Habeler, haber
DOLAR
5,328 / %0,02
EURO
6,053 / %0,01
ALTIN
213,58 / %0,00
BİST
92.227 / %-1,57
Hafif yağmurlu
İstanbul: Hafif yağmurlu
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

Bunları Biliyormuydunuz?

Bunları Biliyormuydunuz?
Eklenme : 04 Temmuz 2009 1:15    Güncelleme : 02 Ocak 2016 0:29    Okunma : 645

bunlari_biliyor_musunuz_24

1 Nisan sakasinin kökeni nedir? 1564 yılında Fransa kralı IX. Charles, yıl baslangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada yaygın olan yıl baslangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletisim şartlarında IX. Charles’in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan’da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan’a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde digerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasina alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı.
insanlar niçin içki kadehlerini tokustururlar? Bu konuda iki ayrı açıklama vardır.
1) insanlarin beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çin sesiyle tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokunma ve çin sesiyle isitme. Şarap bütün duygulari tatmin eder anlamını taşır.
2)Antik çağlarda bir insanın düsmanını yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çin sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler? Çinlilerin yemek yeme aliskanliklarinin yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandiklari anlasiliyor.Çinde eskiden yalnizca zenginler masada otururlardi. Halkin çogunlugu tabaklari ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarini tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hizla artan nüfus yüzünden yiyecek sikintisi çeken çinliler önlerindeki yiyecegi küçük parçalar halinde çogaltarak yiyorlardi. O zamanlar agaç sikintisi nedeniyle de tahta kullanimi kisitliydi. Masa kullanimi bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildisinden ve kemikten yapilirdi.
Dünyanin en çok söylenen sarkisi hangisidir? Bu sarki”Happy birthday to you” dur. Şarkinin asil kaynagi Amerika’li iki kiz kardese aittir. Orijinal adi ” Good Morning to All” yani ” hepinize günaydin”dir. Daha sonra güftesi degistirilerek bütün dünyaya yayilmistir. Fakat telif hakki kardeslere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik sirketine geçmistir. Müzik ticari amaçli kullanildigi zaman sirkete ödeme yapma zorunlulugu vardir.
Mezara niçin çiçek konulur? ilk olarak Misir Firavunu Tutamkamon’nun milattan önce 1346 da öldügünde mezarinin çiçekten tacçlarla kaplandigi saptanmistir. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yillara kadar mezara çiçek kondugu belirlenmistir. O zamanlarda bu çiçeklerin amaci iyi ruhlari çekme, kötaü ruhlari kovma amaciylaydi. Sonradan ise asil amaç cesetler çürürken çikan kokuyu kamufle etme amacini tasir. Servi agaci da bu nedenle mazarliklarda kullanilir. Agacin yapraklari rüzgari önler, kendine özgü ferah kokusu vardir. Cenaze törenherinde siyah giyinmenin amaci da mezarliklarda hayalletlerden sakinmak amaci tasimaktadir.

insanlar saatlerini niçin sol kollarina takarlar? Özel bir durum veya farkli olma düsüncesi yoksa insanlarin çogu saatlerini sol kola takar. Çünkü çogunluk sag elini kullanmaktadir ve bu kolun daha hareketli olmasi nedeniyle saatin bir yerlere çarpip zarar görme olasiligi yüksektir. Zaten saatin kurma dügmesi 3 rakaminin yanindadir. insanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çikarmadan sag elle uzattiklari sol kollarindaki saati kurabilirler.

Satrançta sah niçin o kadar pasiftir? Çünkü sah koruma altindadir. Zaten satrançta amaç sahi almaktir. O yüzden bütün taslar onu korumakla görevlidir. Vezir ise baskumandan gibi saha yardim eder. ileri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batida vezire Kraliçe adi verilmistir. Bununla Kraliçe’nin Kralin en büyük destegi oldugunu isaret etmektir. Satranç 6. yüzyilda Hindular tarafindan oynanmaya baslanmis, oradan dünyaya yayilmistir.

Bir hafta niçin 7 gündür? Babilliler 7 günlük haftayi zaman birimi olarak kullaniyorlardi. ilk çaglarda bilinen bes gezegen ile günes ve ayin sayisi nin 7 oluşu bu sayiyi gizemli ve ugurlu kiliyordu. Daha sonra dinlerde gögün 7 kat olusu ve dogadaki ana renk sayisinin 7 olusu, müzik notalarinin 7 olusu sayinin önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapisini degistirerek hafta sayisini 10 yapti ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasina geçti, o da tutulmadi. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldi.

Niçin otellerin kapilari döner kapidir? Döner kapilarin tek amaci enerji tasarrufudur. Büyük binalarin içerleri devamli olarak isitilir. Açilan normal kapidan içeri soguk hava rahatlikla girer. Eger normal kapi kullanilirsa hava degisimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalisacaktir. Özellikle çok kisinin girip çiktigi otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapi kullanilir. Döner kanatlar sicak havanin disari çikmasina, soguk havanin da içeri girmesini engeller.

Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapisirlar? Buzun erimesi için yalnizca sicaklik degil basinç da önemlidir. Daglardaki buzullarin kayma nedeni de budur. Basinçla alt tabaka erir ve kayma olusur. Bir kabin içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzlarin herbiri altindakine degdigi noktada bir basinç olusturur ve bu noktada çok küçük kisim erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçügünün birlestigi noktada tekrar donar. iki buz parçasi kaynak yapilmiscasina birbirlerine yapisir ve orada bir daha erime olmaz.

Kumaslar yikandiktan sonra niçin çeker? Aslinda kumas islaninca lifler sistiginden kumasin az biraz uzamasi gerekmektedir. Ama bükümlerin açilarindaki deformasyonun yarattigi çekme kuvveti daha fazla oldugundan sonuçta kumas boydan kisalir. Kumas yikandiktan sonra kurutuldugunda sismis lifler eski durumlarina gelirler. Ama kumas ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek isi, çalkalama, sabun hepsi kumasin çekmesini kolaylastirir. Kumas birkaç kez yikandiktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulasir ve ondan sonra yikandiginda çekmez.

Çinlilerin gözleri niçin çekiktir? Yalniz çinlilerin degil, Orta ve Güneydogu Asya’da yasayanlarin, japonlarin hatta Eskimolarin da gözleri çekiktir. Aslinda göz yapisi bütün dünyada aynidir. Farki yaratan göz kapaklaridir. Çekik gözlü diye nitelendirilen irklarda gözün üzerindeki göz kapaginin ikinci kivrimi, gözün üstüne daha çok inmistir. Bazi teorilere göre bu kivrim insanlarin gözlerini yogun kar tabakasinin, göz kamastiran isigindan korumak için bir çesit kar gözlügü gibi gelismistir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yogun kar yagmiyorsa da onlarin atalarinin buzul çaginda kuzeyde yasadiklari daha sonra güneye indikleri kanitlanmistir. Yalniz gözleri degil, burunlari da rüzgara karsi korunmak için küçülmüs, burun delikleri sogugu engellemek için daralmistir. Ciltleri de koruma amaçli olarak yaglidir. Göz kapaklari da yaglidir. Gözü ve iç tabakalarini kara ve buza karsi korur. Yani çekik gözlü degil, düsük göz kapakli, demek daha dogrudur.

insan korkunca niçin disleri birbirine vurur? Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karsilasinca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diger canlilarda oldugu gibi disler ve çene savunmanin ana mekanizmalaridir.iste bu nedenle ilk insanlardan gelen kalitimsal yapidan dolayi önce çene ve disler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki disler birbirine vuruyormus gibi görüntü verir.

Akil ile zeka arasinda fark nedir? Akil yalanla gerçegi, dogruile yanlisi ayirabilme, bir konuda düsünce yürütebilme ve görüs bildirme yetenegidir. insan olgunlastikça akli gelisir. Zeka ise bir olayi önce anlama, iliskileri kavrama, yargilama ve açiklayarak çözme yatanegidir. Genel olarak 12 yasina kadar gelisir, 20 yasina kadar sürer sonra sabit kalir. Zeka bir insanin her türlü olay karsisinda ayni yetenegi gösterebilecegi anlamina gelmez. Bir besteci müzik yapitini akliyla degil zekasiyla yaratir. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algi ve hafiza yetenegine, tutkulara, egilimlere göre farliliklar gösterir. Akil somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.

Dolunay insan davranislarini etkiler mi? insanlar arasinda bu inanç oldukça yaygindir. Eskilerin Ay’in dönemlerine bagladiklari bos bir inancin günümüze uzanan bir varsayimidir. Bilim adamlarinin yaptiklari bütün çalismalar bu görüsün bos oldugunu kanitlamistir. Ay, dünyadaki okyanuslarin gel-git denilen sularin alçalmasi ve yükselmesi olayi üzerinde dogrudan etkisi vardir. Vücudumuzdaki suyun orani , okyanuslardaki su miktariyla kiyaslanamaz. Yani Ay’in çekim gücü insani etkileseydi yalniz dolunayda degil her gün olmasi gerekirdi. Dolunayda ayin parlakligi da pek önemli bir etken degildir. Çünkü gönderdigi isik miktari Günes’in gönderdiginin 600 binde biri kadardir.
Niçin gözyasi dökeriz? Dünyadaki canlilardan sadece insan ruhsal nedenlearle aglar. insani farkli kilan bu durum süphesiz yasam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslinda gözlerimize sürekli gözyasi koruma amaçli olarak salgilanmaktadir. Fakat aglama ruhsal bir bosalmadir. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin’dir. Daha sonra yapilan deneyler sonucu görüldü ki sogan dograrken akan gözyaslarinin kimyasal yapilari farklidir. Ruhsal gözyaslari daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkin nedeni açiklanamamistir.

Üç yasindan daha önce olanlari niçin hatirlamiyoruz? Bilim adamlari geçmis deneyimlerimizi saklayan hafizamizin beynimizde aniveya öykü seklinde organize oldugunu ileri sürüyorlar. Üç yasindan küçükler bu sekilde iletisim kurma yetenegine sahip degiller.Öykü ve anilarini anlatamiyorlar. Yer ve karakter kavramlarini anlamiyorlar. Üç yasindan küçükler düzgün konusabildikleri,anlayis, sezis ve hafiza yeteneklerine sahip olduklari halde tüm olanlari bir bütün olarak sekillendiremiyor, öyküye dönüstüremiyorlar.Hafizamiz ne yaptigini ne yapildigini 3-4 yaslarinda kaydetmeye basliyor.

Develerin hörgüçlerinde ne var? Genelde hörgüçlerinde su oldugu ve uzun yolculuklarinda bu suyu kullandiklari söylenir ama dogru degildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yag bulunur. Yiyecek bulamadiklari zaman bu enerjiyle hareketlerini saglarlar ayrica yag çöl sicagina karsi koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozalari insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alirken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybini da dokularindan kaybederler, kandaki su etkilenmez.

Yumurtanin niçin bir tarafi yuvarlak, diger tarafi sivridir? Eger köseli olsalardi kenarlari dayaniklilik bakimindan çok zayif olurdu. En dayanikli geometrik sekil küredir ama bu sekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracagi belli olmaz. Yumurta yuvarlaninca düz gitmez. ince tarafi üstünde dairesel bir yol çizer. Basladigi yere yakin bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolmasi olanaksizdir. Yumurta, tavugun yumurta kanalinda küre seklindedir. ilerlemesi sirasinda arkada kalan dairesel kaslarin büzüserek hem yumurtayi ileri iterler hem de bu kismina baski yaparak konik biçimini saglarlar. Yumurtanin seklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadigindan yumurtalari küresel biçimdedir.

Kuslar nasil konusabiliyor? Her insan agziyla konusur ama konusabilmeyi saglayan asil organ beyindir. Beyinde olusan düsünceler dilimize ve dudaklarimiza aktarilir. Hayvanlar bu nedenle konusamaz. Papagan ve benzeri kuslarin yaptiklari konusma degil, mükemmel bir ses tinisi ezberi ve tekrardir. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuslarin ses organlari memeli hayvanlardan farkli olarak girtlakta degil gögüs kafeslerinn dibinde, karin boslugunun derinliklerindedir. Kuslarin dogasinda ses taklit yetenegi vardir. Dogayla içiçe yasarken diger kuslarin seslerini taklit ederek bir çesit iletisim saglarlar.

Ates böcegi nasil isik saçiyor? Aslinda bu böcegin verdigi isigin atesle de sicaklikla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adi “Soguk Isik”tir. Bu isik olayi, moleküler seviyede kimyasal bir islemdir. Bazi moleküllerin ayrisarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi isiga dönüstürebildikleridir. Ates böceginin karin bölgesindeki isik organinda bulunan guddelerden isik elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak isik vermeye yetmedigi için böcegin isik bölgesine yakin solunum organinin isik verme aninda burayi oksijenle beslemesi gerekmektedir

Kediler balik ve sütü niçin severler? Kedilerin sudan hoslanmadigi bilinir. Ama aslinda kediler çok iyi yüzerler. Hava sartlarindan dolayi ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Evkedisinin balik sevmesinin yaninda kuslara ve farelere olan düskünlügünün nedeni evcillestirilmeden önce Misir’da Nil vadisinde balik, kurbaga, küçük kus ve fareleri avlayarak yasamis olmasidir. Zaten eski Misirlilar kedilerifare avcilari oldugu için evcillestirmislerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydogu Asya’da yasayan türleri irmaklarin kenarlarinda balik avlayarak yasamaktadir. Patileriile baliklari sudan disari atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Misir’da kedi bakicilari onlari ekmek ve sütle beslemislerdir. Kedilerin süt zevkinin de Misirli bakicilarinin yarattigi beslenme aliskanligindan kaynaklanmaktadir.

Horozlar niçin sabahlari erkenden öterler? Sabah günes dogarken ötmek yalniz horozlara özgü degildir. Kulaga en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin digerlerinden daha güçlü olmasidir. Kuslarin büyük çogunlugu da ayni saatlerde agaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuslar bu ötüsü sürdürürler ama seslerinin en güçlü çiktigi zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuslarin sabah gün dogarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmistir

Evlerimizdeki sinekler kisin nereye gidiyor? Sineklerin her türü kisin ortadan kaybolur. Havalarin isinmasiyla birlikte ansizin ortaya çikarlar. Sinekler isiya karsi çok hassastir. Günes bulutun arkasina girdigi zaman olusan isi düsmesinden etkilenirler. Kis günlerinde yasama sanslari yoktur. Ölmeden önce yumurtalarini topraga veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soguktan etkilenmez. Yaz sicaklari baslayinca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler baslar.

Tükenmez kalemin dolmakalemden farki nedir? Kalemin tarihi yazininkinden de eskidir. ilk insanlar sivriltilmis çakmak taslariyla duvar resimleri yapmistir. Mürekkepli metal kalemler Romalilar tarafindan biliniyordu. Tükenmez kalem adi ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yilinda yapilmistir fakat ragbet görmemistir. Uçaklarin gelismesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çikinca hava basinci oldukça azalir. Dolmakalem mürekkebi basinç nedeniyle disari akarak kagidi ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savasi’nda askeri uçaklarda kullanilan tükenmez kalem sonradan yayginlasmistir. Tükenmez kalemlerde mürekkep kagida pirinç uçtaki yuvaya yerlestirilmis minik bir bilye araciligiyla aktarilir. Fakat dolmakalemin özelligi seçkin ve yaziyi kaliteli kilmasidir.

Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur? Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapaginin hemen altina, kasi kemige baglayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurdugu zaman bacak ileri firlar. Bu reflekste baldir kaslarindaki duyu sinirleri kasin genislemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri olusturarak kaslara hafif bir basinç uygulandigini ve gerildiklerini omuriligine iletirler. Omirilik ise bu basinca dayanabilmesi için kaslarin kasilmasi gerektigini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan dogrudan omuriligin komutlariyla gerçeklesmektedir. Diz kapagi refleksi omuriligin isleyisi konusunda bilgi veren önemli bir tani yöntemidir.

Yapistiricilar nasil yapistiriyor? Yapistiricilarin sagladigi yapisma olayi aslinda kimyasal bir reaksiyondan baska bir sey degildir. Günümüzde imalatçilar yapistiricilari sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapisma olayinda benzer veya ayri malzemeden iki madde, bir de yapiskan gerekir. Burada en önemli görev yapistiricidadir. Yapistiricinin moleküllerinin diger iki madde molekülleri ile birlesme egilimi gösterir bir yapida olmasi gerekmektedir.

Matematikte niçin (-2) ile (-2) nin çarpimi (+4) tür? Haftanin bes günü ise otobüs ile gidip geldiginizi varsayalim. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapiliyor. On milyon tutarinda on tane bilet aldiniz. Hergün gidis gelis kullandikça iki tanesi eksiliyor. Bunun esitlikteki yeri (-2) dir. Siz bu isi bes gün süresince yani 5 kez yaparsaniz (-2)x(+5)= 10 olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanin Persembe ve Cuma günlerine geldi ve tatil. Bu kez yapmaniz gerekeni yapmiyorsunuz. iki günlük 4 bileti kullanmiyorsunuz. Bu hareket, yapmaniz gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmiyorsunuz.iki kere negatif hareketi “-2” bilet üzerinde yapinca o hafta elinizde (-2)x(-2) =(+4) bilet kaliyor.

Radyonun sesi açilinca pil daha çabuk mu biter? Pille çalisan portatif radyolarda sesin yüksekligi pilin ömrünü etkiler. Radyo açik, sesi kapali durumu ile sesin sonuna kadar açik durumu arasindaki fark pillerin ömürlerinin kisalmasina neden olur. Ses sonuna kadar açildiginda pillerden çekilen akim yüzde 30 artmaktadir. Bu durum, küçügünden büyügüne, pille çalisan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynidir.

Termos nasil sicagi sicak, sogugu soguk tutuyor? Tek nedeni vardir, vakum.Yani bosluk.Bir termosta içiçe geçmis iki kap vardir.Distaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam sisedir.ikisinin arasindaki hava ise bosaltilmistir.Tam olmasa da üreticiler tarafindan elde edilebilen tama yakin bir bosluk vardir.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de ilmadigindan isi iletilemez.Cismin isisi baslangiçta ne ise o halde kalir.içerden disariya, disardan içeriye isi geçisi olmaz.Böylece termosa konan sivi sicaksa sicak, soguksa soguk kalir.

İmdat çagrisi S.O.S ‘in anlami nedir? Çok kisi “Save our Ship” gemimizi kurtar; “Save our Soul” ruhumuzu kurtar; “Stop Other Signals” diger sinyalleri sözcüklerinin kisaltilmisi sanir. Oysa hiçbiri degildir. Tamamen telgraf zamanindan kalma mors alfabesiyle ilgilidir. imdat çagrisinin çok kolay akilda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik