bu tutuklamaya karar verebilir, bu da hakimlerin takdiridir. Bu konuda Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru tutuklu yargılanma ile ilgili olabilir. Bu bireysel başvuru konusu olabilir ama bunun ötesinde AYM kendini asli mahkemenin yerine koyarak bunun bir basın özgürlüğü meselesi olduğu gibi bir yargıda bulunamaz. Bizim kanaatimiz bu. AYM yetki aşımı yaptı. Şu an yürüten hukuki davayı yönlendirecek şeklide ’bu bir basın özgürlüğü’ dediğiniz zaman birincil mahkemenin karanını belirlemiş oluyorsunuz. AYM’ye bireysel başvuru hakkını niye verdik, AİHM’e gitmeden bir filitreleme olsun diye. Yani bütün hukuki imkanlar bittikten sonra AYM’ye başvurulabilir. AYM karar verdikten sonra bu sefer AİHM’e gitme kapası açık kalır. Şimdi AYM’nin birinci mahkemenin yerine koyarak karar vermesi, hukuk sistemimizi keşmekeşe sokar. Gereksiz yere bireysel başvuru hakkının istismarına yol açar.”

“AYM YAPISINDA DEĞİŞİKLİK KONUSNUDA BİR ÇALIŞMA YOK”
Başbakan Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin yapısında bir değişiklik yapılmasının gündemde olup olmadığını sorulması üzerine ise, “Şu anda böyle bir çalışma yok. Bütün bu yaşananlardan sonra bu değerlendirilir. Bireysel başvuru hakkını getiren iktidar biziz. Bu doğrudur da. Sistem üzerindeki baskıyı almıştır. Bunun sınırlarını iyi tespit edilmesi lazım. Herkes, herhangi bir şekilde mağdur olduğunu düşünen herkes AYM’ye başvurur ve bütün yargı sistemi itibarını kaybeder” dedi.

“DEVLETİN MAKAMLARI ARASINDA KÜSKÜNLÜK OLMAMASI LAZIM”
Davutoğlu, yaşanan olaylar ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı ile bir araya geleceği yönündeki iddialara da açıklık getirerek, “Şu anda böyle bir planlama yok ancak görüşebiliriz. Devletin üst makamları arasında bir küskünlüğün, tavır alışın olmaması lazım. Devlet hepimizin devleti. Kimse ’devleti tek başına ben temsil ediyorum’ diyemez. Tüm kurumlar devletin organları. Yargıyı da kimse ’tek başına ben temsil ediyorum’ diyemez. Varsa mesele hepimizin bunları konuşuyor olması lazım. Nihai olan Türkiye’de sürdürülebilir demokratik ortamın daim olması. Görüş ayrılıklarımız söz konusu olduğunda yüz yüze görüşmemiz önemli” ifadelerini kullandı.

“YARIN SURİYE’YE MÜDAHALE OLACAK DİYE BİR ŞEY YOK”
ABD’nin Musul’a yönelik operasyon açıklamasını da değerlendiren Davutoğlu, “Sanki yarın Suriye’ye müdahale olacak, böyle bir şey yok. Musul’un kurtarılması için bizim de yaptığımız çalışmalar var, Irak merkezi hükümetinin çalışmaları var, Irak Kürt bölgesel yönetiminin çalışmaları var. Bir anda yarın savaşa giriliyor diye bir durum yok. Türkiye 5 yıldır savaşın eşiğinde bir ülke olmasına rağmen istikrarımızı koruduk. Türkiye’nin maceraya sürüklenmesine izin vermeyiz. Dün İran’da da söyledim. Bölge halklarının kaderlerini bütün bölge halkını tespit etmesi önemlidir. Hemen yarın bir askeri harekat olacak intibası olmamalı” şekline konuştu.
(İHA)



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik