Habeler, haber
DOLAR
5,476 / %0,00
EURO
6,219 / %0,02
ALTIN
230,86 / %0,00
BİST
104.862 / %0,26
Güneşli
İstanbul: Güneşli
14°
  • NAMAZ
    VAKİTLERİ
  • HAVA DURUMU
  • ÜYELİK GİRİŞİ

Dershaneler kapatılacak mı son durum-başbakan-fethullah gülen-cemaat-siyasetçilerin-yazarların yorumları-tepkileri

Dershaneler kapatılacak mı son durum-başbakan-fethullah gülen-cemaat-siyasetçilerin-yazarların yorumları-tepkileri
Eklenme : 19 Kasım 2013 2:14    Güncelleme : 19 Kasım 2013 2:16    Okunma : 1047

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), dershanelerin 2014yılından itibaren kaldırılmasının ardından,üniversiteye giriş sistemini de değiştirecek. 2015yılında, YGS-LYS ikili sınavlarından YGS kaldırılacak

Dershanelerin kapatılması tartışması devam ederken Milli Eğitim Bakanlığı, dershanelere gerek kalmayacak sınav sistemi üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. MEB, TÜBİTAK, YÖK ve ÖSYM’nin yürüttüğü çalışma kapsamında üniversiteye giriş sistemi de 2 yıl içinde değiştirilecek.

 2 ayda bir sınav

Çalışmalar 2014 yılı ortalarında netleştirilecek. Çalışmaya göre, üniversiteye girişte ikili uygulanan YGS ve LYS’den YGS 2015 yılında son kez yapılacak ve kaldırılacak. Çalışmalar kapsamında 2015 yılında YGS’nin yapılmaması da değerlendiriliyor. YGS yerine “LYS” yapılacak. Ancak tek sınav olarak “LYS”nin formatı değiştirilecek. Çalışmalarda ele alınan ilk modele göre öğrencilerdeki “tek sınav sıkıntısını” yok etmek amacıyla 2 ay aralıklarla toplam 5 dersten sınav uygulanacak ve öğrenci en yüksek notu aldığı sınav ile üniversiteye başvurusunu yapabilecek.

Yıl sonu yazılıları

Yine çalışmalarda ele alınan ikinci modele göre de, lisede her yıl öğrenci sene sonu yazılılara girecek. Lise 1,2,3 ve 4. sınıflarda merkezi yazılılara girecek öğrencilerin ders durumları da ölçülecek ve çıkan puana göre öğrenciler üniversiteleri tercih edebilecek. Model hayata geçirilirse liselerde, Matematik, Geometri, Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih, Coğrafya gibi derslerin yazılıları merkezi olarak yapılacak. Her öğrencinin aldığı puan bir merkezde depolanacak.Sınavlarda çoktan seçmeli testlerin yanında kısa açık uçlu sorular da sorulacak. Fen-Edebiyat fakültelerindeki bazı bölümler gibi tam olarak bir mesleğe yönelik olmayan bölümler için taban puanlar kaldırılacak ve isteyen öğrenci kayıt yaptıracak. Özellikle işletme, bazı mühendislikler gibi alanlarda fakülteler öğrencilerini kendileri seçebilecek.Öğrencilerin ders dışı aktiviteleri ve katıldıkları etkinliklerdeki başarıları da bir puanlama sistemiyle öğrencinin dosyasına işlenecek. Bu puanlar üniversitelere başvurularda esas alınacak.Kapısında yığılma olan ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe, İTÜ, Ankara gibi üniversiteler için ise sene içi sınavlardan alınan notları da hesaba katan yeni bir seçme sınavı yapılması da çalışmalar kapsamında değerlendiriliyor.

‘Para cezası yok, isteyen gönderir’

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, dershaneleri cebren kapatmayacaklarını, MEB’in garantisi altında olmayan bir yere vatandaşın çocuğunu göndermek istemesi durumunda buna engel olmayacaklarını, yazıldığı gibi bir para cezasının söz konusu olmadığını söyledi. Tekin, “Vatandaşlar Milli Eğitim Bakanlığı’nın garantisi altında olmayan, denetlenmeyen, hizmet kalitesi ölçülmeyen bir birime çocuğunu göndermek istiyorsa, çocuklarınızı nereye gönderdiğinizle ilgili kimse karışmayacak. Kimseye para cezası uygulamak gibi bir şey yok.”

genc-bakis-abbas-guclu-kanal-d-izleABBAS GÜÇLÜ

Abbas Güçlü: Dershaneler kapatılırsa öğrenciler sokağa itilir.Milliyet Gazetesi yazarı Abbas Güçlü, dershaneler kapatılırsa 100 binlerce öğrencinin sokağa itileceğini söyledi. Güçlü, “Bu, sadece işsiz sayısını artırmaz, farklı noktalara kaymalarına da davetiye çıkartabilir.” dedi.

Abbas Güçlü, dershanelerin kapatılmak istenmesiyle ilgili tartışmaları ‘Dershane fırtınası’ başlığıyla köşesine taşıdı.Olayın siyasi boyutunun siyasetçiler tarafından tartışıldığını belirten Güçlü, asıl önemli olanın pedagojik yönü olduğunu belirtti. Güçlü, “Ne yazık ki, neredeyse hiç kimse öğrenciye, öğretmene, veliye mikrofon uzatmıyor. Oysa en çok etkilenen onlar! Dershaneler kapanır mı? Kapanacaklarını hiç sanmıyoruz, bunu defalarca dile getirdik. İstense de kapatılamadıkları defalarca görüldü. Yine öyle olacak. Ama götürüsü, getirisi hep tartışılmaya devam edecek. Dershanelerin varoluş nedenleri ortadan kalkmadığı gibi daha da bağımlı hale gelmeleri için her şey yapılıyor. Yapanların en başında da MEB ve YÖK geliyor. Çünkü sınavları ortadan kaldıracaklarına sürekli olarak yenilerini getiriyorlar.” ifadelerini kullandı.

“Sınavların eğitime verdiği zararı, hiç kimse vermiyor.” diyen Güçlü, “Eğitimin temel amacı her yönüyle, iyi ve donanımlı insan yetiştirmek. Oysa sınavlarda tek amaç var; o da yüksek puan. Eğer herhangi bir dersten ya da kazanılmış davranıştan, puan kazanamıyorsanız, bu öğrencinin umurunda değil. Eğitimi, sınavlara endeksli olmaktan kurtarmadığımız sürece, dershanelerin kapanması mümkün değil.” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Dershaneleri sadece sınavlara öğrenci hazırlayan kurular olarak görmenin yanlışların en büyüğü olduğunu belirten Güçlü,”Çünkü dershaneler okulların sağlayamadığı sosyal ortamı sundukları için öğrencilerin tercih nedeni. Aynı kursun çok daha iyisini okulda verseniz bile yine öğrenci dershaneye gitmek isteyecektir. Ayrıca, dershaneler kapatılırsa 100 binlerce öğrenci sokağa itilmiş olur ki bu da sadece işsiz sayısını artırmaz, farklı noktalara kaymalarına da davetiye çıkartabilir.” diyerek görüşlerini dile getirdi.Güçlü, yazısını, “O kadar çok sınav var ki biz sadece Anadolu liseleri ve üniversiteye girişi tartışıyoruz. Peki KPSS, ALES, TUS, YDS ve diğerleri ne olacak? KPSS’de müzik öğretmenine matematik sorusu sorar, LYS’de de meslek lisesi mezunlarına görmedikleri derslerden soru yöneltirseniz, bu açıklarını gidip nerede kapatacaklar? Dershaneleri kapatmak isteyenlerle, o sistemi besleyenlerin aynı kişiler olması sizce de tezat değil mi?” sözleriyle noktaladı.

milliyet

177346_fethullah-gulen-hocaefendiFETHULLAH GÜLEN

Gülen’den sabır çağrısı

Dershanelerin kapatılmasını öngören yasa taslağına ilişkin ilk değerlendirmesinde darbe dönemlerini hatırlatan Fethullah Gülen, son açıklamasında sabır tavsiyesinde bulundu.‘Fırtınalı dönemlerde istikâmet, sabır ve hâcet namazı’ başlığıyla internet sitesinde yayınlanan konuşmasında Gülen, “Yollarımız daraltılsa da biz başkalarına karşı yol daraltmasına kalkmamalıyız. Mızraklara karşı iğne bile kullanmamaya karar vermeliyiz” dedi. Bir önceki açıklamasında “Firavun aleyhinizdeyse doğru yoldasınız demektir” diyen Gülen, bu kez “Çevrenizdeki insanlar Nemrut değil, Firavun değil. Hele secde eden insanlarsa onlara karşı bize düşen şey saygılı olmak ve cennete beraber girme dilek ve temennisinde bulunmaktır” ifadelerini kullandı.

Gülen, en son açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

MUHALİF RÜZGARLAR ESEBİLİR

‘Muhalif rüzgarlar esebilir, çok defa insanları önüne katıp savurabilir. Karakter bakımından zayıf insanlar belli çıkarlar, belli menfaatler mülahazasında hep savrulabilirler. Olup biten bu şeyler karşısında kat’iyen sarsılmama, ye’se kapılmama ve ezilmeme mü’minin şiarı olmalıdır

BAZEN BİR FİRAVUNDAN, BAZEN BİR NEMRUT’TAN GELEBİLİR

Fırtınalar hiçbir zaman dinmemiştir; kan seylapları hiçbir zaman durmamıştır; insanların köpüren nefretleri ve kinleri hiçbir zaman dinme bilmemiştir. Bazen bir tirandan gelebilir, bazen bir firavundan gelebilir, bazen bir nemruttan gelebilir, bazen bir Sezar’dan gelebilir, bazen de yanınızda sizinle beraber namaz kılan birisinden gelebilir. Aynı namazı kıldığınız halde namazın içerisinde bir çelme yiyebilirsiniz. Bütün bunlar karşısında duygu ve düşünce açısından sarsılmamak için Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak lazım.

MINCIKLAYACAKLAR, ÖNÜNÜZÜ KESECEKLER

Mıncıklayacaklar, çuvaldız saplayacaklar, önünüzü kesecekler, gittiğiniz yere gitmenizi istemeyecekler; bazen küfür kaynaklı olacak, bazen haset kaynaklı olacak, bazen hazımsızlık kaynaklı olacak. Bunlar insan ruhunda öyle marazlardır ki, dimağa musallat olmuş öyle virüslerdir ki, nöronları sarmış öyle rahatsızlıklardır ki, tımarhanelerde dahi tedavisi kâbil değildir. Gelin siz de -Allah aşkına- delice hareket eden bu insanlara küsmeyin, gönül koymayın, hatta Allah’a havale etme gibi şeylere bile gitmeyin.

İNCİNSEK DE İNCİTMEMELİYİZ

Değil çuvaldızlara karşı, mızraklara karşı bile iğne kullanmamaya karar vermeliyiz. İğne kullanmama kararlılığı içinde olmalıyız. İncinsek de incitmemeliyiz, kırılsak da kırmamalıyız. Yollarımız daraltılsa da biz başkalarına karşı yol daraltmasına kalkmamalıyız.

CİVANMERTÇE DAVRANMAK LAZIM

Sana çuvaldız batırmıyorlarsa, “Onlara iğneyle mukabelede bulunmadım!” demenin bir kıymeti yok. Esas, incitene karşı, rencide edene karşı, oturup kalkıp sizin için kötülük planlayana karşı, yalan diyene karşı ‘yalan’ deme nezaketsizliğine girmeyecek kadar civanmertçe davranmak lazım.

KARŞINIZDAKİ İNSANLAR FİRAVUN DEĞİL, DELİ TEKE HİTLER DEĞİL…

Allah Teâlâ, Hazreti Musa ve Hazreti Harun’u (aleyhimesselam), Firavun’a gönderirken, “Yumuşak sözle ona hitapta bulunun, yumuşak bir halle davranın, yumuşak bir düşünceyle karşısına çıkın, incitmeyen sözlerle diyeceğinizi ona deyin” (Tâ hâ, 20/44) buyuruyor. Sizin karşınızdaki insanlar Nemrut değil, Firavun değil, Sezar değil, İskender değil, Napolyon değil, deli teke Hitler değil… Hele başları yerde secde eden insanlarsa, onlara karşı bize düşen şey hep saygılı olmak, hep takdir etmek, hep tebcille yâd etmek ve Cennetü’l-Firdevs’e beraber girme dilek ve temennisinde bulunmaktır.

HACET DUASINI OKUDUM BU ŞİDDETLİ FIRTINALAR KARŞISINDA

Başımı yere koyduğumda, secdelerimde, hep hâcet duasını okudum bu üzerimize gelen şiddetli fırtınalar karşısında. Bizim emeğimiz bunun içinde onda birdir, belki de hiç yoktur. Şimdiye kadar bu meseleye emek veren ne kahramanlar, bir asırdan beri adeta baldıran zehiri yudumlayarak bu meseleyi götüren, zindanlarda ömür tüketen insanlar, dünyada zevk sefa yüzü görmeyen insanlar, memleket memleket sürgüne gönderilen insanlar, hapishanelerde tecride maruz kalan insanlar, defaatle zehirlenen insanlar, “bu da vatan evladıdır” denmeyen insanlar… Bu işin içinde bütün bu insanların emeği vardır.. ve bu emekle meydana gelen şey hep sizin omuzunuzda bir emanettir. “Allahım bu bir emanettir, bize ait de değildir, bize muvakkaten yüklediler bunu. Senin emn u emânın bu işin eskortudur; o olmazsa biz bunu götüremeyiz, bunu Sana teslim ediyoruz Allahım!”

BAZI MİYOPLAR, MALİKANELERDE YAŞIYOR OLABİLİRLER

Yeminle söylüyorum size; bu meselenin onda birine zarar vermektense, bir günde on defa ölmeye razıyım; on defa Azrail gelsin, öldürsün beni; bir daha dirileyim, bir daha öldürsün.. yemin edebilirim bu mevzuda; çünkü dünya ile zerre kadar alakam olmadı. Bazı miyoplar, mâlikanelerde yaşıyor diyebilirler. Ne yapalım şaşı baktığından dolayı yanlış görebilir. İbrahim Hakkı Hazretleri “Ağvere olma yakın ki sana eğri bakar” diyor. Ağver Allah’a da eğri bakar, peygambere de eğri bakar, dine de eğri bakar; sadece kendisine doğru bakar, o da kendini doğru görür mü görmez mi?!

MUSİBETLERE KARŞI SABIR

Sabredilen konular itibarıyla sabır çeşit çeşittir; ibadetlere devam hususunda sabır, günahlara girmeme mevzuunda sabır ve musibetlere karşı sabır en çok bilinen sabır çeşitleridir Zaman isteyen ve bir vakte bağlı cereyan eden işlerde, “zamanın çıldırtıcılığına karşı sabır” söz konusudur.

fft64_mf1477187MUSTAFA SARIGÜL

Sarıgül: Dershaneler büyük bir ihtiyaçtır

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde partililere seslendi. Sarıgül’ü İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı karşıladı.

İl binası önündeki partililere seslenen Sarıgül, “Çarşamba günü akşam Bismillah diyoruz. Esenler ve Bağcılar’dan Bismillah diyoruz. CHP’nin kadın kollarının güçlü ruhunu, çalışma azmini daha da ön plana çıkaracağız. Çalmadığımız kapı, sıkmadığımız el kalmayacak. Herkesle omuz omuza olacağız. Buradan yükselen ses, kimin sesi biliyor musunuz, benim sizin değil, bu ses bizi burada konuşturan ses geçmişini inkar eden haramzadedir. Bu ses önce Allah’ımın sesi daha sonra bu ses Bülent Ecevitlerin, İsmet İnönü’nün sesi, Mustafa Kemal Atatürk ’ün sesi.” ifadelerini kullandı.

“DERSHANELER EĞİTİM YETERSİZLİĞİNDEN VAR”
Dersanelerin kapatılacağı açıklamalarına da değinen Sarıgül, “Gündemde dershane var. Sanki yurttaşlarımız evlatlarını götürüp para ödemeye çok meraklı. Dershaneler eğitim yetersizliğinden var. Dershaneler ne zaman kalkar, bütün okullara laboratuvarlar yaparsan, öğretmenlerimizin ekonomik koşullarını iyileştirirsen. Okulda evlatlarımız yeteri kadar eğitim alsa, o çocuklar okuldan çıktıktan sonra bir de dershaneye neden gönderelim. Dershaneler büyük bir ihtiyaçtır. Dershaneler paran var mı, plan var mı diye sormuyorlar. Hayır sever vatandaşlarımız yardımda bulunuyor. Hizmetleri siyasi nedenlerden dolayı kesme mantığını doğru bulmuyorum.” ifadelerini kullandı.

“SEÇİME 4 AY KALA BARZANİ’Yİ KABUL EDİYORSUN, YUTMAZLAR”
Nusaybin’de Suriye sınırına yapılan duvar ve Barzani’nin Türkiye ziyareti konusuna da değinen Sarıgül şunları söyledi:

Suriye sınırında Nusaybin ile Kamışlıyı birbirinden ayıran duvar inşaatı devam ediyor. Çin Seddi de yapıldı ama hiçbir işe yaramadı. Şu an turistler tarafından geziliyor. Berlin duvarı vardı, onu da demokrasi yıktı kaldırdı. Duvarları iktidarın gücüyle çekebilirsiniz, oradan rüzgarlar geçer, onları kesemezsiniz. Ankara ’daki iktidara sesleniyorum. Seçim öncesi Kürt yurttaşlarımızı istismar edecek ayak oyunlarını bırak. Barzani yıllardır orada yaşıyor. 13 yıldır oradasın. Seçime 4 ay kala Barzani’yi kabul ediyorsun, yutmazlar. (cihan)

101431CÜNEYT ÖZDEMİR

‘Dershaneler Meydan Savaşı’nın perde arkası

Bugün dershanelerin kapatılması ile ilgili kopan kavganın bir geçmişi bir de geleceği var. Gelin görün ki bu öyle bir kavga ki neredeyse tamamen paralel evrende gelişiyor. Kapalı kapılar ardında güç savaşları oynanıyor. Meydan okumalar, cezalandırmalar farklı bir dilde seyrediyor. Birisi bütün bu olan biteni görüp açıktan söyleyince her iki taraf da kulaklarını kapatıp duymak istemiyor. Hatta bir araya gelip bu sefer söyleyene yükleniyorlar: Fitneci, fitneci, fitneci…

Gelin görün ki mızrak çuvala sığmıyor. Bu kavganın geçmişi, geleceğinin çok daha farklı bir yere gideceğini gösteriyor.

Geçen yıllarda aslında normal şartlarda birbirlerinden pek hazzetmeyen iki güç aynı ideal için birleşti. Ak Parti ve Cemaat, Türkiye’yi yöneten bir koalisyon oluşturdu. (Şimdi ‘birbirinden hazzetmemesi’ meselesine takılabilirsiniz. Bunun için Ak Parti kadrolarının yetiştiği İslami iklim ile Fethullah Gülen’in var olduğu İslami kültürü bilmek çok önemli. Zira bu iki ayrı kol dışarıdan bakıldığında aynı gibi algılansa da farklı temellerde hayat bulmuş, büyümüş ve gelişmiş iki ayrı İslami anlayışın sonucu. Bu ayrı bir yazı konusu, şimdilik sadece bir dipnot şeklinde bunu hatırlatıp devam edelim.)

Bu iki güç ki birisi siyasi parti diğeri ise siyasi partiler kadar iyi örgütlenmiş ama hiçbir zaman siyasi parti kurmayı düşünmeyen Gülen Cemaati beraber hareket etmeye karar kıldılar. Bunu da saklamadılar. Seçimler sonucunda devletin farklı makamlarında kadrolarını yerleştirdiler. Yasaları, yönetmelikleri değiştirip ideallerindeki Türkiye’yi yaratmak için yola koyuldular. İlk hedef askeri vesayetin kalkması, Türkiye’nin AB’ye girmesi, daha demokratik bir anayasaya sahip olmak, hukukta sözlerini dinletebilmek, bürokratik oligarşiden kurtulabilmekti. Nitekim bu saydıklarımı ve daha fazlasını tek tek hayata geçirmeye başladılar.

Ancak bir süre sonra bu güç paylaşımında problem çıkmaya başladı. Bu problemin en önemli nedeni Ak Parti ile ‘Cemaat’in hedeflerinin ya da dünya tezahürlerinin çelişmesinden kaynaklanıyordu. Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolünden gelecekteki demokrasisine, Mavi Marmara’dan Kürt sorununun nasıl çözüleceğine kadar iki güç arasında pek çok farklılıklar ortaya çıkmaya başladı. Bunların hiçbiri kamuoyu önünde tartışılmadı. Hepsi halının altına itiliyormuş gibi yapıldı. Durum her seferinde idare edildi…

Karşılıklı gönül almalar ile durum büyütülmedi. Taa ki 7 Şubat MİT krizine kadar. O güne kadar koalisyon görüş ayrılığı da olsa bir şekilde devam ediyordu ancak MİT Müsteşarı’nın ifade vermeye çağrılmasını AK Parti, Cemaat’in AK Parti’ye hatta Başbakan Erdoğan’ın deyişi ile bizzat ‘kendisine’ bir tehdit olarak algıladı. Vazo aslında işte bu noktada Ak Parti için kırıldı. Hemen bir adım atılmasa da ayrılık zamana yayıldı…

AK Parti yavaş yavaş Cemaat’i devletin içinden ayıklayan atamalara girişti. Emniyet içinde kritik noktalardaki isimler kızağa çekildi. Yargıya dokunul(a)madı, kimi kurumlarda neredeyse isim isim belirlemeler yapıldı. Ve son gelinen nokta dershaneler oldu.Kuşkusuz Cemaat’in eğitim konusunda dünya çapında bir başarısı varsa bunu biraz da dershanelerdeki başarılarına borçlu. Hükümet şimdi tüm sistemi değiştirip dershaneleri kapatmayı gündeme getirirken Cemaat’in bu kadar ses çıkartmasını da buna bağlayabilirsiniz. Cemaat’e mensup politikacılar aydınlar, gazeteciler buna itiraz ediyorlar, hükümeti savunan benzer isimler ise “Yok öyle bir şey, nereden çıkarttınız” diyerek durumu geçiştirmeye çalışıyorlar. Hükümet için yeni bir şey yok. Ak Parti’de vazo MİT krizi ile kırılmıştı. Cemaat ise bugüne kadar “Biz vazoyu kırmayacağız” diyordu. Görünen o ki vazo Cemaat için de kırıldı.

Peki ama neden?

Sonuçta dershaneler kapatılsa da cemaat istedikten sonra farklı şekilde eğitim çalışmalarına devam edebilir. Nitekim bunu cemaate yakın yazarlar da belirtiyor. Peki o zaman kopan bu kavga, manşetlerdeki öfke, sosyal medyada adam adama markajlar nereden kaynaklanıyor? AK Parti-cemaat ilişkilerini değerlendirirken bazen kimi kritik gelişmelerden kamuoyunun çok geç haberdar olduğunu biliyoruz. Yani her iki taraf bambaşka bir şeyin kavgasını verirken dışarıdan baktığınızda siz kendinizi bambaşka bir şeyi konuşurken bulabiliyorsunuz. Dershaneler kavgasında kopartılan bu fırtınada da böyle bir durum oluştuğunu söylersek yanılmayız.

Görünen o ki şu anda ikili arasındaki çekişmede kritik bir eşiğe gelinmiş durumda. Dershaneler konusu hayata geçirilirse bu kritik eşik aşılacak demektir. Yakın geçmişti Ak Parti ve cemaati birleştiren en önemli somut tehdit Ergenekon davası ile gündeme gelen ‘Ak Parti’yi ve cemaati bitirme planı’ydı. Görünen o ki planlar değişmiş. Bu kavganın geleceğini belirleyen tarafların kafasındaki yeni planlar olacak.Ve elbette o planların ne kadarını hayata geçirebilecekleri! Dipnot: Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı Basın Sözcüsü Hüseyin Baştürk aradı ve önceki gün yazımda il Başkanı Aziz Babuşçu’nun bir konuşmasından alıntıladığım kısımdaki sözlerin Sayın Babuşçu’ya ait olmadığını belirtti. Duyururum.

mehmet-kirkinci

Mehmet Kırkıncı Hocaefendi:

Kapatmak değil, tebrik etmek lazım

Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden Mehmet Kırkıncı Hocaefendi, yıllarca ülkeye hizmet eden dershanelerin kapatılmasıyla birlikte eğitim camiasının zarar göreceğini söyledi.

 Yazılı açıklamada bulunan Kırkıncı Hocaefendi, şu ifadeleri kullandı: “Üniversite hazırlık dershaneleri yıllardan beri memleketimize maddi ve manevi olarak büyük hizmetler icra etmiştir. Bu müesseselere hizmeti geçenleri tebrik etmek vicdani bir borçtur. Milli Eğitimde günün şartlarına göre lüzumlu yeniliklerin yapılması da elbette icab etmektedir. Ancak kainattaki tedriç kanununa muvafık olarak yeniliklerin kademeli olarak icra edilmesinin daha muvafık olacağı kanaatindeyim. Aksi takdirde yıllarca ülkemize fedakârane hizmet veren bu müesseselerimiz ve eğitim camiamız önemli zararlar görecektir. 11 yıldır vatanımızın maddi ve manevi imarına vesile olan ve milletin dua ve teveccühlerine mazhar bulunan sayın başbakanımız ve hükümetimizden, bu müesseselerin muhafaza edilmesini beklemekteyiz.”

Biz kapatmıyoruz özgürleştiriyoruz

Sıkıyönetim dönemi gibi” ve “darbe planı” iddialarına sert tepki gösteren Tekin, “Biz özgürleştiriyoruz, hangi mantıkla sıkıyönetim diyorsunuz. Hükümetler siyaset oluştururken herhangi bir kitleyi karşısına hedef alarak yapmaz” dedi.

Milli Eğitim Bakanı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin katıldığı bir TV programında dershaneler ilgili atılan adımların dershaneleri özgürleştireceğini ifade ederek, “eğitim kurumu’ olarak devam etmek isteyenler okula dönüşecek. Dershanelerin yüzde 70’e yakını özel okula dönüşmek istiyor Özel okullara dönüşmek isteyenlere teşvikler hazırladık. 2 yıl içinde biz özel eğitim kurumuna dönüşebiliriz taahhüdünde bulunan dershanelere açık lise olarak hizmet verme hakkı tanıyoruz” diye konuştu.Nihai taslağın henüz tamamlanmadığını ve hazırlanan metinde yeni bir mağdur kitlesi yaratacak bir ifade olmadığını kaydeden Tekin, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın çocuklarımıza kazandırmak istediği bir formasyon var. Dershaneler bir eğitim kurumu olarak var olduğu sürece Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu politikaları hayata geçirmesi çok zor olacaktır” dedi.  Yusuf Tekin, “Biz kendi öğretmenlerimiz aracılığıyla halk eğitim merkezlerinde kurslar organize ediyoruz. Hazırlanmak isteyenler bu kurslarla eğitimini sağlayabilecek. Yeni yıldan itibaren dershane adı altında kayıt yapılmayacak” dedi.

300x104109_rıncs_2Bülent Arınç açıkladı, dershaneler kapatılacak mı?

Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrası yaptığı önemli açıklamalarda dershane konusuna da değindi

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç,Bakanlar Kurulu Toplantısı ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.Arınç’ın açıklamalarından satır başları: Başbakanın konuşması çok açıktı. Yazılı metne bağlı kalarak konuşmasını yaptı. Bir genel af beklentisinin bugün için hiç dile getirilmediğini görürsünüz. Genel af bugünün gündeminde yok. Başbakan konuşmasında geleceğe ait bir perspektif çiziyor. Gelecekte böyle bir hayal ediyoruz diyor. Hem gelen konuklarımızın konuşmaları hem de halkın genel tepkileri, barıştan ve kardeşlikten yanaydı. Anneler artık ağlamasın dediler. Bu kadar güzel bir konuşmasının ertesinde genel af gelecek anlamını çıkarmayınız. Türkiye’de bir yargı var. Hepsi çözüm sürecinin iyi bir sonuca bağlanmasına bağlı. Ben görevimin başındayım. Açıklamalar kamuoyunun malumudur. Şu anda bir Bakan olarak Ak Parti’nin bir milletvekili olarak hiçbir sözüm hükümetime, Başbakanıma zarar vermemeli. Konuşmalarım hükümete zarar vermesini, Başbakan’ı zor durumda bırakacak bir hale gelmemeli. Biz aramızda her sorunu gerçekten çözen ve bu yola böyle devam eden insanlarız. Partimize, hükümetimize zarar verecek bir sözün sahibiysek kendimizi feda ederiz. Sayın Başbakan’la bu konuyu kendi aramızda gayet güzel konuştuk ve karar verdik. Martin Luther King’in ‘benim bir rüyam var’ sözü vardı. Bizim de yeni Türkiye için böyle rüyalarımız var. Büyük tabloya bakın.

”DERSHANE KONUSU TEKRAR ELE ALINACAK” 

“Dershanelerle ilgili konu gündeme geldi. Dershaneler konusunda halka yanlış akseden konuların ele alınması ile birlikte paydaşlarla birlikte bu konunun tekrar ele alınmasının yerinde olacağı konusunda görüş birliğine vardık. Bütün boyutlarıyla birlikte tartışıldı. Dershane gerçeğini biliyoruz. Eğitime bir katkı olsun diye düşünülmüş ve iyi düşünülmüş, kanun içerisinde de yeri var. Ancak dershanelerin süreç içinde özel okullara dönüştürülmesi 7., 8., 9. Kalkınma Planları’nda da bu var. O zaman itiraz edilmemişti.  2 sebeple dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi kararlaştırıldı. Bu hükümet 11 yıl içerisinde eğitime öylesine güçlü bir eğitim verdi ki. Sadece Bursa’da hayırseverlerin eğitime kazandırdığı okulların maliyeti 325 milyon lira. Eğitim öncesinden liseye kadar 16 milyon öğrencimiz var. 800 binden fazla öğretmenle bu öğrencilere hizmet veriyoruz. Sadece hükümetimiz döneminde işe başlayan öğretmen sayısı 400 binden fazla. Eskiden dershanelere duyulan ihtiyaç eğitim sistemimizdeki eksiklikle sebebiyle çocuklarımızın başarılı olamamasıydı. Artık nitelikli eğitimi okullarımız vermeli, ilave bir tedbiri başkaları vermemeli. Aileler bu külfetten kurtulmalı. 4+4+4 sistemi ciddi bir şekilde uygulanırsa yeni seçmeli dersler, yeni ders programlarıyla ve kat sayı engelinin kaldırılmasıyla dershaneler bir ihtiyaç olmaktan çıktı diye düşünüyoruz. Dolayısıyla bu dershaneler ellerindeki birikimlerini bir okula dönüştürmek suretiyle devletin desteklediği bir alanda eğitim yapabilirler. Ama bunu yaparken dershanelere zarar vermemeliyiz, öğrencileri ve dershane çalışanlarını mağdur etmemeliyiz. Arsa teşvikinden kontenjanları boş kalırsa destek verilmesine kadar çalışmalar yapılmalıdır. Bugün açık yürekli olalım bir kısım endişeli, bir kısım da art niyetli. Ben de çocuklarımı özel ders aldırırken hatta adını da vereyim Maltepe Dershaneleri diye bir kuruma gönderdim. Çok da memnun kaldım.

BAŞBAKAN TALİMAT VERDİ”

Eğitim devletin birinci işidir. Bugün çok güzel bir görüşme yaptık. Sayın bakanımızın önerisi üzerine sayın başbakanımız talimat verdi. ‘Kim ne söylüyorsa görüşeceksiniz, neler karşılanabilir bakacaksınız sonra da halkımızın karşısına net olarak çıkacaksınız’ dedi. Eleştirilerde bulunan herkesin eleştirilerine saygı duyuyorum. Biz hükümetimiz ile öğrencilerimiz ve velilerimiz arasında başka bir yapıyı gerekli duymuyoruz.

Sayın bakanın tekrar yapacağı bilgilendirme yıl sonuna yetişecek mi?
Hiçbir süre tahdidi yok. Bizden süre beklemeyin.

Etüd merkezleri ve okuma salonlarının durumu?
Etüd merkezleri ve okuma salonları yok. Arkadaşlar çok detay istemeyin. Dershanelerle ilgili düşündüğümüzü ne etüd merkezleri ne de okuma salonları için düşünmüyoruz. Yüreğinizi soğutun. Bunu başkası söylese dikkate almayabilirsiniz ama ben söylüyorum.

Bir danışmanlık şirketi bu konuyu topluma sordu ve yüzde 70 oranında dershanelerin kapatılmaması kararı çıktı. Bu durumda konuyu tekrar değerlendirir misiniz. Böyle bir konuya bu şekilde cevap vermek mümkün değil. Bu da bir veridir. Bu da değerlendirilir.



Bu habere hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yapan sen ol !
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10

GÜNÜN HABERLERİ

YAZARLAR

baslik