Habeler, haber
DOLAR
3,622 / %0,10
EURO
3,904 / %-0,09
ALTIN
145,41 / %-0,32
BİST
89.899 / %0,10
Parçalı Bulutlu
İstanbul: Parçalı Bulutlu
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

Hamilelik-Gebelikte oruç, nasıl etkiler, beslenme önerileri

Hamilelik-Gebelikte oruç, nasıl etkiler, beslenme önerileri
Eklenme : 25 Mart 2014 15:18    Güncelleme : 25 Mart 2014 15:18    Okunma : 3915

Gebelerin oruç tutması sakıncalı mıdır?
Oruç gebeyi nasıl etkiler?
Anne karnındaki bebek oruçtan nasıl etkilenir?

Normalde insanlar açlığa uzun süre dayanılabilirken gebelikte bu süre üçte bir oranında daha kısadır. Nitekim dinimizde de gebelik ve emzirme dönemindeki kadınlar için oruç yükümlülüğü yumuşatılmıştır. Gebeler, hem kendileri hem de taşıdıkları bebekleri için daha fazla miktarda kalori, protein, mineral ve vitamine ihtiyaç duyarlar. Gebelikte vücutta şeker kullanımının artması sonucunda kan şeker düzeyleri düşer ve daha sık acıkılır. Şeker seviyesini sabit tutabilmek için sık ve küçük porsiyonlar halinde beslenilmesi gerekir. Halbuki oruç tutulması durumunda bu prensibe uymak zordur. Beslenmenin sürekli olmaması düşük kan şekeri seviyelerine, düşük şeker seviyesi ise yağ hücrelerinin yıkımına, bu da kanda keton cisimciklerinin artmasına neden olur. Keton cisimciklerinin kanda artmasının ve bebeğe geçmesinin nörolojik ve psikolojik yan etkileri ise çok iyi bilinmemekle birlikte, yıllar sonra bazı yan etkilerinin olabileceğinden söz edilmektedir.

Diğer yandan gebelikte vücudun sıvı ihtiyacı artar. Bu nedenle gebelikte sıvı alımının da arttırılması gereklidir. Sıvı alımındaki azalma veya sıvı kaybının artması (terleme, ishal…), annenin böbrek fonksiyonlarını, kan basıncını ve sonunda bebeğin içinde yüzdüğü amniyon sıvısını etkileyebilir. Bu nedenle oruç tutan anne adayının gebelikte yeterli kalori ve sıvıyı alamaması veya aldığı halde vücudun mevcut bazı hastalıkları nedeni ile bunları gün içine düzgün yayamaması durumunda genel bir halsizlik, yorgunluk, tansiyon düşmesi, baş dönmesi, sinirlilik, ağızda kuruluk, az idrara çıkma, kabızlık, ateş yükselmesi gibi yan etkiler ortaya çıkabilir. Sahur ve iftar saatlerinde gereğinden fazla besini depolama çabası da anne adayında hazımsızlık, kilo artışı gibi şikayetlere neden olabilir. Aç olarak (sahur yapmadan) oruca başlama isteği ise daha ağır yan etkilere yol açar. Az sıvı alımına cevap olarak terleme azalacağından, vücutta toksik maddelerin birikimi artar. Kapalı giysiler ile sıcakta dolaşmak, yorucu hareketler yapmak veya sıcak ortamlarda çalışmak da bu gibi yan etkileri ağırlaştırır.

Gebelikte oruç tutulması ile ilgili olarak yapılmış bilimsel çalışmalar kısıtlıdır. Genelde, sağlıklı bireylerde, gebelikteki açlık dönemlerinin dolayısı ile tutulan orucun anne ve bebeği üzerine olan etkileri çok önemli düzeyde değildir. Oruçta, bazı vitaminlerin ve eser maddelerin alımı daha az olabilmektedir. Bunların desteklenmesine özellikle dikkat edilmelidir. Gebeliğin ilk aylarındaki bulantı ve aşerme dönemlerinde orucun yaratacağı yan etkiler daha derin olabilir. İleri dönemlerde ise bebek hareketlerinde ve bazı fonksiyonlarda (kalp, solunum, hareket…) geçici yavaşlamaların, azalmaların görüldüğü bildirilmiştir. Oruç tutan annelerde stres hormonu daha yüksek bulunmuştur. Gebeliğin büyüme ve hızlı büyüme dönemlerinde oruç tutmuş olan annelerin biraz daha düşük ağırlıklı bebekler doğurdukları, ancak bunun istatistiksel bir anlamlılığının olmadığı bilinmektedir. Normalde bu tür bebekler %4 oranında görülürken, oruç tutan annelerin bebeklerinde bu oran %8’dir. Bir çalışmada gebeliğin son üç ayında tutulan orucun sezaryen oranını ve şeker hastalığını arttırdığı, yenidoğan bakım ihtiyacının arttığı (kuvöz gereksinimi) ifade edilmiş, ancak benzer diğer çalışmalarda bu yönde yan etkiler bildirilmemiştir.

Gebede şeker hastalığı kalp hastalığı veya hipertansiyon, böbrek, barsak, karaciğer veya mide hastalığı varsa oruç tutulmamalıdır. İshal ve kusma süreçlerinde de vücut toleransı azalacağından istenmeyen yan etkilerin ortaya çıkmaması için oruç tutulmamalıdır. Ülkemizde kendi hastalıklarından haberdar olan gebelerin oranı nispeten düşük olduğundan gebelik öncesinde gizli kalmış olan bu gibi durumlar, oruç tutan gebelerde hem annenin kendisi, hem de bebeği için sakınca yaratabilir. Bu nedenle, anne sağlığı iyi araştırılmadan tutulacak orucun tamamen zararsız olacağı ifade edilmemeli, gebeler bu yönde cesaretlendirilmemelidir. Gebelik sırasında inancı gereği oruç tutmak isteyen anne adayları mutlak surette kendilerini izleyen hekim ve sağlık personelinin denetiminde, diyet danışmanlığı da aldıktan sonra oruç tutmaya başlamalıdırlar. Mevcut önemli bir hastalığı bulunanlar oruç tutmamalıdırlar. Gündüz saatlerinde ve sıcak havalarda daha fazla dinlenmeli, terleme yoluyla sıvı kaybını azaltmalıdırlar. Yorucu egzersiz veya kapalı giysilerle sıcakta yürüyüş yapmamalıdırlar. İftarda hafif gıdalar almalı, sindirimi zor yemeklerden uzak durmalı, iftarın sonrasında bir veya iki öğün daha yemeli ve sahur yapmayı ihmal etmemelidirler.

Emzirme döneminde de sıvı ve besin alımının düzenli ve yeterli olması önemlidir. Gebelik için sayılan oruç tutmanın yan etkileri, emziren anneler için de geçerlidir. Bu dönemde oruç tutuluyorsa özellikle sıvı ve vitamin desteği ihmal edilmemelidir. Aksi durumda ek besin gereksinimi artacak bu da bebeğin emdiği süt miktarının azalmasına, sütün daha az salgılanmasına hatta erken kesilmesine neden olacaktır.

Murat Yayla – Herkese Sağlık Dergisih

..

Orucun hamile, gebelere etkileri..

Mübarek Ramazan ayının İslam dünyasına hayırlı olmasını diliyorum. Biz Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları olarak Ramazan ayında en çok karşılaştığımız soru ve sorunlardan birisi “gebelerimizin oruç tutup tutamayacakları ve oruç tutmaları durumunda gebeliklerinin ve bebeğin etkilenip etkilenmeyeceği konusudur”.

Konunun hassasiyetini de göz önüne alarak bu soruya cevap verebilmemiz için öncelikle önemli olan kişinin inançlarına saygı duymamız daha sonra da bilimsel olarak yapılmış inceleme ve araştırmalar sonucunda elde edilmiş bilgileri değerlendirmemiz gerekir. Ancak bundan sonra objektif olarak kişileri incitmeden kafalarındaki soru işaretlerine cevap verebilmiş oluruz.Uzmanlık alanımız olmamasına rağmen dini açıdan gebelik sırasında ve emziren annelerin oruç tutmadan muaf oldukları ve bunu daha sonra kaza orucu olarak telafi edebileceklerini biliyoruz. Ancak buna rağmen toplumumuzda ve diğer Müslüman toplumlarda gebelerin bir kısmı hem dini yönden çok net bilgileri olmamasından dolayı hem de daha sonra veya ay boyunca yalnızlık ve suçluluk duygusu yaşamamak için oruç tutmayı daha sonraya ertelemeyi istememektedirler. Bu olgularda bizim vereceğimiz objektif bilimsel veriler ışığındaki danışmanlık önem arz etmektedir.

Oruç tutan gebeler ve fetusların (karındaki bebek) etkilenip etkilenmedikleri üzerinde yapılan çalışma sayısı ve incelenen olgu sayıları çok fazla olmamakla birlikte genellikle Arap ülkelerinde ve Türkiye’de yapılmıştır. Hem annede meydana gelen metabolik değişikliklerin incelendiği hem de fetusun iyilik halinin değerlendirildiği çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmalar incelendiğinde öncelikle gebede uzun dönem açlık durumunda kan glukoz (şeker), insülin, laktik asit düzeylerinde belirgin olarak düşme meydana gelirken açlık nedeniyle düzenin sağlanabilmesi amacıyla oluşan katabolik mekanizmalar sonucunda kanda trigliserit ve serbest yağ asitleri belirgin olarak yükselmektedir. Genellikle kabul edilen bu değerlere rağmen ülkemizde yapılan bir çalışmada ise oruç tutan gebelerde önemli bir metabolik bir değişikliğin olmadığı belirtilmiştir. Özellikle gebeliğin ilerleyen dönemlerinde uzun dönem açlığın gebeyi daha çok etkilediği de belirgin şekilde ispatlanmıştır. Gebeliğin erken dönemlerinde oruç tutan gebelerde uzun süreli açlığın muhtemel fizyolojik ve psikolojik etkilerinden dolayı hiperemezis gravidarum denilen gebeliğe bağlı aşırı bulantı kusmanın daha sık görüldüğü ortaya konulmuştur. Oruç tutma nedeniyle uzun süreli açılığın fetusu nasıl etkilediği konusunda yapılan incelemelerde ise uzun dönem etkileri bakımından bebeğin doğum kilosu yönünden olumsuz bir etkisi gösterilmemiştir. Ancak fetusun akut etkilenimi açısından ise fetusun kalp hızı aktivitesinde azalma olduğu, fetusun solunum hareketinde azalma olduğu saptanmıştır. Fetusun içinde bulunduğu amnion sıvı miktarında ve bebeğe giden kan akım miktarında ise önemli bir değişiklik olmadığı gösterilmiştir.

Gebeliğin getirdiği ek enerji ve kalori ihtiyacı göz önüne alındığında ve oruç tutulması sırasında meydana gelen uzun süreli açlık nedeniyle annede meydana gelen hipogliseminin (kan şekerinde aşırı düşme) gebe ve fetus üzerinde uzun dönemde endokrinolojik, nörolojik veya diğer sistemler üzerinde henüz bizim saptayamadığımız başka olumsuz sağlık etkileri de olabileceği akılda tutulmalıdır. Meydana gelebilecek uyku sorunları ve bunların gebe ve fetusa olumsuz etkileri de unutulmamalıdır.

Tüm bunlara rağmen gebeliğine rağmen oruç tutan gebelere ise önerimiz sadece iftar vaktinde birden aşırı miktarda yemeden kaçınmaları, günlük almaları gereken besin, kalori ve sıvı ihtiyaçlarını zamana yayarak tam olarak serbest saatler içinde almaları ve uyku düzenlerine mümkün olduğunca dikkat etmeleridir. Gebeler bebek hareketlerini takip etmeli, bebek hareketleri azaldığında veya kendilerini iyi hissetmedikleri, olumsuz etkilendiklerini düşündükleri anda ve en küçük tereddütte dahi oruçlarını bozmalı ve doktorları ile görüşmelidirler.

Tüm bu bilgiler ışığında, bize sorulduğu takdirde dinimizin de izin verdiği şekle uygun olarak gebe iken oruç tutulmamasını ve daha sonraya ertelenmesini önermekteyiz.

YRD. DOÇ. DR. ESRA AKTEPE KESKIN  / Fatih Üniversitesi Tıp Fak Kadın Hast ve Doğum ABD.

..

1167Oruçlu olan hamileler güzel beslenemez ise;

Oruçlu gebelerin iyi beslenmemesi durumunda anne adayında, ödem, şişlik, kansızlık, diş dökülmeleri ve en önemlisi de düşük gibi erken doğum sorunlarına neden olabilmektedir. Ayrıca uzun süre tutulması gereken oruçlar da ağrılı bebek doğumları gerçekleşebilmektedir. Doğumda zorluk yaşanması ve bebeğin eksik doğması da yaşanacak sıkıntılar arasındadır.

Her şartta oruçlu olmak isteyen annelere tavsiye;

Hamile de olsam oruç tutmayı bırakmam diyenler dikkat! İlk olarak doktorunuz ile bu isteğiniz hakkında görüşün. Size çeşitli testler yapmayı yeğleyecektir. Özellikle çeşitli riskler taşıyıp, taşımadığınıza bakacaktır. Eğer kontroller dâhilinde hiç bir sıkıntınız çıkmaz ise dengeli ve bol vitaminli ve mineraller besinler tüketmeniz önerecektir. Sonrasında almanız gereken ilaçların ve ek takviyelerin saatlerinde değişmeler gerçekleşecektir. Bu süreçte beslenmenize fayda gösterecek ürünleri listenize dâhil edecek ve almanız gereken gıdaları size önerecektir.

Oruç tutan annelerin ekstra alması gerekenler;

Oruç tutan gebelerin doktorun önerdiği ilaçlar dışında alması gereken her hangi bir ek takviye ürünlerine lüzum yoktur. Fakat anne ve bebeğin gelişimi biraz geriden geliyor ise çeşitli ek takviyeler ile bu durumun önüne geçilebilinir. Demir ve omega gibi çeşitli vitamin depoları gebelik sürecinde doktor tavsiyesi ile alınmasında yarar olan vitaminlerdir. Oruç tutan anne adayının da bu besinleri sahur vaktinde veya iftardan sonra alması önerilebilinir.

Oruç tutan anne adayının egzersiz programı nasıl olmalı;

Hamilelerin oruç tutması halinde fazla spor yapmamaları önerilmektedir. Özellikle su kaybının fazla yaşanmasına neden olacağı için oruç sürecinin bitimine dek hafif tempolu yürüyüşler dışında çeşitli egzersizlerden faydalanmamaları uygun olur. Ancak doğuma alıştırma ve kolaylık katması açısından nefes egzersizleri uygulanabilir. Şayet oruç tutan gebe kadının yorulmasına neden oluyor ise yapılmamasında fayda vardır.

Hamileler Oruç Tutabilir mi?

Hamilelik süresince anne adayının oruç tutması uzmanlar tarafından önerilmez.bunun nedeni hamilelik döneminde anne adayının yeterli miktarda sıvı gıda alması hamile olamayanlara göre fazlasıyla önemlidir.Anne adayının yeterli sıvı almaması ve annenin susuz (dehidrate) kalması erken doğuma neden olabilmektedir. Aynı şekilde gebe bayanların kan şekeri diğer insanlara göre daha kolay düşme eğilimindedir , oruç sırasında uzun süre aç kalındığında bu durum gelişebilir ve bulantı, kusma, mide yanması, kabızlık gibi şikayetlerde artış görülebilir. Özellikle gebeliğinde riskli bir takım durumlar tespit edilmiş olan anne adaylarının (diabet, erken doğum tehtidi, kanama, çoğul gebelik, gelişme geriliği gibi) oruç tutmaları daha da sakıncalı olabilir. Gebelikte uzun süre aç kalmadan sık sık ve azar azar yemek yenmesi önerilir.

Lohusalık Döneminde Oruç Tutulabilir mi?

Lohusalık dönemi doğumdan sonraki 6 haftalık dönemdir. Bu dönemde oruç tutmak anne sütünün miktar ve kalitesini etkileyebilir ve bebeğin beslenmesini güçleştirebilir bu yüzden oruç tutulması önerilmez.

Diyanet hamilelikte oruç tutulur mu ?

Ramazan orucunu tutmamak için geçerli mazeretlerden biri de gebelik veya çocuk emzirmektir. Gebe veya emzikli olan kadınlar, kendilerine yahut çocuklarına bir zarar gelmesinden korkmaları halinde oruç tutmayabilirler Bunlar bir yönüyle hasta hükmünde oldukları gibi, onlara bu ruhsatı tanıyan hadisler de bulunmaktadır (Nesâî, Sıyâm, 51, 62; İbn Mâce, Sıyâm, 12). Kendisi dayanabilecek ve çocuk da etkilenmeyecek ise hamile ve çocuk emziren anne oruç tutabilir. Bu konuda alanında uzman bir hekime danışılması uygun olur. Hamilelik ve çocuk emzirme gibi meşru sebeplerle oruç tutamayan bayanlar, tutamadıkları bu oruçlarını şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler (Merğinânî, el-Hidâye, I, 127



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik