Habeler, haber
DOLAR
5,303 / %-0,10
EURO
6,064 / %0,04
ALTIN
212,95 / %0,00
BİST
93.699 / %0,00
Parçalı Bulutlu
İstanbul: Parçalı Bulutlu
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

Eğitimde İstanbul’un kara tablosu

Eğitimde İstanbul’un kara tablosu
Eklenme : 17 Temmuz 2009 14:39    Güncelleme : 20 Ocak 2016 13:26    Okunma : 1331

Bir öğrencisini bile üniversiteye gönderemeyen liseler var.

egitim-istanbull

Öğrencilerinin tamamına yakınını üniversiteye yerleştiren başarılı okullarla bir öğrencisini bile üniversiteye gönderemeyen liselere sahip olan İstanbul’un durumu, eğitimdeki çarpıklığı ve göçün olumsuz etkisini ortaya koydu.

2010 Kültür Başkenti İstanbul, 2009 ÖSS sıralamasında Siirt, Batman ve Diyarbakır gibi olanakları kısıtlı birçok ilin gerisinde kaldı. Özellikle göçün şekillendirdiği ilçelerde başarı oranı zengin ve orta sınıfın yaşadığı ilçelerin oldukça gerisinde kaldı.

Düz liselerin büyük başarısızlığına kalabalık sınıflar ve öğretmen açığı nedeniyle boş geçen dersler de eklenince İstanbul eğitimde sınıfta kaldı. Öğrencilerinin tamamına yakınını üniversiteye yerleştiren başarılı okullar ile bir öğrencisini bile üniversiteye gönderemeyen liselerin aynı kentte bulunması da eğitimdeki uçurumu ortaya koydu.

Sonuçlar ürkütücü

İstanbul, Ortaöğretim Kurumları Sınavı’nda (OKS) 2008 yılında 52’nci sırada yer aldı. OKS’nin kaldırılıp yerine Ortaöğretime Geçiş Sistemi’nin (OGES) getirilmesinin ardından yapılan Seviye Belirleme Sınavı’nda İstanbul bu kez 60’ıncı olabildi. İstanbul 2009’da ÖSS’de eşit ağırlık türünde 64’üncü, sözel puan türünde ise 68’inci sırada yer aldı.

840 liseden 129 bin 839 öğrencinin başvurduğu 2007 ÖSS’de sınava giren 118 bin 43 öğrencinin sadece 14 bin 140’ı 4 yıllık lisans programına yerleşti. 4 yılık bir programa yerleşme oranı yüzde 11.98’de kalan kentte 4 yıla geçiş nedeniyle liselerin büyük ölçüde mezun vermediği geçen yıl bu oran yüzde 40’a çıktı.

60 kişilik sınıflar

Kentteki öğrencilerin üniversiteli olabilme oranının düşüklüğünde, göç nedeniyle büyük yoğunluk yaşayan kenar mahallelerdeki okulların kalabalık sınıfları önemli rol oynuyor. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün verilerine göre, ilköğretimde bir sınıfta ortalama 47, ortaöğretimde ise 36 öğrenci öğrenim görüyor. Sultanbeyli, Gaziosmanpaşa ve Bağcılar gibi göç alan ilçelerde ise sınıflarda 58-60 öğrenci bulunuyor.

Göç aynı şekilde devam ettiği takdirde, bu oranı aynı seviyede tutabilmek için her yıl 1500 derslik yapmak gerekiyor. İyileştirme içinse her yıl 30 derslikli 100 okul yapılmasına ihtiyaç duyuluyor.

Bir diğer sorun ise boş geçen dersler. Türk Eğitim – Sen’e göre, İstanbul’da 33 bin öğretmen açığı bulunuyor.

Varoşlar geride kaldı

Batman, Bitlis ve Diyarbakır gibi olanakları kısıtlı birçok kentin gerisinde kalan “Kültür Başkenti”nde üniversitelerin 4 yıllık bölümlerine giren öğrencilerin büyük çoğunluğu varlıklı ve orta sınıfın yaşadığı bölgelerin öğrencileri. ÖSS 2008 yılı sonuçları da bu durumu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Adalar, Beşiktaş, Beyoğlu ve Büyükçekmece’den sınava giren öğrencilerin yüzde 60’ı 4 yıllık lisans programını kazanırken, Sancaktepe’den sınava katılan öğrencilerin sadece 15.1’i, Sultanbeyli’deki öğrencilerin de 20.96’sı 4 yıllık bir bölüme girebildi.

2 ay boş geçen dersler var

İstatistiklere yansıyan gelir dağılımının yanı sıra kentin başarısının düşmesinde pek çok etken daha rol oynuyor. Bu nedenleri en iyi bilenler, ÖSS’ye giren yüzlerce öğrencisinden hiçbiri 4 yıllık bir bölümü kazanamayan okulların yöneticileri. Gecekondu mahallesi olarak adlandırılan bir bölgede eğitim veren bir lisenin yöneticisi şunları söylüyor:

“Sorun ilköğretimde başlıyor. Okuma yazmayı tam öğrenmeden liseye kayıt yaptıran öğrenciler var. Bizde de bu durumda 10’dan fazla öğrenci bulunuyor. Kelimeleri yazarken yanlışlık yapıyorlar. Hem ilköğretim hem de lisede öğretmen eksiklikleri var. Öğretmen geliyor ara dönemde tayini çıkıyor. Bir öğrencinin 2 ay boyunca derslerinin boş geçtiği oluyor. Sayısaldaki öğrenci 1 senede 3 tane fizik öğretmeni değiştiriyor. Ayrıca ailelerin eğitim durumu, okulun fiziki imkanları ve sınıf mevcutları da başarıda etkili.”

5 cümle yazamıyorlar

Kendi çıtalarının şimdilik 3-5 öğrenciyi üniversiteli yapmak olduğunu kaydeden okul yöneticisi, “Sene başında okullar üniversite için hedef koyarlar. Biz kalkıp ‘yüzde 70-80 başarı elde edeceğiz’ diyemeyiz. Biz şimdilik lisans programını kazanan 3-5 öğrencimizin kırılma noktası olacağını, arkadaki öğrencilere de örnek olacağını düşünüyoruz” dedi.

Yine geçmiş yıllarda sıfır çekmesiyle gündeme gelen okulardan bir diğerinin yöneticisi de 2007 yılında mezun olması gereken öğrencilerin yüzde 60’ının halen okuldan mezun olamadığını anlattı. Bu öğrencilerden birçoğunun 20-30 dersi vermesi gerektiğini kaydeden yönetici, şunları söyledi:

“Bu öğrenci bir üst sınıfa geçsin düşüncesinin bir ürünüydü. Okuma yazmada zorlanan, 5 cümlelik kompozisyon yazamayan öğrenciler vardı. İlköğretimde başlayan sıkıntı ÖSS’ye kadar yansıyor. Seçilmiş öğrenciler Anadolu liselerine gidince genel liselerde eğitim gören öğrencilerin yüzde 20-30’unun üniversiteye girmesi başarı oluyor. Branş derslerinde kadrolu öğretmen bulunamıyor, geçici öğretmenlerle boşluk doldurulmaya çalışılıyor.”

Yıllara göre liselerin durumu

1985-1986
Okul sayısı 88
Öğrenci 89.842
Derslik 190

1991-1992
Okul sayısı 228
Öğrenci 158.664
Öğretmen 9.897

2008-2009
Okul sayısı 580
Öğrenci 325.976
Öğretmen 17.251
Derslik 10.719

İstanbul’un nüfusu

1985 sayımı: 5 milyon 842 bin 985
1990 sayımı: 7 milyon 195 bin 773
1997 sayımı: 8 milyon 506 bin 026
2007 sayımı: 12 milyon 697 bin 164

Son 3 yılda ÖSS’de sıfır çeken düz liselerden bazıları

2008: Mehmet Akif Ersoy Lisesi, Bağcılar Orhangazi Lisesi, Bahçelievler Kocasinan Lisesi, Bahçelievler Necip Fazıl Kısakürek Lisesi, Fatih Kocamustafapaşa Lisesi
2007: Tuzla Yunus Emre Lisesi, Eyüp Refhan Tümer Lisesi
2006: Pendik Tarık Buğra Lisesi, Hadımköy Örfi Çetinkaya Lisesi, Tuzla Yunus Emre Lisesi.

Başarısızlığın nedenlerini bulacağım

İstanbul’daki tabloyu değerlendiren İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, şöyle konuştu:

“Başarısızlığın pek çok sebebi var. Ezberci eğitimden katılımcı eğitime geçişte sorun yaşanıyor. Müfredat yeni değişti, bu müfredattan öğretmenlerimizin ailelerin ve idarecilerin pek çoğunun haberi yok. İlgisiz duruyorlar. Geçen seneye nazaran İstanbul başarılı ama bu başarı yeterli mi, yeterli değil.
İstanbul çok daha başarılı olmalı. Bunun sebeplerini tespit ettik. Çocukları mutlak suretle ortaöğretimde branşlaşmaya götürmem lazım. İlçe milli eğitim müdürlerine rapor hazırlamaları için talimat verdim. Avrupa’daki başkent eğitim müdürlerini İstanbul’a davet ettik. Eğitim sistemini tartışacağız. Bu 1 günde değişecek bir şey değil. Yılların verdiği bir tembellik.

‘Sıfırcıların evine gideceğim’

Çocuk katsayı sendromunda kendini rahatlatamıyor. Kontenjanlar artırıldı, bu rahatlık getiriyor. Merkezi sistemde imtihan yapılacağına, her üniversite kendi imtihanını yapsın. Ailelerin de baskısı var. Aileler de illa çocuklarının üniversiteli olmasını istiyor. Diplomalı işsiz yerine aranan eleman yetiştirmeyi ben daha fazla yeğliyorum.

‘Öğretmenlerin de suçu var’

Başarısızlığın nedenlerini ben İstanbul için mutlak suretle bulacağım. Öğretmen ve idarecilerimizin de suçu var bu başarısızlıkta. Ben bunun çalışmalarını yapıyorum. Öğrencilerle de görüşeceğim. İstanbul’da sıfır çeken kaç tane öğrenci varsa ben bunların evlerine de gideceğim, aileleriyle de görüşeceğim. Mezun olduğu okullarla da görüşeceğim.”

Alaaddin Dinçer:
Sistemin çivisi çıktı

Eğitim-Sen eski Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, sınıf mevcudu ve imkânlar açısından ilçeler arasında farklılıklar ve eşitsizlikler olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Üsküdar’da öğretmenlik yapıyorum, sınıf mevcudu 45. Kadıköy ilçesi ile Ümraniye arasında ciddi bir eşitsizlik var.
Ümraniye ile Gaziosmanpaşa ve Sultanbeyli arasında parallelik var. Gelir grupları arasındaki büyük dengesizlikler ve uçurumlar çocuğun başarısına doğrudan yansıyor. Bir başka neden de öğretmen eksikliği. Özellikle kenar semtlerdeki bazı okullarda ücretli öğretmen sayıları kadrolu öğretmenleri aşıyor. Okulların altyapı ve donanım eksikliği çok.”
ÖSS sonuçlarıyla sistemin çivisinin çıktığının alenen ortaya çıktığını belirten Dinçer, “Bu sistem tepeden tırnağa ele alınmalı çünkü bu sistem çöktü” dedi.

Prof. Özcan: Sorular zordu

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ÖSS’de 30 bin adayın sıfır almasını “Sınavdaki soruların zorluğuyla alakalı bir şey. Zaman zaman dengeyi kaçırabiliyorsunuz” diye değerlendirdi. Prof. Özcan, Mardin Erdoba Oteli’nde düzenlenen YÖK Koordinasyon Toplantısı’nın açılışında, gazetecilerin, sorularını yanıtladı.
ÖSS’de bu yıl sıfır çeken öğrenci sayısının 30 bin olmasının, çok farklı bir durum olmadığını söyleyen Özcan, “Son 10 senenin istatistiklerine baktık. Sorulara hiç cevap vermeyenlerin oranı yüzde 2 ile 3 arasında değişiyor. Ben de başta ’ortaöğretimin bir zafiyeti’ diye yorumlamıştım. Bence hiç öyle görünmüyor. Sınavdaki soruların zorluğuyla alakalı bir şey. Zaman zaman dengeyi kaçırabiliyorsunuz. Soru yazmak zor bir şeydir” dedi.



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik