Habeler, haber
DOLAR
2,90 / 1,86
EURO
3,20 / 1,52
ALTIN
104 / 1,63
BİST100
75,960 / -1,25
Güneşli
İzmir: Güneşli
33°
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

Şimşek: Türkiye’nin risk primi düşecek

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, "Önümüzdeki dönem oldukça yoğun olacak ve reformlar hayata geçtikçe, Türkiye’nin algısı da gerçekliği de iyileşecek ve Türkiye’nin risk primi çok daha makul düzeylere düşecek ve Türkiye daha büyük ölçekte kaynak cezbedecek" dedi.
Şimşek: Türkiye’nin risk primi düşecek
Eklenme : 30 Mart 2016 14:20    Güncelleme : 30 Mart 2016 14:20    Okunma :

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “Önümüzdeki dönem oldukça yoğun olacak ve reformlar hayata geçtikçe, Türkiye’nin algısı da gerçekliği de iyileşecek ve Türkiye’nin risk primi çok daha makul düzeylere düşecek ve Türkiye daha büyük ölçekte kaynak cezbedecek” dedi.
Borsa İstanbul ve Boğaziçi Üniversitesi tarafından başlatılan Finans Teknopark Projesi imza ve gong töreninde konuşan Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin gelişmiş ülkeler seviyesine çıkması için derinliği olan sermaye piyasalarına ihtiyacı olduğunu belirterek, “Bizim şu anki finans sektörümüzü bankalar domine ediyor. Bankacılık sektörü hakikaten son 10-15 yıl içerisinde yapılan reformlar sayesinde, doğru uygulamalar sayesinde sağlıklı bir yapıdadır. Bu da çok önemli. Çünkü, 2008-2009 yıllarında bizim finans sektörü, özellikle de bankacılık sektörü büyük bir stres testinden geçti ve başarılı oldu. Dünyada binlerce banka sıkıntıya girip batarken ve vatandaşın ödediği vergiler ile bu bankalar kurtarılırken, zamanında doğru düzenlemeler ve denetim etkin bir şekilde yapıldığı için Türkiye’de bankacılık sektörü küresel finans krizinde vatandaşımıza yük olmadı. Bugün itibariyle de aslında gerek sermaye yeterlilik oranı itibariyle, gerekse aktif kalitesi itibariyle sağlam bir bankacılık sektörümüz var” dedi.

“SERMAYE PİYASALARININ GELİŞMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR SÜRECİN İÇİNDEYİZ”
Bunun Türkiye için önemli bir kazanım olduğunu bildiren Şimşek yetmeyeceğini vurgulayarak, “Banka dışı finans sektörünün özellikle sermaye piyasalarının gelişmesi ve derinleşmesi Türkiye için olmazsa olmazdır. Nitekim bugün, aslında gelişmiş ülkelerin başında olan ABD’yi ABD yapan üç temel değişkenlerden bir tanesi sermaye piyasalarının derin olmasıdır. Çünkü ABD, nüfusu 300 milyondan fazla olup da kişi başına düşen milli gelirde 50 bin dolar eşiğine yaklaşmış tek ülkedir. Dolayısıyla bu büyük bir başarıdır. Bu başarının arka planındaki önemli faktörlerden bir tanesi sermaye piyasalarının derinleşmesidir. O nedenle Türkiye’de biz de sermaye piyasalarının gelişmesi için önemli bir sürecin içindeyiz. İstanbul Finans Merkezi için bir eylem planı belirledik. Bu eylem planını da hızlı bir biçimde uyguluyoruz. 104 tane eylemimiz var. Bugüne kadar 17 eylem başarıyla uygulandı. Bu sene de bir o kadar belki biraz daha fazla eylemi hayata geçirmiş olacağız. 2009 yılında bu yana da İstanbul, küresel finans endeksinde veya merkezleri arasında önemli bir mesafe katetti. 2009 yılında 72’inci sıradaydık. Şimdi ise 47’inci sıradayız. Hedefimiz ilk 25’e girmek. Bunun için de yapılacak çok şey var. İstanbul Finans Merkezi Eylem Planının 7 tane bileşeni var ve her yıl bütün bu bileşenleri içerecek şekilde önemli uygulamaları, reformları ve adımları hayata geçiriyoruz” ifadelerini kullandı.
İmza törenini yaptığımız İstanbul Finans Merkezi’nin önemli bir bileşeni olan Finans Teknopark’ın önemli olduğunun altını çizen Şimşek, artık endüstri 4.0’dan bahsettiklerini ve her alanda dijitalleşme son hızıyla devam ettiğini söyledi.

“KENDİ ÇÖZÜMLERİMİZİ KENDİMİZİN ÜRETMESİ LAZIM”
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim kendi çözümlerimizi kendimizin üretmesi lazım. Yani, üniversite, sanayi, bütün diğer paydaşlar ile birlikte Borsa İstanbul ile birlikte yani hep birlikte kendimize özgü çözümleri geliştirmemiz, böylece uluslararası rekabet gücümüzü arttırmamız çok kritik bir öneme sahiptir. O nedenle bugünkü adım belki küçük görülebilir ama hakikaten çok anlamlı çok önemli bir adımdır. İstanbul Finans Merkezi sadece fiziki bir mekandan ibaret değildir. Aslında fiziki mekanların artık bir anlamı da kalmamıştır. Dünya teknoloji sayesinde her şey o kadar hızlı yapılıyor ki önümüzdeki dönemde bu çok çok daha değişik boyutlara ulaşacak. Ama önemli olan finans sektörünün kümelendiği alanlar ile metro ulaşımı çok önemlidir. İnsan kaynağı çok önemlidir. Yasal altyapı çok önemlidir. Son bir kaç yıldır çok önemli düzenlemeler yaptık. Borsa İstanbul’un yeniden yapılanması, bütün borsaların tek bir çatı altında toplanması, Sermaye Piyasası Kanunu önemliydi. Bunların hepsi uluslararası standartta. Türkiye’de onaylanan enstrümanların bir anlamda AB’de de ihraç vizesini aldık. Basel komitesi geldi, Türk bankacılık sektörünü inceledi ve tam uyumlu olduğumuz ortaya çıktı. Finans sektörü insan kaynağı, teknolojik, fiziki, yasal altyapı bütün boyutlarıyla gelişiyor. Bu 25 öncelikli dönüşüm alanlarından biri. Dün Ankara Sanayi Odasına misafir oldum. Sanayicimizin en büyük sorunu finansmana erişim. Şimdi finansmana erişim deyince bankacılık sektörüyle ilişkiler ve kamu bankalarına şikayetler. Sanayicilerimiz, ticaret erbabımız hatta vatandaşlar olarak sadece bankacılık sektörüne mahkum gibi düşünmememiz lazım. Bizim özellikle oturup sermaye piyasalarını nasıl geliştirmeye çalışıyorsak, bütün aktörlerin, özellikle sanayicilerimizin, yatırımcılarımızın sermaye piyasalarını kullanmaya başlaması lazım. Bunun için ciddi teşvikler var.
Geçen sene sermaye artırımına giden şirketlere sanki dışarıdan borç almış gibi vergi matrahından belli bir faiz oranında gider yazmasını, yani karını artırmasını sağladık. Biz vergiden vazgeçiyoruz. Sadece bu konuda mı? Hayır, aslında birçok konuda önemli adımlar atıyoruz. 2013 yılının başından itibaren vatandaşımıza ’siz 100 lira tasarruf yapın, biz 25 lira katkıda bulunalım’ dedik. Bu muazzam bir şey, faizlerin tek hanede olduğu bir ülkede yüzde 25 BES’e katkıda bulunuyorsunuz. Niye? Uzun vadeli fonların varlığı sermaye piyasalarının gelişimi için kritik bir öneme sahiptir. Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) girişin yakında otomatik hale getireceğiz. Her çalışan ya da işini değiştirenin otomatik olarak bir süreliğine BES’e girecek, daha sonra çıkmak isterse çıkabilecek”.

“YURT İÇİ TASARRUFLARI YETERLİ OLSAYDI…”
Türkiye’de tasarrufların düşük olmasının en temel sorun olduğunu vurgulayan Şimşek, “Türkiye gelişmekte olan, yatırım ihtiyacı yüksek olan bir ülkedir. Bu yatırımları yurt içi tasarruflarla yani sağlıklı kaynaklarla finanse etmek kritik öneme sahiptir. Çünkü öbür türlü yüksek cari açık veriyorsunuz, o da dış borcun birikmesine yol açıyor, zamanla bu borçlar büyümeyi sınırlayıcı bir faktör haline geliyor. Bu çok açık ve net. Bugün gelişmiş ülkelerde büyüme son derece cılız. Bir talep problemi var. Çünkü, 2007’ye kadar olan dönemde hane halkı borcu hızla arttı. Krizden sonra devletlerin borcunda patlama oldu. Şirketlerin yatırım iştahı yok. Çünkü talep zayıf. Yatırım yapmadığınız zaman verimlilik artmıyor. Büyüme potansiyeliniz düşük kalıyor ve büyüme potansiyeliniz düşüyor. Büyüme performansınız da düşüyor. Bu da tabi ki bir kısır döngü. Halbuki Türkiye, çok farklı bir konjonktürde. Türkiye ciddi yatırım iştahı olan, yatırım ihtiyacı olan, genç nüfusu nedeniyle ciddi tüketim talebi olan bir ülke. Dolayısıyla yurt içi tasarrufları yeterli olsaydı yüzde 6-7’lik bir büyümeyi 20-30 yıl sürdürüp, geçmişte Japonya’nın bugün Güney Kore’nin başardığını rahat bir şekilde başarabilirdik. Peki niye başaramıyoruz? Çünkü biz şu anda yeterince tasarruf etmiyoruz. Bu tasarrufları arttırmak için şu anda her boyutuyla ciddi çalışmalar yapıyoruz” diye konuştu.

“GEREKEN NEYSE YAPIYORUZ”
Sermaye piyasalarının gelişmesi, enstrüman çeşitliliği alternatiflerin çoğalması konularında ve her konuda ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapmaya devam ettiklerini belirten Şimşek, “Yakın dönemde faizsiz finans kuruluşlarının koordinasyon kurulu oluşturduk, toplantısını yaptık, yol haritası belirledik. Çalışma grupları oluşturduk. Bu alanın geliştirilebilmesi için önemli adımlar atacağız. Bu yılın ilk reform paketi Ar-Ge reform paketiydi. Amacı da Türkiye katma değer zincirinde yukarı çıkmasıydı. Niye? Çünkü biz bilgi yoğun teknoloji yoğun ürün üreteceğiz ki kar marjımız yüksek olsun. Kar marjımız yüksek olunca ne olur? Şirketlerimizin sermaye yapısı güçlenir. Yani tasarrufları artar. Firmaların tasarruflarını arttırmak için muazzam teşvik veriyoruz. Hanehalkının tasarruflarını arttırmak için Dünya’nın hiçbir ülkesinde olmayan cömert teşvikler veriyoruz. Kamu zaten kendi elini bir anlamda düzene koydu. Bugün kamu çok eski tasarruf açığından milli gelire oran olarak eksi yüzde 5’lerden artı yüzde 3’e çıktı. Yani muazzam bir şekilde kamu elini düzene koymuş ve dengelerini iyileştirmiş. Orada da reforma ihtiyaç var ama o reformların amacı gelirlerin kalitesini arttırması, harcamaların rasyonelleştirilmesi ve bugünkü performansın kalıcı, sürdürülebilir bir noktaya getirilmesi. Bunların hepsi çok önemlidir. Ama tasarruf en önemli bileşendir. İşte sermaye piyasalarının gelişmesi aslında atıl duran bazı kaynakların sisteme girmesini sağlayabilir ve sisteme sokabilirsek bu durumda da bizim bir anlamda da kaynak büyümüş olur ve bugün bazı tartışmalar da olmaz” dedi.
Türkiye’de tasarruf açığı bu boyutlarda olmasaydı, kamu maliyesinde bu güçlü performansta, bu reform çabasıyla, bu enflasyona rağmen faizler biraz daha düşük olabileceğini söyleyen Mehmet Şimşek, ama sistemin çok sığ olduğunu, bugün kredilerin mevduata oranı ortada olduğunu bildirerek, “Mevduat belirleyicidir. Çünkü diğer kaynaklar sınırlı. Mevduat belirleyici olunca , mevduatın faizi yüksek olunca, kaynak için rekabet yoğun olunca faizler de yüksek oluyor. Son toplanan vadeli mevduatların faizleri yüzde 14’lere dayanmış durumda. Bunu yüzde 16-17’nin altında satarsanız, anlamlı değil. Açık ve net olarak söylüyorum kolayca bir çözüm de yok. Eğer olsaydı çoktan bulur ve uygulamaya koyardık” ifadelerini kullandı.

“RİSK PRİMİ DÜŞECEK”
Yapısal reformların dışında, Türkiye’yi katma değer zincirinde yukarı çıkartmanın yatırım ortamını iyileştireceğini belirten Şimşek, “Türkiye’ye yatırım çekmekten ve bütün diğer alanlarda reform yapmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yok O nedenle de hükümetimiz, reformları önceliklendirmiştir ve hızlı bir şekilde hayata geçiriyoruz. Önümüzdeki dönem oldukça yoğun olacak ve reformlar hayata geçtikçe, Türkiye’nin algısı da gerçekliği de iyileşecek ve Türkiye’nin risk primi çok daha makul düzeylere düşecek ve Türkiye daha büyük ölçekte kaynak cezbedecek. Zaten kaynak cezbetmeye başladığınız zaman da yine bu defa kısı döngü yerine son derece olumlu bir döngüye, her şeyin güçlü seyrettiği bir döngüye girersiniz” ifadelerini kullandı.
Önümüzdeki dönemde sermaye piyasalarının gelişmesi için ve bütün boyunlarıyla İstanbul’un küresel finans merkezi haline gelmesi için ne gerekiyorsa yapacaklarını vurgulayan Şimşek sözlerini, “Bu çerçevede benim gerek Sermaye Piyasası Kurulu’ndan gerekse Borsa İstanbul ve bütün bileşenlerinden ricam her şeyi basitleştirelim, kolaylaştıralım ve önlerini açalım” diyerek tamamladı.
(İHA)



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik