Habeler, haber
DOLAR
/
EURO
/
ALTIN
/
BİST
/
Güneşli
İstanbul: Güneşli
15°
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

30 Mart – 14 Nisan 2013 32. İstanbul Film Festivali Programı/16 Mart 2013 Bilet Satışı

30 Mart – 14 Nisan 2013 32. İstanbul Film Festivali Programı/16 Mart 2013 Bilet Satışı
Eklenme : 03 Mart 2013 22:08    Güncelleme : 16 Eylül 2014 1:13    Okunma : 889

32. İstanbul Film Festivali ne zaman programı flimler afiş festival konukları hangi flimler gösterilecek açılış kapanış tarihleri,  sponsorlar detayları..

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Akbank sponsorluğunda düzenlenecek 32. İstanbul Film Festivali, seçkin filmler, yeni bölümler, usta yönetmenler ve sürpriz konuklarla 30 Mart–14 Nisan tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.

32. İstanbul Film Festivali afişi Nuri Bilge Ceylan ve Bülent Erkmen imzalı ..

32.İstanbul Film Festivali’nin afiş görseli ise, günümüz “auteur” sinemasının önde gelen yönetmenlerinden, senarist ve fotoğraf sanatçısı Nuri Bilge Ceylan’ın bir fotoğrafından oluşturuldu.

32. İstanbul Film Festivali afiş görseli için Nuri Bilge Ceylan’ın “Babam İçin” serisinden “Uykusuz Gece” isimli fotoğrafını kullanan Bülent Erkmen, yaptığı seçimle ilgili olarak şunları söylüyor: “Uykusuz bir gecede baktığını görmeyen açık bir gözün gördükleridir sinema çünkü. Gecenin karanlığında yastığın yumuşaklığına gömülen başa kadar çekilmiş yorganın bedeni saran hayalperest güveni, sinema karanlığında koltuğa gömülme anında karşılığını bulur.”

Nuri Bilge Ceylan’ın kendi el yazısını da festival afişine taşıyan Erkmen, “Nuri Bilge Ceylan kendi el yazısıyla yazılmış başlığı Türkçe ve İngilizcesinin ters yüz ilişkisiyle bir film şeridi gibi uykusuz gecedeki açık göze eşlik eder.” yorumunda bulundu.

32. İstanbul Film Festivali’nin programı 4 Mart Pazartesi akşamı 18.30’da İstanbul Film Festivali konaklama sponsoru olan Martı Istanbul Hotel’in Istanbul Balo Salonu’nda yapılacak bir basın toplantısı ile açıklandı . Basın toplantısına konuşmacı olarak İKSV Genel Müdürü Görgün Taner,Festival sponsoru Akbank adına Genel Müdür Hakan Binbaşgil ve İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan katılacak. Toplantıya ayrıca, “Altın Lale Ulusal Yarışma” ve “Türkiye Sineması” bölümlerinde yer alacak filmlerin yönetmen ve oyuncuları da katılıyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından AKBANK sponsorluğunda düzenlenecek 32. İstanbul Film Festivali için geri sayım başladı. Her yıl yaklaşık 150 bine ulaşan izleyicisiyle Türkiye’nin en büyük sinema etkinliği olanİstanbul Film Festivali’nin programı her zaman olduğu gibi bu yıl da dopdolu.

Festival sponsorluğunu dokuzuncu kez AKBANK’ın üstlendiği İstanbul Film Festivali’nin otuz ikincisi, 30 Mart–14 Nisan tarihlerinde yapılacak. Programındaki filmlerin niteliği ve çeşitliliğiyle önder konumunu koruyan İstanbul Film Festivali, bu yıl da sinemaseverlere 20’nin üzerinde bölümde 200’ü aşkın filmin yanı sıra usta sinemacıların katılacağı söyleşiler, atölye çalışmaları ve sinema dersleriyle dolu iki hafta vaat ediyor. Festival bu yıl 2012 ve 2013’ün nitelikli yapımlarından sinemanın unutulmaz klasiklerine, usta yönetmenlerin başyapıtlarından Ocak ayında Sundance ve Şubat’ta Berlin Film Festivali’nde prömiyerleri yapılan filmlere, Altın Lale ve FACE yarışmalarından belgeseller ve çocuk filmlerine uzanan geniş bir yelpazede izleyicilerle buluşacak.

Festival Biletleri

32. İstanbul Film Festivali’nin biletleri 16 Mart Cumartesi günü 10.00’da satışa çıkacak. Sinemaseverler biletlerini Atlas, Beyoğlu ve Rexx sinemalarında açılacak gişelerden, Biletix satış noktalarından, Biletix çağrı merkezinden (0216 556 98 00) ve Biletix web sitesinden (www.biletix.com) satın alabilecekler.

Festivalde bilet fiyatları, tam 15 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için 10 TL olacak. Festivalde hafta içi gündüz seanslarındaki indirimli fiyat uygulaması bu yıl da devam edecek; hafta içi gündüz seansları tüm filmler için yalnızca 5 TL.

Lale Kart sahipleri her zaman olduğu gibi biletlerini öncelikli ve indirimli alabilecekler. Lale Kart üyeleri için indirimli ön satış dönemi 12 Mart’ta başlayacak.12 Mart’ta Siyah Lale üyeleri, 13, 14 ve 15 Mart’ta Beyaz, Kırmızı ve Sarı Lale Üyeleri biletlerini özel indirimlerle temin edebilecekler. Festival Sponsoru AKBANK’ın Axess Kart sahipleri ise festival boyunca hafta içi gündüz seansları hariç satın alacakları biletlerde %20 özel indirimden yararlanacaklar.

İKSV, 2007 yılında başlattığı “BitamBiöğrenci” projesiyle, işbirliği içinde bulunduğu çeşitli sivil toplum kuruluşları ve sanata duyarlı izleyiciler sayesinde, kültürel etkinliklere katılma şansı bulamayan öğrencileri sanatla buluşturmaya devam ediyor. Sinemaseverler, alacakları biletlere ek olarak yapacakları 15 TL’lik katkıyla 3, 50 TL’lik katkıyla 10 öğrencinin film gösterimlerine katılmasını sağlayarak “BitamBiöğrenci” projesine destek verebilecekler.

FESTİVAL SİNEMALARI VE SEANSLARI 

Festivalin gösterimleri Beyoğlu’nda Atlas, Beyoğlu, Pera Müzesi, Nişantaşı’nda Nişantaşı CityLife (City’s), Ortaköy’de Feriye ve Kadıköy’de Rexx olmak üzere 6 salonda yapılacak. Filmlerin gösterim seansları 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30. Festivalin büyük ilgi gören “Geceyarısı Çılgınlığı” bölümünde bu yıl da her cumartesi gecesi 24.00’te yüksek gerilimli bir film gösterilecek.

AÇILIŞ VE KAPANIŞ TÖRENLERİ

32. İstanbul Film Festivali, 29 Mart Cuma gecesi Lütfi Kırdar Sergi ve Kongre Sarayı’nda düzenlenecek açılış töreniyle başlayacak. 14 Nisan Pazar gecesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacak kapanış ve ödül töreninde ise Ulusal ve Uluslararası Altın Lale ile festivalin diğer ödülleri açıklanacak.

İSTANBUL FİLM FESTİVALİ DANIŞMA KURULU 

İstanbul Film Festivali Danışma Kurulu, yapımcı Zeynep Özbatur Atakan, yönetmen Semih Kaplanoğlu ve sinema yazarı Esin Küçüktepepınar’dan oluşuyor. Festivalin kuruluş yıllarından geçen yıla kadar danışma kurulu üyesi olan sinema yazarı Atilla Dorsay da Danışma Kurulu Onur Üyesi olarak İstanbul Film Festivali’ne destek olmaya devam ediyor.

Festivalde yer alan belgesel filmlerin artışı göz önünde bulundurularak geçen yıl ilk kez bir araya getirilen Belgesel Danışma Kurulu’nda ise yönetmenler Berke Baş ve Elif Ergezen ile akademisyen ve sinemacı Alisa Lebow yer alıyor.

SİNEMA ONUR ÖDÜLLERİ 

32. İstanbul Film Festivali’nin açılış töreninde Türkiye sinemasına yıllar boyu emek vermiş dört önemli isme festivalin Sinema Onur Ödülü takdim edilecek. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri bu yıl oyuncu Lale Belkıs, görüntü yönetmeni Aytekin Çakmakçı, oyuncu Ahmet Mekin ve senarist Ayşe Şasa’ya verilecek. Atıf Yılmaz’ın 1966 yılında çektiği, senaryosunu Ayşe Şasa’nın yazdığı Ah Güzel İstanbul, Lale Belkıs’ın rol aldığı Kalbimin Efendisi ve Ahmet Mekin’in rol aldığı Bir Türk’e Gönül Verdim filmleri de festival kapsamında izleyicilerle buluşacak.

1990’lı yıllarda uygulanan köy boşaltma politikalarının yarattığı mağduriyetin ele alındığı ve Tunceli’de çekilen tek kişilik Was (Ot) belgeselinin ilk gösterimi 32. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde yapılacak.

(Murat Aydın / Cnnturk.com) — Sinema izleyicisinin merakla beklediği Uluslararası İstanbul Film Festivali’ne günler kala gösterilecek filmler de ortaya çıkmaya başladı.  Sosyal medyaya ilk yansıyan ve gösterime alınan filmlerden bir tanesi ise Was. Kendi köylerinden sürgün edilip başka bir köyde yaşamak zorunda bırakılan iki yaşlı kadının hayvanları için satın aldıkları otu (Was) koruma mücadelesini Belgesel 75 Dakika ve Caner Canerik’in yönetmenliğinde hazırlandı. “Yerlerinden edilen sıradan insanların, sıradan yaşamlarını koruyabilmek için verdikleri zorlu mücadeleyi” otlarını korumalarının üzerinden aktardığını belirten Caner Canerik, “Köy yakma ve boşaltma politikalarında devlet zararı kısmi karşılayan tazminatlar ödeyerek sorunu çözdüğünü düşündü. Ancak gerçek hayatta yaratılan mağduriyetler sürüyor. Yeni mekanlarda yaşamak zorunda kalan insanlar, aldıkları bu tazminatlarla herhangi bir yatırım yapma ve yeni bir yaşam kurma şansı bulamadılar” dedi.

Belgesel, sonbaharda, kışa hazırlık olarak getirilen otların, mekan yokluğu nedeniyle kamelyanın altına dizilmesiyle başlıyor. Belgeselde Beser Demirtaş (85) ve sağır-dilsiz olan Fatma Bozkurt (87) adlı, eşleri öldükten sonra hayatlarını birlikte devam ettirmeye devam eden iki kadının günlük yaşantılarına tanık oluyoruz.  Günlük yaşamla paralel olarak da Beser Demirtaş, kuması olan Fatma Bozkurt’un hayatını anlatmaya başlıyor.  Yakın geçmişimizde “Dersim’e özgü bir kölelik” olarak tanımlanabilecek bir hikaye ile karşılıyor bizi.  Ancak asıl hikaye köyde başı boş dolaşan ineklerin iki yaşlı kadının kendi ineği için aldığı ve yer yokluğundan dolayı meydana yığdığı otları yemesiyle başlıyor.  Tüm yaşamları bir anda alt üst oluyor ve tüm zamanları ot nöbetiyle geçmeye başlıyor

Adı konulmamış bekleyiş

“Sıradan bir yaşam hikayesi ” olarak tanımlıyor yönetmen filmi: “Köylerin boşaltılmasıyla birlikte Dersim’de büyük oranda sosyal ve ekonomik yapılar da çöktü. İnsanlar yeni baştan yaşamı kurmaya uğraşırlarken, yalnız kaldılar. Kalanların önemli bir bölümünü de üretim gücünden ekonomik yada fiziksel nedenlerle yoksun olan insanlar olduğunu eklediğimizde, dışarıdan gelebilecek yardımlar önemli bir rahatlama sağlıyor. Demirtaş ve Bozkurt’un otu beklemeleri hayatları boyunca tek yaptıkları bekleyiş değil. Dersim’de adı konulmamış bir bekleyiş de var. İnsanlar sıkıntılı günlerin geçmesini sadece bekleyebilecek durumdalar. Henüz ortalık tam sakinleşmemiş, henüz insanlar aktif olarak yaşama katılacak gücü ve cesareti kendilerinde bulamıyorlar. Bu dönemin geçmesini de bekliyorlar. Yaşlıların beklediği ise ölüm sadece… Bir çok anlamda hayattan başka bir beklentileri kalmamış durumda.”

Tek kişilik belgesel

Kendisi de 4 Yıldır Tunceli’deki köyüne geri dönüp yerleşmiş olan Yönetmen Caner Canerik, bu bekleyişin filmle birlikte kendisini kapsadığını fark ettiğini belirtiyor: “Çok kısıtlı imkanlarla iyi bir film yapmaya çabaladığınızda, elinizde olmayan sebepler sizi bekleyişe götürüyor. Bu bazen maddi, bazen de manevi sayılabilecek bir beklenti olarak karşınıza çıkıyor. Bekleyişin filmini yaparken, kendimi bir şeyler bekler durumda buldum.”

Canerik ayrıntılara çok girmezse de, çekim sürecinde beklentilerinin büyük bir bölümünün gerçekleşemediğini vurguluyor. Tüm zorluklara rağmen filmi tamamlamak için ise ot ya da taşınmasından senaryoya, kamera kullanımından ses kaydına, kurgudan tanıtıma kadar tüm iş yükünü tek başına yükleniyor. 4 aylık bir süre içerisinde “Ot ile yatıp ot ile kalkar” bir süreç yaşadığını, aile desteğiyle filmi büyük oranda tamamladığını belirtiyor. Tek kişilik bir “ekip”, 4 aylık çekim ve kurgu süreciyle birlikte bu sene İstanbul Film Festivali’nde izleyeceğimiz en ilginç filmlerden bir tanesi olmaya aday bir çalışma Was…

32. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ’NİN DESTEKÇİLERİ 

32. İstanbul Film Festivali bu yıl 20’nin üzerinde kurumun desteğiyle gerçekleştirilecek. TC Kültür ve Turizm Bakanlığı bu yıl da festivale büyük destek verecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi de festivale verdiği tanıtım desteğini sürdürecek. Festival Sponsoru AKBANK’ın yanı sıra festivale 6 tema sponsoru destek olacak:

-Efes “Ulusal Yarışma ve Türkiye Sineması”
-Sabah Gazetesi “Dünya Festivallerinden”
-NTV “NTV Belgesel Kuşağı”
-SinemaTV “Antidepresan”
-Malezya Havayolları “Mayınlı Bölge”
-Nescafé Gold “Genç Yönetmenler”
-TV2 “Geceyarısı Çılgınlığı”

Festivalin sevilen bölümü “Akbank Galaları” da yine AKBANK’ın sponsorluğunda düzenlenecek. İstanbul Film Festivali, Groupama sponsorluğunda altı yıl önce başlattığı “Özel Gösterim: Türk Klasikleri Yeniden” bölümüyle Türkiye sinemasının önemli yapıtlarını yıllar sonra yeniden beyazperdeyle buluşturuyor. Bu yıl Lütfi Ö. Akad’ın, başrollerinde İzzet Günay ile Türkan Şoray’ın yer aldığı 1968 yapımı benzersiz melodramı Vesikalı Yarim filmi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi tarafından restore edilerek izleyicilere sunulacak. Bu yıl Köprüde Buluşmalar’ın sekizincisi Efes sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Festivalin konaklama sponsorluğunu Martı İstanbul Hotel üstlenecek.

İKSV’nin bu yılki festival afişlerinde, farklı sanat dallarının temsilcilerinin yapıtları, grafik sanatçısı ve İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımıyla birleşiyor. 32. İstanbul Film Festivali’nin afişi, ünlü yönetmen Nuri Bilge Ceylan ve Bülent Erkmen’in işbirliğiyle hazırlandı. Nuri Bilge Ceylan’ın “Babam İçin” serisinde yer alan Uykusuz Gece fotoğrafı, Bülent Erkmen tarafından festival afişine dönüştürüldü.

İKSV’nin tüm festivallerine, Öncü Sponsor Eczacıbaşı Holding, Resmi Havayolu Türk Hava Yolları, Resmi İletişim Sponsoru Vodafone, Resmi Taşıyıcı DHL Express ve Servis Sponsoru GFK destek veriyor.

FESTİVALDE ALTIN LALE HEYECANI 

•Altın Lale Uluslararası Yarışma 

32. İstanbul Film Festivali’nin “Uluslararası Yarışma” bölümünde festivalin büyük ödülü Altın Lale için, sanat ve sanatçı temasını işleyen ya da bir edebiyat eserinden uyarlanan 12 film yarışacak. Şakir Eczacıbaşı anısına sunulan Altın Lale Uluslararası Yarışma Ödülü, bu yıl da Eczacıbaşı Topluluğu tarafından verilecek 25.000 EUR’luk para ödülüyle desteklenecek. Bu ödülün 10.000 EUR’u Altın Lale’nin sahibi olacak filmin yönetmenine, 10.000 EUR’u filmin Türkiye’deki dağıtımını üstlenecek firmaya, 5.000 EUR’u ise Jüri Özel Ödülü’nü kazanacak filme verilecek. “Uluslararası Yarışma” filmleri uluslararası jürinin ve izleyicilerin huzuruna festivalin ikinci haftasında çıkacak.

•Altın Lale Ulusal Yarışma 

Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülü için yapımı 2012-2013 sezonunda tamamlanan Türkiye’den filmler yarışacak. “Ulusal Yarışma” jüri başkanlığını, Türkiye sinemasının en önemli yönetmenlerinden Tayfun Pirselimoğlu üstlenecek. Tayfun Pirselimoğlu başkanlığındaki Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi festivalde, En İyi Film, En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik olmak üzere toplam 9 dalda ödül verecek.

“Ulusal Yarışma” kategorisinde yer alacak filmler arasından jürinin seçeceği En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. İlk kez 2011 yılında para ödülüyle desteklenen Jüri Özel Ödülü bu yıl da en iyi ikinci filme verilecek. Onat Kutlar anısına verilecek bu ödülü kazanan filmin yapımcısına Efes tarafından 30.000 USD takdim edilecek. Festivalde En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu seçilecek isimlere 10.000’er TL verilecek. İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışması’nda jüri ayrıca, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik dallarında da ödüller verecek.

32. İstanbul Film Festivali’nde Türkiye’den, yapımı 2012-2013 sezonunda tamamlanan filmlerin bir araya geldiği “Ulusal Yarışma ve Türkiye Sineması” bölümünde, “Ulusal Yarışma”nın yanı sıra “Yarışma Dışı”, “Belgeseller” ve “Yeni Türkiye Sineması” başlıkları altında 40’a yakın film gösterilecek. “Ulusal Yarışma ve Türkiye Sineması” bölümünün sponsorluğunu geçen 25 yılda olduğu gibi Efes üstleniyor.

• FIPRESCI Ödülü 

Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da İstanbul Film Festivali kapsamında kendi ödülünü verecek. Festivalde Ulusal ve Uluslararası Yarışma’da yer alan birer filme FIPRESCI Ödülü takdim edilecek. Başkanlığını Hollanda’dan Dana Linssen’in yapacağı FIPRESCI Jürisi’nde, Avustralya’dan Lesley Chow, İsveç’ten Jon Asp, Kanada’dan Guilhem Caillard ve Türkiye’den Berke Göl ile Burcu Aykar yer alacak.

• Radikal Gazetesi Halk Ödülü 

İKSV’nin medya sponsorlarından Radikal Gazetesi İstanbul Film Festivali’nde her yıl olduğu gibi Ulusal ve Uluslararası Yarışma’da yer alan birer filme Radikal Halk Ödülü’nü takdim edecek. Radikal Halk Ödülü’nün verileceği iki filmi, oylarını festival sinemalarında yer alan Radikal kutularına atacak festival izleyicileri belirleyecek. Radikal Halk Ödülü’nü kazanan filmleri belirleyen izleyiciler arasında çekilecek kura sonucunda iki şanslı festival izleyicisi Radikal Gazetesi’nin davetlisi olarak uluslararası bir film festivalini izlemek üzere yurtdışına gidecek.

• Avrupa Konseyi Sinema Ödülü: FACE 

Avrupa Konseyi’nin katkılarıyla 7 yıl önce, yalnızca İstanbul Film Festivali kapsamında verilmeye başlayan Avrupa Konseyi Sinema Ödülü FACE (Film Award of the Council of Europe) bu yıl da, “Sinemada İnsan Hakları” bölümündeki bir filme verilecek. İnsan hakları konusunda kamuoyunda duyarlılık ve bilinç uyandıran, bu konunun öneminin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunan 10 filmin gösterileceği “Sinemada İnsan Hakları Bölümü”nden seçilecek bir filmin yönetmenine kapanış ve ödül töreninde Avrupa Konseyi’nden bir yetkili tarafından 10.000 EUR’luk para ödülü takdim edilecek. FACE Ödülü’ne Avrupa Konseyi’nin, Avrupa sinema yapıtlarının ortak yapım, dağıtım ve gösterimini destekleyen Eurimages Fonu da ortak olacak.

FESTİVALDE HAFTA İÇİ HER GECE BİR AKBANK GALASI 

İstanbul Film Festivali’nin popüler bölümlerinden “Akbank Galaları”nda geniş kitlelere seslenen, ünlü yıldızların usta yönetmenlerle buluştuğu, merakla beklenen filmlerin Türkiye’deki ilk gösterimleri City’s sinemasında yapılacak.

“İntikam Üçlemesi”yle tanınan Koreli yönetmen Park Chan-Wook’un ilk Hollywood çalışması olan Stoker bir genç kızın annesi ve gizemli ama çekici amcası arasındaki aşk üçgeninin karanlık yüzünü anlatıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Nicole Kidman, Albert Nobbs, Restless ve Jane Eyre gibi birçok filmde yıldızı parlayan Avustralyalı güzel oyuncu Mia Wasikowska ve A Single Man’daki performansıyla dikkat çeken Matthew Goode yer alıyor. Prömiyerini Sundance’de yapan Stoker’ın senaryosu Prison Break dizisiyle ünlenen oyuncu Wentworth Miller’a ait. Festival takipçilerinin yakından tanıdığı bir isim olan Park Chan-Wook, 2007 yılında 26. İstanbul Film Festivali’nin konuğu olarak İstanbul’a gelmişti.

Blue Valentine ile tanınan yönetmen Derek Cianfrance’in son filmi The Place Beyond the Pines, “Akbank Galaları”nın merakla beklenen filmlerinden. Drive filmindeki gibi yine sürücü rolünde karşımıza çıkacak Ryan Gosling’e filmde Hangover ve Silver Linings Playbook ile kendine büyük bir hayran kitlesi edinen Bradley Cooper, Eva Mendes ve Ray Liotta eşlik ediyor. İlk kez Toronto Film Festivali’nde görücüye çıkan film, sinemaseverlerden tam not almayı başardı.

Metot oyuncu olarak ün yapmış, Oscar Ödüllü efsane aktör Dustin Hoffman, Quartet filmi ile ilk kez yönetmen koltuğunda karşımıza çıkacak. Oyuncu kadrosunda Maggie Smith, Tom Courtenay ve Billy Connolly gibi isimlerin yer aldığı Quartet, yakın arkadaş olan dört eski opera sanatçısının bir araya gelerek yeni bir konsere hazırlanmalarını anlatıyor. Altın Küre’ye aday olan ve ilk gösterimi Toronto’da yapılan filmin senaryosunda ünlü oyun yazarı Ronald Harwood’un imzası var.

Matt Damon ve John Krasinski’nin beraber oluşturdukları, Berlinale’de Özel Mansiyon Ödülü’nün sahibi olan Promised Land, Matt Damon’ın yönetmen koltuğunu zamanı olmadığı için yakın dostu Gus Van Sant’a devrettiği bir dram. Film, ABD’de yaşanan ekonomik krizin kasaba halklarını nasıl etkilediğini bir enerji şirketinin operasyonları üzerinden anlatıyor. Başrollerini Matt Damon, John Krasinski ve Frances McDormand’ın paylaştığı film Amerika başta olmak üzere bütün dünyada basınçla kırma tekniğinin olumsuz etkilerinin tartışılmasına yol açtı.

Murderball ile tanıdığımız belgesel yönetmeni Henry Alex Rubin ilk kurmaca filmi Disconnect ile internetin günlük hayatımıza etkisini anlatıyor. Başrolünü Alexander Skarsgård‘ın oynadığı ve ilk gösterimi Venedik Film Festivali’nde yapılan Disconnect, hayatı internet yüzünden olumlu ya da olumsuz etkilenen karakterlerin paralel öykülerini ele alıyor.

Sundance Film Festivali’nin en çok konuşulan filmlerinden, Anne Fontaine’in Two Mothers’ı merakla beklenen gala filmlerinden. Başrollerini Robin Wright ile Naomi Watts’ın paylaştığı film, birbirlerinin oğulları ile aşk yaşayan iki kadın arkadaşın hikayesini anlatıyor. Büyük tartışmalar yaratan Two Mothers aile ve ahlak kavramlarını da sorguluyor.

SİNEMADA SINIR TANIMAYAN BİR ŞAİR: CARLOS REYGADAS 

Ünlü yönetmen Carlos Reygadas’ın filmleri 32. İstanbul Film Festivali’nde! Festivalde yönetmenin tüm uzun metraj filmleriyle birlikte iki kısa filmi de gösterilecek. Festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelecek Carlos Reygadas, sinema dersi vererek izleyicilerle de buluşacak.

2012’de Cannes’da Post Tenebras Lux adlı filmiyle En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Carlos Reygadas, Çağdaş Meksika sinemasının önde gelen yönetmenlerinden biri kabul ediliyor. Anlatı tarzı ve mesafeli duruşu ve benzersiz görsel yaklaşımıyla tanınan Carlos Reygadas, bu ülke sinemasının alışıldık kalıplarını yıkmasıyla birlikte Meksikalı sinemacılar arasında “usta” olarak anılıyor.

Festivalde yönetmenin 2002 yapımı filmi Japan, 2005 yapımı filmi Battle in Heaven, 2007’de Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü alan filmi Silent Light ve yönetmene 2012’de yine Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandıran son filmi Post Tenebras Lux’un yanı sıra kısa filmleri Maxhumain ve Prisoneros da gösterilecek.

ULRICH SEIDL VE CENNET ÜÇLEMESİ 

Dog Days, Import-Export gibi ödüllü filmlerin ve Ulusun Hali gibi belgesellerin tartışmalı yönetmeni Ulrich Seidl’ın, aynı ailedeki üç kadının çıktığı farklı tatiller üzerinden kurguladığı “Cennet Üçlemesi”, Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde prömiyerini yapan son bölümü de dahil olmak üzere festivalde gösterilecek. Üçleme, cennetin dünyevi aşkta olduğuna inanan ve Kenya’ya tatile giden Teresa’yı izleyen Paradise: Love ile açılıyor. Üçlemenin ikinci filmi Paradise: Faith ise tatilini Venedik’te kapı kapı gezerek misyonerlik yapan dindar Anna Maria’yı anlatıyor. Son bölüm Paradise: Hope, aynı ailenin tatilini zayıflama kampında geçiren genç kızlarını izliyor. Sert ve gerçekçi bakış açılarıyla üç filmin de festival gösterimleriyle yeni tartışmalar yaratacağı kesin.

FESTİVALİN VAZGEÇİLMEZ BÖLÜMLERİ 

Dünya Festivallerinden : Sabah Gazetesi’nin sponsorluğundaki “Dünya Festivallerinden” bölümü, festival izleyicilerine tanınmış yönetmenlerin saygın festivallerde gösterilen, çoğu ödüllü son yapıtlarından örnekler sunacak.

Ernest Hemingway’in, Variety dergisinin Umut Vaat Eden Oyuncu ilan ettiği torunu Dree Hemingway’ın rol aldığı Starlet, 2012’nin en iyi bağımsız filmlerinden biri olarak sayılıyor. Starlet, 21 ve 85 yaşındaki iki kadının kesişen yollarını anlatıyor. Prince of Broadway ve Take Out filmlerinin yönetmeni Sean Baker, “gerilla/vérité” tarzını benimsediği bu son filminde arkadaşlığın gerçek anlamını sorguluyor. Starlet Austin’de Jüri Özel Mansiyonu, Locarno Film Festivali’nde ise Genç Jüri Ödülü kazandı.

İskandinavya’nın en iddialı prodüksiyonlarından Kon-tiki, Amerika’daki insanların 1500 yıl önce deniz yoluyla Polinezya’ya gelerek koloniler kurdukları teorisini ispatlamaya çalışan Norveçli kaşif Thor Heyerdahl’ın, 1947 yılında birbirini hiç tanımayan, deneyimsiz beş adamla bir sal üzerinde çıktığı 8.000 kilometrelik etkileyici deniz yolculuğunu anlatıyor. Çekimleri Maldivler, Malta, Norveç, İsveç, Tayland, Bulgaristan ve New York‘ta yapılan ve Joachim Rønning ve Espen Sandberg’in yönetmenliğini üstlendiği Kon-tiki, 16.6 milyon dolarlık bütçesiyle Norveç sinema tarihinin en pahalı yapımı. Norveç’te gişe rekorları kıran bu nefes kesici azim öyküsü, Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı adaylarından.

2001’de No Man’s Land ile Oscar kazanan ve başarısını önce Cirkus Colombia ardından da Hell ile perçinleyen Danis Tanovic’in son filmi An Episode in the Life of an Iron Picker, Berlinale’de Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu. Nazif Mujic’e Berlinale’de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandıran film, karısının zorunlu kürtaj ameliyatı için atık metal toplayan bir adamla ailesinin cesaret ve umut öyküsü anlatıyor.

Hindistan’da büyük olay yaratan Gangs of Wasseypur, hem Bollywood hem gangster filmi meraklılarını memnun edecek. Bir maden kasabası olan Wasseypur’un kontrolünü ele geçiren Khan Ailesi’nin 70 yılı aşan güç, suç ve intikam öyküsü, ailenin Bollywood sinemasına olan ilgisi sayesinde bambaşka bir görünüm alıyor. Yönetmenliğini Anurag Kashyap’ın üstlendiği, toplam 320 dakika uzunluğunda olan ve iki bölüm halinde gösterilecek film, izleyici karşısına ilk kez Cannes’te “Yönetmenlerin On Beş Günü” bölümünde çıktı.

Anthony Bruno’nun gerçek olaylardan esinlenerek yazdığı, aynı adlı kitaptan uyarlanan The Iceman’ın yönetmenliğini Ariel Vromen üstleniyor. Film, organize suç örgütlerinin en tehlikeli tetikçilerinden biri olan Richard Kuklinski’yi, çocukluğundan çete günlerine ve tutuklanışına dek izliyor. The Iceman’ın güçlü kadrosunda Take Shelter filmindeki oyunculuğuyla çok beğenilen Michael Shannon’un yanı sıra Winona Ryder, Chris Evans, James Franco, Stephen Dorff ve David Schwimmer gibi yıldız isimler de yer alıyor.

At Any Price, şehirleşme, rekabet ve sanayileşme gibi olgulara değinen bir baba-oğul ilişkisini anlatıyor. Yönetmenliğini, Roger Ebert tarafından “on yılın en iyi yönetmeni” sözleriyle övülen İran asıllı Ramin Bahrani’nin yaptığı At Any Price’nin ilk gösterimleri Venedik ve Toronto Film Festivalleri’nde yapıldı. Heather Graham’ın da kadroda yer aldığı filmde baba ve oğlu Dennis Quaid ve Zac Effron canlandırıyorlar.

Andrzej Jakimowski’nin, 2007 yapımı bol ödüllü hit filmi Tricks’i izleyen üçüncü filmi Imagine sinemaseverleri, dünyanın gerçekte nasıl olduğunun keşfine çıkarıyor. Geçen yıl Varşova Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ve İzleyici Ödülleri’ni kazanan film, Lizbon’da görme engelliler için hizmet veren bir klinikte eğitmen olarak işe başlayarak hastalara oryantasyon eğitimi veren, Edward Hogg tarafından canlandırılan Ian’ın hikayesini anlatıyor.

NTV Belgesel Kuşağı  :İstanbul Film Festivali’nin belgeseller bölümünün sponsorluğunu bu yıl da NTV üstlenecek. “NTV Belgesel Kuşağı”nda son dönemin ses getiren belgeselleri yer alacak.

Ken Loach’ın, prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapan ve büyük beğeni toplayan belgeseli Spirit of ‘45, festivalin kaçırılmayacaklarından. İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından İngiltere’de esen umut rüzgarlarının vahşi kapitalizmle yok oluşunu anlatan Spirit of ‘45, dönemin tanıklarının anlatılarıyla arşiv görüntülerinden oluşuyor. En son Glasgow komedisi The Angels’ Share filmi Filmekimi’nde gösterilen Ken Loach bu yeni filminde İngiltere’nin birlik ruhuyla savaşın yıkıntıları arasından çıkışının izini sürüyor.

Leviathan, insanoğlunun en eski mücadelesini balıkçıların ve avlarının gözünden, şimdiye dek izlediğimizden çok farklı bir şekilde gözler önüne seriyor. Balıkçılığı hem balıkçıların hem de balıkların gözünden belgeleyebilmek için iplere bağlı düzinelerce kamera kullanılan filmin senaryo yazarı, yönetmeni, kurgucusu ve yapımcısı, antropolog, bilim insanı, sanatçı ve sinemacı Véréna Paravel ile Harvard Üniversitesi’ndeki Duyusal Etnografya Laboratuvarı Direktörü Lucien Castaing-Taylor.

Bölümün öne çıkan belgesellerinden bir diğeri ise sahne sanatlarının anası Marina Abramovic ile dahi yönetmen Robert Wilson’un 2011’deki birlikteliğinden ortaya çıkan Bob Wilson’s Life And Death Of Marina Abramovic. Giada Colagrande’nin yönetmenliğini üstlendiği belgeselde, Abramovic’in deneysel bir opera türünde yeniden kurgulanan biyografisinde Robert Wilson’a Abramovic’in yanı sıra şarkıcı ve besteci Antony Hegarty ile oyuncu Willem Dafoe eşlik ediyor. Marina Abramovic’in 2010 yılında MoMa’da yaptığı performansı anlatan belgesel Marina Abramovic: The Artist Is Present geçen yıl yine festival kapsamında gösterilmişti.

Efsanevi belgeselci ve fotoğrafçı Raymond Depardon, altı yılını geniş format kamerayla doğduğu ülkeyi fotoğraflayarak geçirdi ve uzun yıllar birlikte çalıştığı Claudine Nougaret ile alışılmışın dışında bir seyahat güncesi hazırladı: Journal De France benzersiz bir Fransa portresi çizerek, inanılmaz bir kariyerin ve sanat fotoğrafçılığının etkileyici bir özetini de sunuyor. Yolculuk, Depardon’un muhabirlik yaptığı zamandan Çad, Venedik, Cannes, Bokassa gibi mekanlara ve Jean-Luc Godard gibi isimlere uzanıyor.

Oscar Ödüllü sinemacı Alex Gibney, 200’den fazla işitme engelli çocuğu taciz eden rahip Lawrence Murphy’nin hikayesinden yola çıkarak günümüzün en dehşet verici skandallarından birini Mea Maxima Culpa: Silence In The House of God filminde belgeliyor. ABD’de rahiplerin cinsel tacizine yönelik, bilinen ilk halk protestosunu araştıran Gibney, Katolik Kilisesi’nin gücünün kötüye kullanılmasını ve Milwaukee’den başlayarak İrlanda ve İtalya’daki kilise korolarına, Vatikan’da Papalık makamından henüz istifa eden Kardinal Ratzinger’e uzanan örtbas ve milyon dolarlık tazminatlar zincirini ortaya koyuyor.

Dünyanın en gizli kapaklı ve belki de en çok tartışılan örgütlerinden birinin kendi yöneticileri tarafından ifşa edilmesini anlatan The Gatekeepers hem İsrail’in hem de Ortadoğu’nun, politikacıların ve ahlakın iç yüzünü aydınlatıyor. İsrail gizli servisi Şin Bet’in altı eski müdürünün icraatlarını, kararlarını ve başlıca olayların içyüzünü kendi ağızlarından anlattıkları belgesel, geçen yıl Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği’nin En İyi Belgesel Film, New York Film Eleştirmenleri Birliği’nin En İyi Belgesel Film ve ABD Ulusal Eleştiri Kurulu’nun En İyi Beş Belgesel Ödülleri’ni kazandı. Yönetmenliğini Dror Moreh’in üstlendiği, Errol Morris’in The Fog of War’ından esinlenen film En İyi Belgesel dalında Oscar’a da aday gösterildi. Film özellikle İsrail’de büyük bir skandala yol açtı.

Sundance’de İzleyici Ödülü ve Jüri Özel Ödülü, Tribeca, Moskova, Atina, Durban ve Los Angeles’te En İyi Belgesel ve İzleyici Ödülleri kazanan, belgesel dalında Oscar’ın en güçlü adaylarından Searching for Sugarman, festivalde izlenecek en ilginç filmlerinden biri. Müzik aşkını, sözleri ruha işleyen şarkıların tutkusunu hissettiren, Malik Bendjelloul’un yönettiği bu film, 60’ların sonunda Detroit’te bir barda keşfedilişinin ardından kendisinden yıllar boyu haber alınamayan müzisyen Rodriguez’in izini sürüyor.

Antidepresan :İlk kez 2010 yılında 29. İstanbul Film Festivali’nde özel bölüm olarak yer alan ve kısa sürede festivalin vazgeçilmezlerinden olan “Antidepresan”, SinemaTV sponsorluğunda gerçekleştirilecek.

Yönetmenliğini Susanne Bier’in yaptığı Love Is All You Need, aşk ve mizah dolu bir film. Kanser olduğunu öğreninceye kadar sıradan bir hayat süren bir kadın ile karısının ölümü yüzünden tüm dünyayı suçlayan dul bir adamın, çocuklarının düğünü için gittikleri İtalya’da tanışması üzerine başlayan film aile, aşk ve mutluluğun gerçek değerini sorguluyor. Prömiyerini Venedik’te yapan bu kıpır kıpır romantik komedinin başrollerini Pierce Brosnan, Kim Bodnia ve Trine Dyrholm paylaşıyor.

Goodbye, Lenin’in yardımcı yönetmenliğini yapan, reklam ve müzik filmleri yönetmeni Jan Ole Gerster’in ilk uzun metraj filmi Oh Boy melankoliyle mizah arasında gidip gelen bir kent hikayesi. Etrafındaki herkesin tuhaf olduğunu düşünüp ardından sorunun kendisinde olduğu hissine kapılan Berlinli Niko’nun komik yaşamını anlatan film, geçen yıl, Oldenburg Alman Bağımsızlık Ödülleri’nde En İyi Alman Filmi, Üstün Oyunculuk ve İzleyici Ödülleri’nin yanı sıra Münih Genç Alman Sineması Ödülü’nün de sahibi oldu.

İstanbul Film Festivali’nde geçen yıl Geceyarısı Çılgınlığı bölümünde gösterilen Kill List’in yönetmeni Ben Wheatley, bu yıl Sightseers adlı kara komedisiyle yeniden festival seyircisiyle buluşuyor. İngiltere’nin Göller Bölgesi’ni karavanlarıyla boydan boya geçen katil bir çiftin komik, şiddet ve kan dolu tatilini anlatan filmin başrollerini Alice Lowe ve Steve Oram paylaşıyor.

Mayınlı Bölge : İstanbul Film Festivali’nin ilgiyle beklenen bölümlerinden, Malezya Havayolları sponsorluğunda gerçekleştirilecek Mayınlı Bölge’de farklı tür ve anlatım teknikleriyle sınırları zorlayan, yaklaşımları ve teknik özellikleriyle tekinsiz yerlerde dolaşan 10 film yer gösterilecek.

Khadak ve Altiplano’nun yaratıcıları Peter Brosens ve Jessica Woodworth’un son filmi The Fifth Season tüyler ürpertici bir kıyamet hikayesi. Küçük bir Fransız köyünde doğanın döngüsünün kesintiye uğrayıp baharın gelmeyişiyle köyün yaşadığı panik ve husumet halini büyük bir umutsuzluk atmosferi ve olağanüstü görüntüler eşliğinde anlatıyor. İlk gösterimleri Venedik ve Toronto’da yapılan The Fifth Season, Venedik’te Genç Sinema, Yeşil Damla Ekoloji, Valladolid’de Jüri Özel, Gençlik Jürisi ve FIPRESCI Ödülleri’ni kazandı.

Dört önemli Asyalı yönetmen Kim Tae-Yong, Gu Changwei, Tsai Ming-Liang ve Ann Hui’nin dört kısa filminden oluşan Beautiful 2012, yaşam, ölüm ve mutsuzluk üzerinden güzellik kavramını sorguluyor. Kim Tae-yong’un filmi You Are More than Beautiful, Tsai Ming-Liang’ın Walker, Gu Changwei’nin Long Tou ve Ann Hui’nin My Way adlı kısa filmlerinden oluşan Beautiful 2012, izleyiciyi Çin, Güney Kore, Hong Kong ve Tayvan’da arasında bir yolculuğa çıkarıyor.

2010 yılında Uncle Boonmee filmiyle Cannes’da Altın Palmiye kazanarak büyük ses getiren Taylandlı yönetmen ve video sanatçısı Apichatpong Weeresethakul’un son filmi Mekong Hotel, gerçek ile kurmaca arasında gidip gelen, bu dünyadan öbür dünyaya geçiş yapan bir duygu ve düşünce egzersizi. Sinema dünyasının son zamanlardaki en kendine has seslerinden Weeresethakul, filmde vampiri andıran anne ile kızı ve genç aşık ile nehir arasındaki bağı özgün tarzıyla anlatıyor. Mekong Hotel aynı zamanda, Weeresethakul’un Mekong Nehri kıyısındaki bir otelde 2002’de hazırladığı, yüksek bütçesi yüzünden gerçekleşemeyen Ecstasy Garden projesi için ekibiyle yaptığı provayı da ekrana aktarıyor. Apichatpong Weeresethakul, 2001’de İstanbul Bienali’ne de sanatçı olarak katılmıştı.

Genç Yönetmenler  : Nescafé Gold’un sponsorluğunda gerçekleştirilecek “Genç Yönetmenler” bölümünde, ilk ya da ikinci filmleriyle dünya sinema endüstrisinin dikkatlerini üzerine çeken genç yönetmenlerin filmleri izleyicilerle buluşacak.

Geçen yıl Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış Ödülü’nü alan After Lucia, ilk filmi Daniel ve Ana ile yakaladığı başarıyı sürdüren 1979 doğumlu Meksikalı yönetmen Michel Franco’nun ikinci yönetmenlik denemesi. Meksika’nın Oscar adayı After Lucia, bir trafik kazası sonucu eşini kaybeden Roberto ile genç kızının, yeni bir başlangıç için taşındıkları Mexico City’de yaslarıyla başa çıkma ve büyük şehre ayak uydurma çabalarını anlatıyor.

Parque vía’nın Meksikalı yönetmeni Enrique Rivero’nun ikinci filmi Mai Morire yalnızlık, aile ve zamanın akışına dair incelikli ve gerçekçi bir film. Geçen yıl Roma’da En İyi Teknik ve Huelva’da Jüri Özel Ödülleri’ni kazanan film, babasının ölümünün ardından annesiyle birlikte olmak için doğduğu kasabaya dönen Chayo’nun, sevdikleri uğruna özgürlüğünü kaybetmesinin hikayesini anlatıyor. Mai Morire özellikle muhteşem görüntüleri ve doğa ile iç içe geçen gelenekleri yansıtmasıyla büyük övgü topladı.

Yönetmen Chang Jung-Chi’nin ilk uzun metraj filmi Touch of the Light, görme engelli Tayvanlı piyano dehası Huang Yu-Siang’ın gerçek yaşam öyküsüne dayanan bir aşk hikayesi. Filmde kendini canlandıran Siang’ın, üniversite çağı geldiğinde gerçek dünyaya adım atarak, gören öğrencilerle aynı kulvarda kendi yolunu bulmaya çalışması anlatılıyor. Busan’da İzleyici Ödülü kazanan bu umut dolu dokunaklı dram, Tayvan’ın Oscar adayı.

İlk gösterimlerini Venedik ve Toronto Film Festivalleri’nde yapan A Hijacking, Hint Okyanusu’ndaki kargo gemisi MV Rozen’in Somalili korsanlar tarafından kaçırılışını ve mürettebattın rehin alınışını anlatıyor. Submarino ve Onur Savaşı filmlerinin başarılı senaristi Tobias Lindholm’un ikinci yönetmenlik denemesi A Hijacking’in oyuncu kadrosunda Amalie Ihle Alstrup, Johan Philip Asbæk ve Ole Dupont gibi isimler yer alıyor. Filmin çekildiği MV Rozen, daha önce gerçekten açık denizlerde korsanlar tarafından kaçırılan bir gemi. Kadroda arabulucuyu oynayan Gary Skjoldmose Porter ise gerçek hayatta da kaçırılan bir gemide rehin düşmüş ve arabuluculuk yapmış.

Geceyarısı Çılgınlığı  : Uyarıcı, sarsıcı, kışkırtıcı filmleri uykuya tercih edenlerin dört gözle beklediği geleneksel “Geceyarısı Çılgınlığı” bölümü TV2 sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Festival boyunca cumartesi geceleri 24.00 seansında gösterilecek birer film izleyicilerin uykusunu kaçıracak. Bölümün kaçırılmayacak filmlerinden biri hiç kuşkusuz 26 farklı yönetmenin çektiği 26 farklı ölüm hikayesinden oluşan The ABCs of Death. İlk gösterimi Toronto’da yapılan bu çılgın film, on beş ülkeyi kapsayan prodüksiyonu ve dünyaca ünlü sinemacıların yönettiği bölümleriyle toplama filmlerinin belki de en iddialısı. Her bölümü, alfabenin bir harfi verilen farklı bir yönetmen tarafından çekilen film, kışkırtıcı, şok edici, komik ve sinir bozucu.

Ustalar  : “Ustalar” bölümünde sinemaseverler, dünya sinemasına yön vermeyi sürdüren ve ödüle doymayan yönetmenlerin son filmlerini izleme fırsatı bulacaklar.

Dünyanın en yaşlı sinemacısı, 103 yaşındaki usta yönetmen Manoel de Oliveira’nın, Portekizli modernist Raul Brandão’nun 1923 tarihli oyunundan uyarlanan 59. filmi Gebo And The Shadow’un başrollerinde Claudia Cardinale, Jeanne Moreau, Leonor Silveira, Oliveira’nın torunu Ricardo Trepa ve Michael Lonsdale yer alıyor. İlk gösterimi Venedik Film Festivali’nde gerçekleştirilen, Abu Dhabi Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü alan film, 19. yüzyıl sonralarında oğlunu korumak için kendini feda eden, Fransız bir aile reisinin hikayesini anlatıyor.

Tabuları yıkan sinemacı Peter Greenaway, Goltzius And The Pelican Company ile bu kez seks, din ve sanatın iç içe geçtiği üç katmanlı bir film sunuyor. Yönetmenin Rembrandt’ın etrafındaki komployu anlattığı Nightwatching ile başladığı “Hollandalı Ustalar” üçlemesinin ikinci filmi olan Goltzius And The Pelican Company, 16. yüzyılda yaşamış baskı ve gravür ustası Hendrik Goltzius’u izliyor. 2012 Roma İnternet Eleştirmenleri En İyi Film Ödülü’nü alan film, Goltzius’un, zina, ensest, aldatma, pedofili, fahişelik ve ölüsevicilikten oluşan altı cinsel tabuyu sahnelemesini konu alıyor.

Festival takipçilerinin Orlando, Yes ve Rage ile yakından tanıkları Sally Potter’in yazıp yönettiği Ginger and Rosa, 1960’ların İngiltere’sinde iki genç kızın birbirine olan bağlılığını anlatıyor. Filmde Elle Fanning ve Alice Englert’e Christina Hendricks, Alessandro Nivola, Annette Bening, Oliver Platt ve Timothy Spall’dan oluşan sağlam bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor. Kişiliklerini arayan, ayrılmaz iki genç kızın yaşadıklarını ve Soğuk Savaş’ın onları nasıl etkilediğini konu alan filmin özellikle müzikleri dikkat çekici.

20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden Hannah Arendt’in yaşamının bir bölümünü konu alan Hannah Arendt, Berlinale’den sonra ilk kez İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek. Önceki çalışmalarında Rosa Luxemburg ve Hildegard von Bingen’in de hayatlarını beyazperdeye taşıyan yönetmen Margarethe von Trotta’nın son filmi Hannah Arendt, kahramanını Nazi Adolf Eichmann’ın 1960 yılında Kudüs’te yargılanışını izlerken resmediyor. Arendt, The New Yorker dergisine hazırladığı yazı dizisinin ardından, 1961-1964 yıllarında tüm dünyadan gelen sert tepkilere direniyor. Filmde Hannah Arendt’i ünlü Alman oyuncu Barbara Sukowa canlandırıyor. “Düşünen bir kadının filmini” yaptığını belirten Alman “auteur” Margarethe Von Trotta, “kötülüğün sıradanlığı”nı keşfiyle dünyayı sarsan Arendt’i bir gözlemci ve yazar olarak anlatıyor.

Çocuk Mönüsü  : Festivalin ailece izlenebilecek, uluslararası çocuk filmi festivallerinde beğeni toplayan yapıtların gösterildiği Çocuk Mönüsü bölümünde en iyi, en sürükleyici ve en öğretici çocuk filmlerinden bir seçki sunulacak. Festival süresince hafta sonları City’s sinemasında sabah seanslarında gösterilecek filmlere simültane Türkçe seslendirme yapılacak.

KÖPRÜDE BULUŞMALAR 8 YAŞINDA 

Bu yıl Köprüde Buluşmalar’ın sekizincisi, 26 yıldır Türkiye sinemasına desteğini aralıksız sürdüren Efes sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Köprüde Buluşmalar kapsamında düzenlenecek, Türkiye’den yönetmen ve yapımcıların katılacağı Film Geliştirme ve Yapım Aşaması Atölyeleri’nde film projeleri ve yapımı devam eden filmlerin ilk uluslararası sunumları yapılacak.

Film Geliştirme Atölyesi’ndeki projeler arasından seçileceklere 10.000 USD’lik TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Destek Ödülü, Melodika Ses Post Prodüksiyon Ödülü, 10.000 EUR’luk CNC Ödülü ve 2.500 EUR değerinde Binger Senaryo Danışmanlık Ödülü verilecek.

Yapım Aşaması Atölyesi’ne katılacak projelerden seçilecek bir filmin yapımcısına ise filmin tanıtımında kullanılması amacıyla, bu yıl ilk defa 10.000 USD değerindeki Efes Ödülü verilecek. 1000VOLT Post Prodüksiyon Ödülü de geçen yıl olduğu gibi sahibinin olacak.

Köprüde Buluşmalar, Medienboard Berlin-Brandenburg ve Hamburg Schleswig-Holstein Film Fonları’nın işbirliğiyle oluşturulan Türkiye-Almanya Ortak Yapım Film Geliştirme Fonu bu yıl da çekimine başlanmamış Türkiye-Almanya ortak yapımlarına destek olmaya devam edecek. Bu üç kurum tarafından iki ülke arasındaki kültürel işbirliğini arttırmak ve ortak yapımları desteklemek amacıyla oluşturulan 150.000 EUR’luk fon, 2012 yılında yapılan başvurular arasından seçilen 7 proje arasında paylaştırılacak.

Desteklenecek projeler ve Köprüde Buluşmalar atölyelerinin kazananları 32. İstanbul Film Festivali kapsamında, 11 Nisan Perşembe gecesi düzenlenecek Köprüde Buluşmalar Ödül Töreni’nde açıklanacak.

• Köprüde Buluşmalar Seminerleri 

Köprüde Buluşmalar seminerleri yılın çeşitli dönemlerinde olduğu gibi festival sırasında da devam edecek. 2013 yılının 24 Ocak’ta gerçekleştirilen ve sinemacılardan büyük ilgi gören ilk Köprüde Buluşmalar seminerinde Cannes Film Festivali konuk edilmişti. 32. İstanbul Film Festivali sırasında yapılacak diğer Köprüde Buluşmalar seminerlerinde de ortak yapımlar, uluslararası festivaller ve fonlar, yeni medya ve dağıtım kanalları gibi konular, sinema profesyonellerinin katılımıyla ele alınacak, çözüm önerileri tartışılmaya devam edecek.

Festival Biletleri 16 Mart Cumartesi Satışta : 32. İstanbul Film Festivali biletleri 16 Mart Cumartesi günü 10.00’dan itibaren

-Biletix satış noktaları,
-Biletix çağrı merkezi (0216 556 98 00),
-Biletix web sitesi (www.biletix.com) ve
-Atlas, Beyoğlu ve Rexx sinemalarında açılacak ana gişelerden alınabilecek.

32. İstanbul Film Festivali’nde bilet fiyatları tam 15 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için ise 10 TL olacak. Hafta içi gündüz seanslarındaki indirimli bilet uygulaması bu yıl da devam edecek. Festival boyunca, hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30 ve 16.00) yalnızca 5 TL olacak.

Film seansları geçen yıllarda olduğu gibi 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30. Festivalin büyük ilgi gören “Geceyarısı Çılgınlığı” bölümü bu yıl da devam ediyor. Festival süresince her cumartesi gecesi 24.00’te yeni bir film izleyicilere sunulacak.

Festivalde filmleri en ucuza izleme şansı yine Lale üyelerinin :Festival boyunca filmleri en ucuza izleme şansı Lale üyelerinin olacak. Lale üyeleri biletlerinde %25’e varan özel indirimlerden yararlanabilecekler. Lale Kart üyeleri için indirimli ön satış dönemi 12 Mart’ta başlayacak.12 Mart’ta Siyah Lale üyeleri, 13, 14 ve 15 Mart’ta Beyaz, Kırmızı ve Sarı Lale Üyeleri biletlerini özel indirimlerle temin edebilecekler. Lale üyeleri öncelikli biletlerini Atlas, Beyoğlu ve Rexx sinemalarından alabilecekler.

Axess kart sahipleri festivalde de avantajlı :Festival Sponsoru AKBANK’ın Axess Kart sahiplerine sunduğu çok önemli bir avantajı hatırlatmakta fayda var. Axess Kart sahipleri festival boyunca hafta içi gündüz seansları hariç satın alacakları biletlerde %20 özel indirimden yararlanacaklar.

“BitamBiöğrenci” projesiyle öğrencilere destek olmak ister misiniz? : İKSV, 2007 yılında başlattığı “BitamBiöğrenci” projesiyle, işbirliği içinde bulunduğu çeşitli sivil toplum kuruluşları ve sanata duyarlı izleyiciler sayesinde, kültürel etkinliklere katılma şansı bulamayan öğrencileri sanatla buluşturmaya devam ediyor. Sinemaseverler, alacakları biletlere ek olarak yapacakları 15 TL’lik katkıyla 3, 50 TL’lik katkıyla 10 öğrencinin film gösterimlerine katılmasını sağlayarak “BitamBiöğrenci” projesine destek verebilecekler.

Sinemaseverler 15 gün boyunca ellerinden düşürmeyecekleri 32. İstanbul Film Festivali kitapçığını festival sinemalarından (Atlas, Beyoğlu, City’s, Feriye, Rexx) ve İKSV’den 3 TL karşılığında temin edebilecekler.



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik