Habeler, haber
DOLAR
/
EURO
/
ALTIN
/
BİST
/
Parçalı Bulutlu
İstanbul: Parçalı Bulutlu
12°
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

9 Eylül 2013 Çırak’ın Hikayesi – Erkan Kolçak Köstendil Yazısı – Gezi Direnişçisinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Son Mektup

9 Eylül 2013 Çırak’ın Hikayesi – Erkan Kolçak Köstendil Yazısı – Gezi Direnişçisinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Son Mektup
Eklenme : 09 Eylül 2013 3:46    Güncelleme : 09 Eylül 2013 3:53    Okunma : 1112

09.09.2013, Çırakın Hikayesi yazısı, Çırakın Hikayesi Erkan Kolçak Köstendil kimdir, Çırakın Hikayesi – Erkan Kolçak Köstendil Radikalblog yazısı, Gezi Parkı direnişçisinin ağzından Çırak’ın Hikayesi, Usta kim Çırak kim, Ustanın Belgeseli, Tayyip Erdoğan Ustanın Belgeseli

çırakın hikayesi

Sırf, okumasını sevmiyor diye; Erdoğan Abi’ye bol imla hatalı ve uzun uzadıya son bir mektup.

ÇIRAK’ın HİKAYESİ

Sevgili Erdoğan abi…

Bu sana yazdığım son mektup, ben hayatımda sevdiğim kadınlara bu kadar mektup yazmadım, ne olur kıymetini bil, zira hiç aklımdan çıkmıyorsun…

Çocukken iki yerde eğitilirsiniz okulda ve evde…

Okuldayken, hep şeriat gelecek korkusuyla büyütülmüş, Atatürk heykelinin başında asker yetiştirilir gibi sıraya dizilip, andımız okutturulan çocuklardan biriyim. Hele bir de hava soğuksa ve arkadaşın kulağına sert bir parmak darbesiyle şlaps diye vurursa, zulmün ta kendisi olurdu gri pazartesi sabahları.

Evdeki eğitimime gelince; dilersen sana kısaca babamdan bahsedeyim.

Bir Ramazan gece dört sularında alnımdan öperek uyandırmıştı babam, uyumadan önce tutturmuşum bu Ramazan ben de oruç tutacağım diye. Annem aç kalırım diye hafif kararsız, uyanınca babam bir kez daha sordu.

-Oruç tutacak mısın?

-Biraz daha uyusam?

-‘’Olmaz ‘’dedi. ‘’Sahur vakti’’.

Zor bela kalktım.

İlk okulda uykuyu sevdiğim için beni öğlenci yapmışlar, annem babamsa çalıştıkları için evden erken çıkarlardı. İlk kez o sahurda öğrendim ailecek kahvaltı sofrasına oturmanın ne demek olduğunu .Bir de baban gece yarısı fırına gidip sıcak pide almışsa… Alllaaah… Kabul etsin.

Akşam iftar vakti gelmiş,eski topçusun halimizden anlarsın, sende çocukken kola kutusunu ayağınla ezip tenefüste deli gibi top oynayanlardansındır.O sebeple iftira kadar perişan olmuşum ,ağzım kuru,tansiyon yerlerde sürünüyor,uyku gözümden akıyor.İftarı yapar yapmaz odama fırlıyorum, gidip uyuyacam arkamdan babam seslendi.

-Teraviyi kılmayacak mısın?

Eyvah dedim mahfolduk.İstemiye istemiye indim yanına,önce abdest almayı ve nasıl namaz kılınacağını öğretti.Sonra durduk teravi namazına. Bi yerinde secdeye vardığımızda, benim içim geçmiş, hafiften uyuya kalmışım.Sonra babam beni ayağıyla dürttü ,sinirleri bozulmuş gülmemek için kendini zor tutuyor.Ben panikle ayağa kalmaya çalışırken popo üstü düşünce, dayanamadı önce kahkahayı,ardından da enseme hafifçe tokadı patlattı.’’Kalk’’ dedi ‘’bi daha abdest alıcaz’’………  O geceden sonra hiç aksatmadım Teravi’yi sık sık Cuma’ya da gittim  babamla.Yani sen ilk okuldayken seninle sınıf arkadaşı olsaydık ;

Hocan ”Namaz kılmayı bilen var mı? diye sorduğunda sınıfta parkak kaldıran tek öğrenci sen olmayacaktın bil istedim

Şimdi bunları okuyunca ‘’He tamam,baban’da bizdenmiş’’ diyeceksin ama bişey daha öğretti babam onu da anlatayım.

Yalova’da Yüksel siteleri vardı belki bilirsin depremde tuz buz oldular.Nice arkadaşımızı yitirdik,eğer hala yaşıyorsak ; o gece Yalova’da olmadığımızdandır.

İşte o Yalova’daki evde güneş batmak üzereyken bir duble Rakı içerdi babam,Annemin babasıyla Babamın babası yani dedelerim aynı blokta oturuyorlar o zamanlar.

Muhtemelen anama o balkondan bakarken bir aşık olmuş,pir aşık aşık olmuş babam…

Ergenlik yıllarında aşktan içim yanarken gizli gizli Rakı içmeye başlamıştım.İçip içip sapıtıyordum.Babam duruma ayıkmış.Elinde Rakı şişesi…

-Gel otur karşıma ‘dedi.Rakı öyle içilmez.

Karşısına alıp adabını anlattı.Birinci kadehten sonra sordum.

-Bi duble daha içebilir miyim?

-Eğer ağzından çıkanı kulağın işitecekse içebilirsin.

Şimdi diyeceksen ‘’Olmaz o zaman bizden değilmiş ,öbür taraftanmış baban’’.Boşver zaten öbür tarafta babam,rahmetli olalı bir 11 sene falan oluyo.

Bu arada rahmetli deyince aklıma geldi ben seni çok taktir ediyorum ve imreniyorum Erdoğan Abi ,içinden geldiği zaman ağlayabiliyorsun ölen birine.Çocukken annemin babası öldüğü zaman feryat figan ağlamaya başlamıştım.

-Dedem öldü ,dedem öldü ‘diye

Anne tarafı üç kız kardeş perişanlar, babam gözleri dolu dolu kulağıma eğilip

-Bende senin gibi hüngür hüngür ağlamak istiyorum.’’ demişti

Bense bi yandan ağlamaya devam ederek.

-Ağla o zaman.’’ diye cevapladım.

-Yapamayız kadınlar var, onlara destek olmamız ,dik durmamız ,güçlü olmamız gerek..’dedi

Kestim ağlamayı güçlü durdum.Yıllar sonra babam öldüğünde de ağlayamadım ,hep o lafı çınladı kulağımda,bir de mutlu geçirdiği son bir senesini düşündüm hep..

Onu yüzü gülerken hatırlamak gücüme güç kattı .

Bunları sana neden mi anlatıyorum ? Çünkü seninle alakası var.Sen babamın son bir sene biraz olsun nefes almasına, yüzünün gülmesine vesile olan adamsın.Marmara depreminden sonra tüm ülkede olduğu gibi bizim aileninde başında kara bulutlar dolaşmaya başlamıştı.Ekonomik kriz patlak verdiği yıllarda elimizde ne var ne yok hepsini teker teker satmaya başladık.Kimse ekonomi deyip geçmesin, aynı zamanda;eve giren ekmek ,ocak’ta pişen sıcak çorbadır özgürlük.

İşte babamın ağzını bıçak açmadığı o yıllarda vefatından bir iki sene önce sen geldin hayatımıza.Milletin tepesine binen vergi borçlarını taksitle ödeme kolaylığı çıkardın,elektriğe zam gelmeyecek olmasına kimse inanmıyordu o vakit,karikatüristlerin en çok çizdikleri şey enflasyon canavarı o yıllar..

Uzun lafın kısası babam giderken seni seviyordu Erdoğan Abi ,bil istedim.

Depremden sonra örtünme kararı alan ,ve sırf başı kapalı diye okuyamayan gavur İzmir’li yengem de seviyordu seni, onu da bil istedim..

Bense Bursaspor’da kaleciyken bırakmışım mesleği düşmüşüm İstanbul’lara bir hayalin peşine, konservatuar okuyacağım,oyuncu olacağım.Bu arada iyide kaleciydim ha.Bazen spor tesislerinin açılışına gittiğinde penaltı atıyorsun ya,50 tane penaltı çeksen ,en fazla iki tane yerim,o da milli iradeye saygımdan.Kaleciliği bırakıp geldiğim ilk sene ,bir geceliğine sokakta yatmışlığım var,neresi olduğunu birazdan anlatacağım.

Üçüncü senemde kazandım konservatuarı , ilk üç sene yapmadığım iş kalmadı. İlk işim Yılan Hikayesi dizisinde sonuncu reji asistanlığıydı.Ordan bi abi tanıyorum onu da sana anlatacağım.

Konservatuarda öğrenciler ikiye ayrılır durmadan deli gibi çalışıp,iyi kötü bişeyler yapmaya uğraşıp eleştirilenler.Bir de daha kuramcı takılıp az iş yapıp eleştirenler. Muhalefet partilerine olan kızgınlığını da anlayabiliyorum yani.

Bu arada ileriye yönelik bir de yönetmenlik hayalim var .Durmadan montaj yaptığım bilgisayarımın başında ‘’ÇALIŞMAK İBADETTİR’’ yazan bir tabela vardır.Gözlerim kan çanağı ‘’Acaba bu kadar boşuna mı uğraşıyorum? ‘’ diye düşündüğüm an ,sabah ezanı yetişirdi imdadıma ,Üsküdar’daki evimizin duvarlarında yankılanırdı ‘’ essalatu hayrun minen nevm’’ Namaz yani ibadet uykudan hayırlıdır diye.

Üsküdar’da cemaatin içinde yaşayan konservatuarlı olarak geçti yani okul yıllarım senin anlayacağın.

Ev arkadaşım ‘’Kürt kökenli’’ inanç sahibi bir oyuncuydu. Bilirsin Kürtler hepberaber yaşar , birlikte yer birlikte içerler.Halıya serilmiş gazete kağıdı, koca tencereye kırılmış sayısız yumurta , bolca ekmek ,he bir de aralarından bi tanesinin anası Diyarbakır’dan kavurma gönderdiyse patlat gelsin Ahmet Kaya .Ona fırlatılan çatal bıçakları sen aldın yerden masalara yerleştirdin ‘’Şu memleket denilen sofrada adam gibi oturun” dedin.Ben polis çevirmesinde nüfus kağıdında Diyarbakır yazıyor diye arkadaşlarıma ne sorular sorduklarını da çok iyi bilirim.Kısacası barış süreci,kürt açılımı hepsine eyvallah…Ama unutma eğer Diyarbakır Devlet Tiyatroları olmasaydı,onlar konservatuar okumak için gelemeyeceklerdi İstanbul’a. İstanbul’a gelmeseler tanıyamayacaktım onları,onları tanımasam hak veremeyecektim sana.

Fakat; atıyorum bütün yaptıklarına yüzde yüz hak versem bile (ki bu imkansız) benim mesleğim illa bi yanlış bulup sana muhalefet etmeyi gerektirir.Aksi taktirde önünde diz çöküp elini öpmeye çalışırım ki,sende o zaman yapıştırıverirsin cevabı;’’Sanatçı adam diz çökmez’’ diye.O saatten sonra adımız saray soytarısına çıkar Allah yazdıysa bozsun.

E siyasetten ve politikadan nefret ederim ben, bugüne kadar hiç oy kullanmadım..Dolayısıyla ,sana olan muhalefetim kendi ilgi alanım olan mesleğimle alakalı ve vicdani meselerle ilgili olacaktı.

Yakın zamanda seni protesto etmek için hayatımdaki ilk eyleme katıldım.Emek sineması için toplanan USTA’lar vardı.Onlarla beraber dedik ki; anladık Dünya Finans Merkezi İstanbul olacak. Otel lazım, İstanbul’un büyümesi lazım falan eyvallah ama bir Osmanlı Pastahanesini,tarihi bir sinemayı yok edersek, yani tarihi yok edersek , ne anlamı kalır İstanbul’un.Zaten İstanbul tarih boyu zorbalıklara direnmeye çalışmış.Hadi senin de dediğin gibi Topçu Kışlası da buna dahil.Bu işe gelin başka bir çözüm bulalım dedik.

Sen ne yaptın?

Üzerimize su sıktırdın.Sinirden nasıl tekmeledim senin o tüpçünün kapalı kepenklerini anlatamam.Ama inan, kendim ıslandım diye değil ,orada ki USTA’larım ıslandı diye çok sinirlendim.Ki bunlar harbiden USTA ha , ”Hikayeden” USTA değil , hem gençlerden o ünvanı , hem de kendi USTA’larından helallik almış adamlar bunlar.İşte ben onların ÇIRAK’ıyım.

Eylemin sonrasında işim vardı Arnavutköy’e gittim. Hava rüzgarlıydı o gün,Cici Toma sağolsun sırılsıklam olmuşum titriyorum, bi eşortman alayım dedim,alışveriş yapabileceğim tek yer Akmerkez.AVM’ye hayır diye bağırıp,sırılsıklam olup hasta olmayayım diye AVM’den eşortman almış adamım ben.Bu kadar işte benim devrimciliğim.Ben kendi notumu verdim amma velakin sen de çok aklıma düştün be Erdoğan Abi ,Ne oluyo ya dedim bu adama? Böyle bi insan değildi bu?

Zaten bi ton mevzuyla ilgili hafif kızgınken sana ,ilerleyen dönemlerde birden bir şey buyuruverdin ansızın.

-Bir kadeh bile içen alkoliktir.

Haydaaaa hayırdır Erdoğan Abi ,bana namaz kılmayı, abdest almayı öğreten babama niye hakaret ediyorsun,ben senin rahmetli babana kötü söz söylesem hoşuna gider mi?

Sonra mevzu geldi çattı Gezi parkına.

Dedin ki orayı yıkıp Avm yapacağız.

Sen birşeyi yapacağım dedin mi yaparsın,öyle bilirdim,zannederdim.

O gece saat 4’te gittim Gezi parkına çünkü vedalaşmak istedim.Çünkü İstanbul’a geldiğimde bir gece ev sahipliği yaptı o park bana.Korkunçtu karanlıktı,ürkütücüydü.Kaç tane kadın gecenin bir saati korkusuzca geçmiştir oranın içinden yada senin dediğin gibi kaç kişi biliyordur Gezi parkının yolunu.

Ama bir şey diyim mi? O gece orası çok güzeldi be hacı abi.

50 tane genç fırlama herif.Hani ‘’Sizi Allah için çok seviyorum’’ dediğin çocuklar var ya.İşte onlar ; gitar çalanlar var, şiir okuyanlar var.Mutlaka aralarında yaşam tarzına müdahale edip, Asmalı’daki masaları kaldırdın diye, içip kendine eğlence arayan da var.Amma velakin inan bana, hepsi de güzel çocuklar,ya da en kötü ,ben seviyorum onları yaradandan ötürü.

Benim yanımda iki tane kardeşim,oturduk kahve içiyoruz bir ağacın altında.Derken bir yaygara koptu

‘’Kalkın polis geliyor’’.

Herkes çadırlarından uyandı, kolkola girdiler , inanılmaz bir panik vardı.Bense anlam veremedim yaptıklarına

‘’Sakin sakin otursalar ya’’ dedim.Park’ta oturmak nasıl bir suç teşkil edebilirdi ki .Yanımdaki iki kardeşime

‘’Sakin olun , oturun kahvenizi için, bitince kalkar gideriz’’.

İki dakika sonra postal sesleri gelmeye başladı, ben hiç hayatımda darbe görmedim,ama sesi böyle bir şey olsa gerek.Hayatımda bu kadar polisi de bir arada görmemiştim ben.

’’Bu adam askeri vesayeti kaldırıp yerine polis devleti kuracak,İran’daki gibi ahlak polisleri,devrim muhafızları olacak’’ diyen paranoyaklar geldi aklıma , ne kadar da paronayaklar değil mi?.

Her neyse, polisler hilal taktiğiyle yaklaşıyorlardı.Yanımda ki kardeşlerime ellerinizi yukarıya kaldırın dedim. Üç kişi kaldırdık,teslim olduk, suçumuz büyüktü. Ağaç altında kahve içip sivil darbe yapmaya çalışmıştık.Hilal taktiğiyle gelen polislerden, yüzünü Divan otele dönünce sol baştaki, eli telsizli, sivil amir kimse ; bul ona sor ,belki hatırlar , ellerim havada ona şu soruyu sordum.

-Amirim nereden çıkabiliriz ?

-Nereden çıkarsan çık.

-Amirim heryeri çevirdiniz,çıkmak istiyoruz.

Amir de afalladı ısrarımı görünce , araya geçebileceğimiz gibi bir boşluk bıraktı merdivenleri gösterdi.

-Hayırlı vazifeler amirim..

O iki kardeşimi de alıp kaçtım, taksiye bindim.Taksinin camından patlayan gaz bombalarını gördüm.Kaçmaya devam ettim.

Ne kadar da korkak bi herifim değil mi? Evet korktum, yıllarca işimi düzgün yapabilmek için gece güzdüz çalıştığım mesleğimi ,tek gözüm çıkmışken yapamam diye çok korktum.Gerçekten de ne işim var benim orda değil mi ? Ortada bibergazı kapsülleri uçuşurken yüzüyle para kazanan oyuncunun işi olmaz öyle ortamlarda ,eğer ortada çok büyük bir haksızlık yoksa çıkmazlar sokaklara.Sen bir başbakan düşün ki, dili kopmuş halka hitab edecek,bizimki de o misal yani.Ve hepsinden önemlisi; yanımda ki iki kardeşimin kılına zarar gelicek diye çok korktum.

O yüzden kaçtım ,ben kaçtım amma velakin o 50 tane gencin arasında tanıdığım BAĞZI çocuklar vardı.Onlar orada kaldılar, bir kaç tanesi, daha mesleğinin başında çocuklar.Kültürlüler,okuyorlar, seyrediyorlar.Ekümünopolis belgeselini seyretmişler mesela ve kentsel dönüşüm yüzünden mahallerinden sürülen tapu sahiplerinin dramına içleri acımış. Korkusuzca orada kalmaya devam ettiler; yani mesele sadece Gezi parkı değil anlasana..

Ertesi sabah onları orda bırakmanın utancıyla uyandım.Derken haberi geldi ,o yüzüyle gözüyle para kazanacak çocuklardan birinin gözününün altı mosmor olmuş.Ayıptır ulan dedim, kalktım ertesi gün bir daha gezi parkına gittim.Mehmet Ali Alabora deyip duruyorsun ya, ben attığı tweeti görmedim bile mesela. Bak, hani olayları o başlatmıştı ?.Ayrıca severim onu , Yılan Hikayesi’nden tanırım.Hani bütün memlekete polis’i sevdiren Memoli vardı ya.Ta o yıllardan tanırım, dediğim gibi orada sonuncu rejiydim ben.Dizi bittiği sene evinde çaycısından yönetmenine herkese yemek daveti vermişti.İki katlı aparmanına girerken bir tabela dikkatimi çekmişti,üzerinde isimler yazılı.

-Abi bu ne ? diye sordum.

-Bu binada çalışan inşaat işçilerinin isimleri’’ diye cevapladı

Sonrasını sen benden iyi bilirsin,şöhretin tadını çıkaracağı yerde,yok oyuncular sendikası falan filan rahat batar çünkü derdi tasası olan adamdır.

-Bu güne kadar ne istedinizde olmadı.

Demiştin ya  sendikadan sebepledir bilirim.

Uzun lafın kısası onun attığı tweet’ten bile haberim olmadan gittim ben ertesi gün Gezi parkına.Sana, ‘’Güzel abim bi dakka dur ,yanlış yapıyorsun‘’ demeye.İnanılmaz kalabalıktı.Polisin saldırmayacağı kadar kalabalık.

Fakat sabaha karşı gözünün altı mor, o oyuncu kardeşim geldi yanıma.Manyak pij az daha gözü çıkıyormuş kalkmış yine gelmiş.Ağzımı kapatabilmem için bir bez parçası,ve bir limon verdi.Gözünde korku

-Abi ‘’ dedi. ‘’Polis geliyormuş al.’’

İçimden gülümsedim korkuyordu herhalde,çünkü polis gelmezdi bu kadar kalabalığa ,saldırmazdı çoluk çocuk genç yaşlı demeden kendi vatandaşına..Oldu ,yine şafak baskınıyla bu sefer yüzlerce insana saldırıldı.

Sevdiğim arkadaşlarımın kafalarının yanından taşlar,gaz bombaları sıyırarak uçuşunca,yıllar sonra babamın sözünü dinlemeyip, yanımda kadınlar varken güçlü davranmadım. Kimse ağladığımı görmesin diye ,biraz da gazın tadı hoşuma gitti diye ,gaz bulutunun içine daldım.Ağlayarak sana ve çalışma arkadaşlarına bağırdım.

-Sizin Allah’ınız yok mu? Sizin Allah’ınız yok mu?

Ertesi sabah hemen haber kanallarını açtım,yaşananlar üzerine insanlar konuşsun tartışsın doğru yolu bulabilelim,ortak bir payda da barışabilelim umuduyla.Bir de televizyonlarda ne görelim,herkes biliyor zaten bak sen şu penguenlerin işine.

Hemen dışarı çıkıp  bol bol talcid,deniz gözlüğü, gaz maskesi falan aldım,istikamet Taksim.Çünkü Taksim’de hala arkadaşlarım vardı,çünkü Taksim’de internet kullanmayıp sadece haber kanallarını seyreden ve hiç bir şeyden haberi olmadığı için sokağa çıkan yaşlı insanlar vardı. Birçoğu senin Kasımpaşa’dan komşuların.Varsın gözüm çıksın,oyunculuk yapamayayım, gerekirse simit satar onurlu yaşarım dedim.O gece polis Gezi parkının etrafını sarmış,insanlar İstiklal caddesinde toplanmıştı.Çok korkan bir bayan arkadaşımız var ,dolma yapmış getirmiş,verip geri gitti.Polislerin telefonuna,durumu Çanakkale savaşına benzeten mesajı atan amir haklı valla benim de onun gibi direk aklıma mermi taşıyan kadın geldi Çanakkale savaşında.Onun dışında da yüzlerce genç kız,türbanlı-türbansız bacılarımız.Hepsi omuz omuza vermişler.Onları öyle görünce bırak gözü , canın çıksa kaç yazar.Keşke mobeseler kayıtta olsaydı da sende görebilseydin o güzel insanları.Eğer mobeseler kayıttaysa yıldızları çekiyordu o akşam, bir de helikopterden atılan gaz bombalarını.O gece yüze yakın insan bi tiyatroya sığındık ışıklar kapalı,kimseden çıt çıkmıyor,havasızlıktan herkes perişan,sakız çiğneyen bir Allah’ın kulu yok,gözyaşları içinde ses çıkarmadan ağlamaya çalışan gencecik kadınlara bakınca,senin çok saygı duyduğum iki lafın çınladı kulaklarımda.

1-    Kadınlara saldıracak kadar izanını kaybetmiş birine, kol kanat gerenden Başbakan olamaz.

2-    Kendi halkına zulmeden iktidarlar meşruiyetini yitirmiştir.

Ertesi sabah gün ağardığında çıkıp ilk defa bağırdım doyasıya

‘’Hükümet İstifa’’

Yerime kim gelsin dersen,körler sağırlar birbirini ağırlar, seçeneksiz bırakmışlar seni.Olsun dedim gerekirse ben olurum Başbakan,Cemaatin sohbetlerini de biliyorum,Rakı sofrasındakilerin de o sebeple senden iki kat daha fazla insan tanıyorum kalbi gönlü temiz, inananla diğer inananı, hatta inananla inanmayanı barıştırabilirim ben ,çünkü bizim inancımız bize bunu emreder.Ayrıca oyuncuyum çok güzel promterdan yazı okurum,çalışkanım öyle yan gelip yatmam,İngilizcem White Sea’nin biraz daha ileri seviyesinde.Hitap etmek desen,sesimi en arkadaki dinleyiciye duyururum yine de sesim çatallaşmaz.İyi yaptığın şeyleri devam ettiririm,kötü yaptığın şeyleri yapmam olur biter.Harbiden lan, istesem herkesin Başbakan’ı olabilirim…Yeni Başbakan adayınız benim.

-Hükümet istifa,hükümet istifa.

Biber gazını,portakal gazını bilmiyorum ama o Kadminyum biraz kafa yapıyor galiba haberin olsun hoca..

Sonrası malum öğleden sonra polis çekildi,Gezi parkı açıldı,insanlar kutlama yaparken,bir anda durup dururken dolmabahçe tarafından ses ve gaz bombaları atılmaya başlandı,sanki birileri Çarşı’ya ,semtinize geri gelsenize diyordu.Hani yaşam tarzlarına müdahale edip deniz kenarında ki çay bahçesini kendi konaklaman için kaldırdığın,stadlarına veda ederken çoluk çocuğun olduğu yerde havaya silahla ateş ettirdiğin, o semtin çocukları var ya.Aşağıya indiler,evden ekmek almaya diye çıkmışlar anaları babaları bekler. Onlar aşağıya inerken diğerleri bağırıyordu.

-Beyler Çarşıya yardıma gidiyoruz…

Tam gaza gelmiş inerken…Eyvah dedim o an :’’Senin ofis orada.’’

İşte o andan itibaren geri kalan günlerde sadece elimde kameramla gittim Gezi’ye, çünkü içime bi kurt düştü o andan itibaren.

Bak delikanlı gibi söyle kızmayacağım,

Bu işin arkasında sen mi varsın Erdoğan Abi?

Gezi’yi sen mi planladın?

Eylemler yapılsın istedin ama o eylemler dünyayı kendine hayran bırakacak şekilde yapıldı diye mi şaşalladın?

Neden bu olayları ilk günden itibaren büyütmek için elinden geleni yaptın?

Acaba başardığın bir çok şey, aynı zamanda sana bağlı olan insanlarda bir heyecan kaybına mı yol açtı?

E bide parayı da buldular ,nasılsa Erdoğan Abi kazanır deyip bir dahaki seçimde beş yıldızlı otellerinde tatil yapıp sandığa gelmemezlik yapar mı bunlar da ötekiler gibi diye düşündün?

Sana yeniden sımsıkı sarılacak bir kitleye mi ihtiyacın vardı?.

Seni sevenler ve nefret edenler diye ortamı ikiye bölmen, seni daha çok tek adam haline mi getirecekti?

Eğer esnaf batarsa Kentsel Dönüşümün en zor ayağı Taksim’i geçekleştirmen daha mı kolay olacaktı?

Ya da Batı’lı ülkelerle , yani haçlı seferleriyle, Suriye’deki Müslümanlar’a saldırmana kendi tabanın küfreder diye,onları burda meşgul edecek din elden gidiyorcularla , Mustafa Kemal’in askerleriyizciler kavgası mı başlatmak istedin? Senin planlarını altüst eden Mustafa Keser’in askerleri mi oldu yoksa?

Harbiden, neden daha Gezi olayları başlamadan üniversitelere ve stadlara Polis’in girmesi için yasa tasarısı hazırladın?

Eylül’ün gelişi daha Nisan’dan mı belliydi?

Şimdi Suriye’de Müslüman’lar ölsün isteyenler Müslüman

Savaş istemiyen herkes Gezici,Darbeci,din düşmanı mı olacak?

Eğer bunlar şu an benim uydurduğum komplo teorilerileriyse durum daha fena ,sen ne ara bizi bu kadar paranoyak ettin?

 

Ama eğer doğru olma ihtimali varsa ;

Olay basitti

Muhtar ileri geri konuştu.

Bir kaç genç adam ‘’Ne oluyor Muhtar?’’ dedi dayak yedi.

2.Gün abileri,ablaları gelip ‘’Hayırdır bizim çocukları dövmüşsünüz?’’dedi,

onlarda dayak yedi

3.Gün mahalleli ayaklandı onlara da el kalkınca ,mahalle yandı.

4.Gün ‘den sonra bi ton film; tomalar pomalar,yakıp yıkmalar,kadınlar,çocuklar,ellerinde bayraklar, hop marjinaller militanlar,bi ara mevzuya anneler daldılar.

Evet ama yetmez herkes birbirini severken birinden nefret etmek icap ederdi.

Kim o?

Bizim Muhtar

Bunların hepsi muhtara karşılar,o yüzden komşuyla savaşa karşılar.

Eğer gerçekten samimiysen,Gezi’deki fırlama çocuklar Esat’la sana halı sahada maç ayarlarlar.

Kim kaybederse o gitsin.Hodri meydan.Var mısın?

Yok illa da senden nefret etmem gerekiyorsa,hiç kusura bakma, ben bu tuzağa düşmeyeceğim Erdoğan Abi. Senden nefret etmeyeceğim.

Ha peki; Sevebilir misin beni ? diye sorarsan ki Allah razı olsun geçenlerde zorunda olmadığımın iznini de verdin.Cevap vereyim.Yaradana rağmen İMKANSIZ.Yaradan biliyor sebebini.

Tabi ki umrunda değildir ama yine de söyleyeceğim ,seni asla sevemem çünkü ; Babam’da yaşasa bugün sevmezdi seni.

Sevemem çünkü; bir kadın bana saldırdılar diye yalan söyleyecek kadar Allah’sız,kitapsız olamaz.Ertesi gün polise gidip şikayetçi olmamışsa ,polise ve hukuk’a  güvenmiyor demektir.Yani bir kadın bana saldırıldı diyorsa doğru söylüyordur.Ya Kabataş’taki caniler sen mobese kameralarını yukarı çevirttirdiğin için bulunamıyorsa diye ,bir de Gezi’nin içindeki türbanlı bacılarımıza gaz bombalarıyla saldırdın diye, türbanlı yengem de artık sevmiyor seni.

Sevemem çünkü; senin çaba sarfettiğin, kürt açılımına,barış sürecine tam da Gezi’de insanlar hak vermiş, diyalog kurmaya başlamışken.Ki sen Hollanda’dan açıkladın ya ,hani Diyarbakırda barış mitinginin olduğu gün. O bayrakların yanında gönlüm Türk bayrağını da görmek isterdi diye. Tam insanlar yıllarca Güneydoğu’da neler yaşandığını birbirlerine anlatırken.Memleket denilen sofrayı devirdin,tadını tuzunu masadan çaldın diye; Ahmet Kaya dinleyen  arkadaşlarım sevmiyor artık seni.

Sevemem çünkü : ‘’Durmadan şeriat gelicek diye insanları korkutan ve anti demokratik yollarla seni devirmeye çalışan insanlara ‘’Bakın gördünüz mü,biz size dememişmiydik?’’ diye ağızlarına laf verdiğin için Üsküdar’daki aklı başında dindar arkadaşlarım artık sevmiyor seni.

Sevemem çünkü;Yıllarca sana inanmış,partisi ve ülkesi için canını dişine takıp çalışmış ,aralarında merhamet ve vicdan sahibi olan dava arkadaşların, AKP’li kardeşlerim artık sevmiyor seni.

Sevemem çünkü ; Kamu mallarına zarar verenlere ,yani; ‘’otobüsleri yakan,polis arabalarını tahrip eden,tarihi sinemaları,pastahaneleri yıkan,Haydarpaşayı,Hasankeyfi,dereleri vs yok eden vandallere’’ karşı duran memleketimin insanı ve sanatçı arkadaşlarım artık daha da bi sevmiyor seni ..

Ve hepsinden önemlisi asla sevemem seni çünkü;’’Sizi Allah için seviyorum dediğin gençler varya ;Allah için sevmiyorlar seni,kalan tek gözleri senin üzerinde.İşte bunlar hep telekinezi.

Annemden hiç bahsetmiyorum bile aklı çıktı kadının, başıma bir şey gelecek diye. Valla bi yerde görse bi kaşık suda boğar seni.

Valla sana bir daha asla mektup yazmacağım Erdoğan Abi,

Bir an olsun söylediklerini dikkate almayacağım kusuruma bakma.

Emine Abla ve Sümeyye Bacım dahil kadınlara zorbalık yapılmaya devam edilmediği ,Bilal Biraderim dahil insanların gözleri oyulmadığı müdetçe öyle kolay kolay meydanlara da çıkmayacağım.

Çünkü; ilk gece ki ,o tertemiz 50 adam başta olmak üzere çok işimiz var bizim.

Enerjimizi sevgisizlikten ziyade sevmeye harcayacağız.

Daha bir ton yazacağız,çizeceğiz ,filme çekeceğiz.

Arada bi ton senin ‘’HİKAYE’’nden bahsedeceğiz.

Bu yaz yurt dışındaydım ben, tanıştığım yabancıların Gezi’den dolayı nasıl hayranlıkla baktıklarını bilemezsin bize,biz artık sadece Başbakan değil aynı zamanda Dünya Lideri’yiz.

İstediğin kadar anket yaptır nafile,oy kullanmayan %20 ye çattın sen,ilk işimiz bir güzel sandığa gideceğiz.Gerekirse Parti kurup meclise gireceğiz.En geç 2023’te bu ülkeyi bizler yöneteceğiz.

Sen Muhalefet partileriyle artık modası geçmiş kavgalarına devam ederken,biz kapı kapı dolaşıp tiyatro,boya vs. yapacağız.

Gerçekten bu milletin özlediği güzel Türkiye’yi bizler yaratacağız.

Çünkü muhtaç olduğumuz kudret,ciğerlerimizdeki Kadminyum’da mevcuttur.

O yüzden çok işimiz var diye son kez seninle ilgili kafa sesimi boşaltıyorum burada.Yoksa okuyupta hüzünlenesin diye değil.Zaten okuma alışkanlığın yok biliyorum.Halbuki ilk emir ama neyse sen biliyon doğrusunu.

Ha bide bil ki korkmuyorum ben senden.Annem’e abimden sonra çocuğun olmayacak demişler,sekiz sene sonra büyük bir süprizle düşmüşüm anamın rahmine,(rahim dedim Bülent Abi için sıkıntı yoktur umarım) hamileliği sırasında tam 5 kez düşük tehlikesi atlatmışım.Yani senin anlayacağın 30 yıldır fazladan yaşıyorum ben .En kötü ne olur diyorum,rahmetli babamın yanına gönderirsin beni .Öbür tarafta babamla elimizde ayran şişeleri ,oturur seni bekleriz, tabi biz hangi tarafta oluruz ,sen bizim tarafa gelebilir misin? Onu bir tek Allah biliyor.Ha bide unutmadan Ethem,İsmail,Mustafa,Mehmet,Abdullah biliyor.Aman diyim isimleri duyunca ağlama, bilirim vicdanlı adamsındır,hakim olamazsın gözyaşlarına.Ama o çocukların anaları var.Babamın bana öğütlediği gibi dik dur eğilme,senin ağladığını görürlerse o kadınlar ,üzüntüden perişan olurlar.

Allah sana şifa ve uzun ömürler versin, umarım geri kalan zamanında seni öbür tarafta bekleyenlerin sayısını çoğaltmazsın.Bir de ne olur kusuruma bakma ,sana mektubun başından beri  Erdoğan Abi diye hitab ediyorum,’’Abi’’ lafın gelişi.

 

ÇIRAK ERKAN KOLÇAK KÖSTENDİL ( Radikalblog)



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik